şükela:  tümü | bugün
8 entry daha
  • vizyona ilk girdiginde uzunca bir süre bekleyip sonra boktan bir sinemada izlemis, scorsese'nin kundun ile beraber düsüs dönemi filmlerinden saymis, kimi yerlerinde gülmüs ve etkilenmis olmakla beraber, hemencecik unutmustum bu güzide filmi. nedendir bilinmez, sonradan tekrar izleme firsati buldugumda, umursamamis oldugum cogu filme yaptigim gibi firsati sallamak yerine, bir sans daha vereyim dedim ve sunlar cikti karsima:

    1- bringing out the dead sadece scorsese filmografisinde degil, son yillarda sinemalara gelmis kara mizah düzeyi en yumruk kivaminda filmlerden birisiymis. kimisi bir pulp fiction'la, big lebowski'yle yaristirilabilecek quote etme seviyesinde harika diyaloglari varmis. kimi sahnelerde gülme krizine bile sokabiliyormus insani.

    2- gece vakti new york'ta bir ambulans söförünü anlattigindan dolayi durmaksizin taxi driver'la karsilastirilan, onun devami olarak görülen film, taxi driver'in sahip olmadigi absürd mizahi ve sürreel, rüyalardan firlama gece ambiyansiyla scorsese filmografisinin baska bir cevherine, after hours'a daha cok benzemekte, agizlarda benzer bir tad birakmaktaymis.

    3- film karamsar ama kalender karakterleri, gece-sehir-bizim cocuklar atmosferi ve ölüme, sokaklardaki pislige ve ac insanlara karsi kayitsizligin resmi, kaygilanmanin ve yardima calismanin nafile olmasi ve buna ragmen cabalamak üstüne kurulu temasiyla lawrence block'un scudder kitaplarinda tasvir ettigi new york'a pek yakinlasmakta, bu acidan hususiyyen bir sempati kazanmaktaymis.

    neticede "iyidir, iyidir" dendikten sonra unutularak hakki yenmis, degerinin zamanla anlasilacagini düsündügüm bir filmmis bu. hatasiz, kusursuz degil; kimi yerlerde tempodan kaybediyor sanki, buna karsin cok iyi yönetilmis, cok iyi oynanmis, mizahi ve atmosferi tadindan yenmez, izledikce güzellesen lezzet, gözden kacirilmamasi gereken bir esermis.
16 entry daha