şükela:  tümü | bugün
798 entry daha
  • 4 yıldır fitness ile uğraşan biri olarak, son noktayı detaylarıyla koymak istediğim üründür.

    entrylere şöyle bir hızlıca baktığım zaman, baştan sona yanlış, şehir efsanesi ve eksik bilgiler yığını olduğunu farkettim.

    ilk olarak kısaca kas nasıl hacim kazanır ve büyür bundan bahsetmek istiyorum. kaslar, kaldırabileceğinden fazla ağırlık kaldırıp indirme ile mikro ölçekte yırtılmalar yaşar. aslında bakarsanız ağırlıklar bir nevi kaslara hasar verir. yırtılmaların olduğu sinyalini alan beyin hemen işe koyulur. kaslara, o yırtık olukları doldurulması talimatı gönderilir. bir nevi duvarda ki çatlağı alçıyla kapamaya benzer bu. kaslar, kapatıcı malzeme olarak alçı değil elbette ki proteini kullanır. doldurulan ara ekstra dayanıklı olur. yani kas, bir sonrakinde kaldırılacak ağırlığa bir miktar daha dayanıklı olmuş olur. mukavemeti artar. bu dayanıklı olma çabası neticesinde dolan ara pek tabi ki kasların daha hacim kazanmasını sağlar. yani özetle ağırlık kasları yırtıp hasar verir, kas spor sonrası proteini kullanarak araları doldurup daha kuvvetli yapar ve bu dolma neticesinde kasların hacmide artmış olur.

    neymiş demek ki kasların onarımı için protein olmazsa olmazmış. işte tamda bu noktada sporcular proteine ihtiyaç duyarlar. fakat şöyle düşünülmemelidir. sporcuların proteine ihtiyacı var o kadar. hayır. spor yapmayan normal bir vücut yapılan test ve deneylerle günde 20 gr proteine ihtiyaç duyar. bu kadarlık protein vücudun yaşamsal faaliyeti için gerekli enzim üretiminde kullanılır. yani yaş, cinsiyet ve kas kütlesi ile bu oran değişse de bu civarda protein alması sağlık için şarttır. şayet alınmazsa vücut ihtiyacı olan o 20 gr lık kısmı kaslarında ki proteinleri kullanarak sağlamak zorunda kalır.

    20 gr ise, aşağı yukarı 80-100 gr tavuk etinde bulunur mesela.

    konuya dönecek olursak eğer spor yapmayan insan 20 gr tüketiyorsa, spor yapan insanın hasar vereceği ve doldurulması gereken büyük kas kütlelerini göz önüne alırsak çok daha üzerinde proteine ihtiyaç duyduğu bir gerçektir. yani hiç protein almadan spor yapan bir insanın kasları ne kadar spor yaparsa yapsın küçülmeye maruz kalacaktır diyebiliriz.

    sporcuların protein protein diye inlemelerinin nedenini anlamış olduk. yıllarca proteini niye aldığını bilmeyen bir sürü sporcu insanda var.

    buraya kadar proteinlerden bahsettik şimdi gelelim protein tozlarına. protein tozları hakkında ki tüm söylentiler sadece türkiye'ye özgüdür bunun altını özellikle çizelim. bir kere bilmeniz gereken nokta bunun abd gibi gelişmiş ülkelerde tek içimlik şişelerde satılmasıdır. zira genelde grip olan insanlara amerika, ingiltere gibi ülkelerde doktorlar bu elzem olan proteini alması için reçetesine içmesi için yazarlar. milyonlarca insanın kullandığı, milyar dolarlık bir endüstriden bahsediyoruz. bu zamana kadar zararı ile ilgili 1 tane bile araştırma, bulgu, test sonucu saptanmamıştır.

    protein tozu nasıl imal edilire gelirsek eğer (whey ve casein) bildiğimiz süt tanklara alınır. akabinde çeşitli enzimler ve doğal yöntemlerle sütün içinde bulunan protein bu şekilde alınmış olur. daha sonra içine tatlandırıcı ve bir kaç diğer işe yarayan yan doğal gıda takviyeleride eklenerek piyasaya sürülür. olay bu kadar basittir anlayacağınız. süt ne kadar zararlı ise protein tozuda o kadar zararlıdır hatta sütün içinde bulunan yağ gibi şeylerde vücuda alınmayacağı için sütten daha zararsızdır da diyebiliriz.

    raflarda görebileceğiniz en doğal ve sağlıklı fabrika ürünü olduğu çok açıktır zira sizin almış olduğunuz herhangi bir ambalajlı ürün içerisinde bulunan koruyuculardan tutun kıvam arttırıcılarına kadar asıl size zarar veren şey onlardır.

    pahalı mı? evet pahalı. çünkü devletimiz yerli malı suplament firmalarının ürünleri satılsın diye ithal ürünlere fahiş vergiler bindirmiş vaziyette üstelik yasaklı ürünler içerisinde yani yurt dışından ülkeye sokmanız mümkün değil. aslında çokta yanlış bir uygulama değil neyse.

    neden besin yerine protein tozu?
    böyle bir şey yok. günlük alınması gereken yağ, karbonhidrat tamamlandığı zaman fakat hala protein alınması gerekiyorsa, protein içeren ne yerseniz yiyin yağ ve karbonhidratta alacaksınız. işte tam bu noktada tozlar imdadımıza yetişiyor. sadece protein alarak yağ ve karbonhidrat miktarını değiştirmiyoruz. ve ayrıca hızlı kana geçtiği içinde bazı noktalarda whey kullanmak avantajlı oluyor.

    benim söyleyeceklerim bunlar. protein tozu işe yarıyor mu sorusunun yanlışlığı, zararlı olması noktası, sivilce yapıp ereksiyon sıkıntısı yaptığı, sarkma yaptığı gibi gibi soruların sorulması son derece anlamsız olduğunu öğrenmiş oldunuz.

    edit: eklemeden geçmeyelim. protein tozu diye içine nişasta basılan ürünlerede denk geldim. türk malı, salonlarda satılan maldı. uyanıklık yapıp protein değerini düşüren firmalarda olabiliyor. bu yüzden avrupa malı ürünlere yönelmeniz daha iyi olabilir. denetim açısından daha iyi konumdadır. bunun yanında nerdeyse tüm tozlar aşağı yukarı aynıdır. bileşen çeşidi ve miktarı oynama gösterir yani demek istiyorum ki şu marka şundan kalitelidir demek yanlış olur. özellikle firmalar tarafından şişirilip daha pahalı satılan tozlar daha işe yarar dememek gerekiyor. dediğim gibi dev bir endüstri.

    ek olarak böbrek konusuna gelirsek eğer protein sindirimi sonunda çok miktarda üre oluşur. buda böbreklerinizi hayli çalıştırır. bu noktada su alım miktarı arttırılmalıdır. zira böbreklerde bilmediğiniz bir rahatsızlık varsa kötü sonuçlar doğurabilir yorulmadan dolayı elbette. fakat bu sıkıntı tozun kendisinde değil alınan protein fazlalığındandır. yani toz yerine et yerseniz böbreklere yük aynıdır. spor öncesi bir doktora gidip danışabilirsiniz şu kadar protein alıcam böbrekler yeterli mi nelere dikkat etmeliyim gibi. lifli gıdaları eksik etmeyin protein kabızlığa neden olan temel öğünlerden biridir. sonra vay efendim zararsız dedi sıçamıyorum diye gelmeyin.
891 entry daha