şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • filmi cermodern 'in açık hava film gösteriminde ağzım açık vaziyette ve zaman zaman da irkilerek dehşet içinde izledim. trabzon ve artvin 'i ekranda görmek gerçekten çok güzeldi. sevmediğimi düşündüğüm bu ülkenin belki de sevdiğim bi tarafı vardır diye düşündüm.

    birkaç spoiler verecek olursam;

    özellikle inek (sanırım) doğum sahnesi muhteşemdi ve nefes almadan izledim. çok başarılı.
    salyangozların kovadan etrafa saçılması, her yeri kaplaması görsel anlamda büyük zenginlik katmıştı doğrusu. bu iki sahnenin görselliğini nasıl oluşturdu, o nasıl bir tahayyül şeklidir, ne kadar emek harcadı yönetmen, bunların hepsini gerçekten çok merak ediyorum.
    boğanın, güreşte kaybettikten sonra sahibine özür diler gibi bakması ayrıca şahaneydi.
    yöresel ağızlar hiç anlamasam vr ingilizce altyazıdan durumu çözsem de muhteşemdi.
    "umut" olgusunun nasıl bireylerde farklı şekillerde tezahür ettiğini çok güzel gördük. biri için dağdan çıkarıp satınca kazanacağı para ile ailesinin hayatını kurtaracağını düşündüğü "maden" çok önemli olurken, diğerleri için bu hiçbi şey ifade etmeyebilir. çünkü o diğerlerinde aynı oranda umut ve inanç olmayabilir. başkasının umutları ve hayallerini küçümsemenin ne kadar onur kırıcı olduğu gözler önüne serilmiş. her birimizin algı dünyası ve tahayyül şekli o kadar farklı ki, birimizin bir başkasını tamamen anlayabilmesi gibi bi durum söz konusu dahi olamaz. baş karakter, maden bulabileceği ve zengin olabileceği, daha doğrusu o yorucu ve ezici çiftçi hayatından kurulabileceği hayalleri kurarken , onunla özdeşleşmemek işten bile değil. üstelik, insanların onu anlamadığını bilmesi ve bu sebepten onlarla bu konuda konuşmaması da oldukça çarpıcıydı. izlemeli, izlettirmeli. insanın iç dünyasına doğru bir yolculuk. izlerken torino atı' nı, nietzsche'yi ve pek çok varoluşsal kavramı düşünmemi sağladı yönetmen. emeklerine sağlık her birinin. yani umut mudur insanı yaşatan yoksa unut mudur çileyi uzatan diye sordum hep.
129 entry daha