şükela:  tümü | bugün
1328 entry daha
  • bugün tam bir hafta oldu. 13 mayıs cuma yoğun bakıma alındı, o zamana kadar hep ben ölmem, ben sizi bırakmam, annene aşığım dedi. 23 mayıs pazartesi günü öldü. ama ben biliyordum, bu defa yoğun bakımdan çıkamayacağını hissetmiştim. yanına girdiğimde eline dokundum hafifçe. canlı olarak son dokunuşum oldu zaten.

    babam 20 şubatta kan tükürmeye başladı, apar topar doktor, akciğer kanseri teşhisi. küçük hücreli, kemik metastazı var. tedavisi yok, amaç ömrü uzatmak dediler. babam yine de "hayır, ben ölmeyeceğim" dedi. ama son bir hafta her gece öldüğünü görüyordu rüyasında. annemi özledim dedi, geçen pazartesi annesinin yanına gömdük babamı.

    anneme aşıktı, kardeşimle bana aşırı düşkündü. beraber içerdik, her şeyi ilk ona anlatırdım. sevgililerimi, iş sorunlarını, arkadaşlarımla sorunlarımı, her şeyi... şimdi kocaman bir boşluk var. kime ne anlatacağım?

    tek tesellimiz acı çekmemiş olması. biz çok acı çekiyoruz ama olsun, onu uyuttular yoğun bakımda hep. acı çekmedi.

    pazartesi günü özel hastaneye nakil ediyorduk. daha steril, kendi doktoru da orada... ambulansa beni de aldılar. öne oturdum, ellerim dizlerim titriyordu. ambulans sireni açtı, son sürat giderken birden arkadan cama vurdu doktor. yavaşla dedi. o an anladım, babama bir şey oluyor... kapıyı açıp kendimi aşağı atmak istedim, ama dedim dur, baban yedi defa ölümden döndü. bundan da dönecek.

    rota lüleburgaz'dı ama birkaç dakika sonra ambulanstaki doktor deli gibi aradaki cama vurmaya ve "en yakın acile gir" diye bağırmaya başladı. babaeski devlet hastanesi aciline girdik. bir anda onlarca insan sardı babamın etrafını. sonrası hep parça parça. ambulansın sesi, o makinelerin sesi, kalp masajı, doktorların hemşirelerin koşturması... tanımadığım insanlar yanıma geldi, beni tutmaya çalıştılar. sanırım bir ara yere oturup avaz avaz bağırarak ağlamışım. tanımadığım bir teyze beni teselli etmeye çalıştı. tek başımaydım çünkü. arkadan gelenler kestirmeden lüleburgaz'a gitmiş, biz apar topar babaeski acile girince ben o halde tek başıma kaldım.

    doktorlar, hemşireler, herkes çok uğraştı. babamı kurtaramadılar. hayattaki en büyük korkumdu babamın ölmesi. nasıl olacak, acı çekecek mi diye düşünürdüm hep. nasıl olup bitti anlamadım bile. hasta ölünce doktorlar umursamaz, "hastanız ex oldu" der giderler diye anlatırdı herkes. öyle olmadı. bir sürü doktor geldi yanıma, hepsi açıklama yaptı, kolumdan tutup beni oturttular. anlattılar. başıma iki hemşire diktiler hasta olursam diye. tek başıma çırpınırken bayılıp kalmayayım diye çok uğraştılar.

    sonra babamı gösterdiler bana. öptüm. zaten uyuyor gibiydi. morga götürdüler, oraya da gittim. cenaze günü mezarlığa da gittim. gömerlerken başlarında bekledim. babam nereye ben oraya. çünkü senelerdir o nereye gitse peşinden giderdim ya hastalanırsa, ya düşerse, ya bir şey olursa diye. pulse oksimetre ile yaşıyordum. sürekli oksijen ölç, ateş ölç, öksürüyorsa hemen doktora götür, aman evde uzun süre yalnız bırakma, dur o ilaçla bu ilaç içilmez baba, meyve alayım mı baba, baba, baba, baba...

    ama olmadı.

    babam 23 mayıs 2016 pazartesi günü, 60 yaşında öldü.
177 entry daha