şükela:  tümü | bugün
101 entry daha
  • hermann hesse tarafından yazılıp, birinci baskısı 1927 yılında yayınlanan, ülkemizde de yky'dan çıkan bir roman. genel olarak konu, henry adındaki ana karakterimizin, "bir kurt var benden içeri" sanrıları etrafında dönüyor. yarısına kadar okuması kabir azabına eşdeğer ama sonrasında biraz daha somutlaşıyor. yapı olarak böyle bir romandan bekleneni vermiş: okuyucuyu bu durumla yüzleştir; gerekli soruları sor ama onlar adına bir karar vermekten kaçın. keşke herkesin henry gibi bunlarla yüzleşebilecek bir şansı olsa... ya da bir hermine'i.

    ayrıca romanın bir parçası sayılabilecek bir önsöz bölümüne sahiptir. okunmadan geçilirse yarım okunmuş sayılabilir.

    --- spoiler ---

    # insanların büyük çoğunluğu yüzmeyi öğrenmeden yüzmek istemez. "ne anlamlı bir söz, değil mi? yüzmek istememeleri doğal, çünkü karada yaşamak için yaratılmışlar, yüzmek için değil. ve düşünmek istememeleri doğal, çünkü yaşamak için yaratılmışlar, düşünmek için değil! evet, kim düşünürse, kim düşünmeyi kendisi için temel uğraş yaparsa, bunda ileri bir noktaya ulaşabilir; ne var ki, karayla suyu değiş tokuş etmiştir böyle biri ve bir gün gelir suda boğulur.

    # insanlığın her zaman varlığını sürdüren bir durumu olarak "burjuvalık", bir denge sağlama, insan davranışındaki sayısız aşırı uçlar ve karşıt çiftler arasında dengeli bir orta yolu ele geçirme çabasından başka şey değildir. bu karşıt çiftlerden birini, örneğin bir ermişle zevkperest bir kişiyi ele alırsak, benzetmemiz daha iyi anlaşılacaktır. insan, kendini tümüyle manevi değerlere, tanrıya yaklaşma çabasına, ermişlik idealine adama olanağına sahiptir. bunun tersine, kendini tümüyle içgüdüsel yaşama, duygularının isteklerine teslim edip, çabasını anlık hazların kazanımına yöneltme olanağıyla da donatılmıştır. birinci yol ermişliğe, manevi şehitliğe, tanrı uğruna kendini feda etmeye; ikinci yol ise zevkperestliğe, içgüdüler uğruna canını vermeye, çürüyüp kokuşmalar uğruna kendini gözden çıkarmaya götürür kişiyi. işte orta sınıf insanı bu ikisi arasındaki ılıman iklimde yaşamaya çalışır. asla kendini gözden çıkarmaz, ne çilekeşliğe ne de zevkperestliğe adar kendini, asla canını vermeye kalkmaz, asla yok olmayı istemez. tersine,onun ideali nefsinden el çekmek değil, ben'ini ayakta tutmaktır. ne ermişlik ne de onun karşıtı uğrunda çaba harcar. kayıtsız şartsız taraf tutmak onun katlanamayacağı bir şeydir. tanrıya olduğu gibi zevkperestliğe de kulluk etmek ister, erdemli olmaya çalışır; öte yandan bu yeryüzünde biraz da adam gibi rahat yaşamaya bakar. kısacası, aşırı uçlar ortasında, şiddetli rüzgarlardan, fırtınalardan korunmuş, sağlığına yararlı ılıman bir bölgede yerleşmeye uğraşır. bunun üstesinden gelirse de, kayıtsız şartsızlığa ve aşırılığa yönelik bir hayatın sağlayacağı yaşam ve duygu yoğunluğundan da elçekmek zorunda kalır. hayatı yoğun olarak yaşayabilmenin tek yolu, faturayı ben'e ödetmektir. orta sınıftan biri için kendi ben'inden, kuşkusuz yeterince gelişmeyip güdük kalmış bu 'ben'den değerli bir şey yoktur. dolayısıyla, yoğunluk pahasına kendini ayakta tutar, güven içinde yaşar, tanrıya sevdalanmışlığını verip vicdan rahatlığını alır karşılığında, hazzı verip hoşnutluğu, özgürlüğü verip rahatlığı, ölümcül ateşi verip tatlı sıcaklığı alır. bu yüzdendir ki, yaratılış bakımından orta sınıfa mensup biri güçsüz bir yaşam dürtüsüyle donatılmıştır, korkaktır, kendisini elden çıkarmaktan çekinir, kolay yönetilecek biridir. dolayısıyla, gücün yerine çoğunluğu, şiddetin yerine yasayı, sorumluluğun yerine oylamayı geçirmiştir.

    # göğüs, beden her zaman tektir, içinde barınan ruhlar ise iki ya da beş değil, sayılamayacak kadar çoktur; insan yüz zardan oluşmuş bir soğana, pek çok iplikten oluşmuş bir kumaşa benzer. eski asyalılar bunu çok iyi görüp bilmiş, budistler kişilik kuruntusunun maskesini düşürmek için yogalarında belli bir teknik geliştirmiştir. insanlığın oyunu eğlendirici ve çok yönlüdür: kişilik kuruntusunun maskesini alaşağı etmek için hindistan'ın binlerce yıl gösterdiği yoğun çabayı, batı aynı kuruntunun desteklenip pekiştirilmesi için harcanmıştır.

    # ölümsüzler arasında en çok sevdiklerine, örneğin mozart'a hayranlık beslerken de duruma yine burjuvazinin gözüyle bakar. mozart'ın mükemmelliğini tıpkı bir okul öğretmeni gibi sadece onun üstün uzmanlık yeteneğiyle açıklar da, bunu mozart'ın kendini adamışlığının ve acı çekme istekliliğinin büyüklüğüne, tüm burjuva idealleri karşısındaki umursamazlığına, acı çekenlerin ve insan olma sürecini yaşayanların çevresindeki burjuva atmosferini buzsu bir havaya dönüştüren yalnızlığa, gethsemane bahçesindeki o yalnızlığa katlanmasına bağlamaz.

    # kız, benim o karanlık korku hücremdeki küçük pencerecikti, minicik aydınlık delikti, esenlikti benim için, özgürlüğe götüren yoldu. bana yaşamasını ya da ölmesini öğretecek; sağlam ve sevimli elini benim kaskatı kesilmiş kalbime dokundurmalıydı ki, kalbim bu yaşam dokunuşuyla serpilip yeşersin ya da yanıp kül olsun. onun bu gücü nereden aldığı, ona bu gücü neyin sağladığı, benim için taşıdığı büyük önemin hangi gizsel nedenlerden kaynaklandığı üzerinde düşünemiyordum, zaten fark etmezdi, bunu bilmem önemli değildi. hiçbir bilgiye, hiçbir sezgiye en ufak bir değer verdiğim yoktu artık, bilgi ve sezgilere tıka basa doymuştum. durumun böylesine açık seçik bilincine varmamdır ki, benim için en acı ve en alaylı işkence ve utancı oluşturuyordu. bu adamı, bozkırkurdu denen bu hayvanı, örümcek ağına yakalanmış bir sinek gibi karşımda görüyordum. yavaş yavaş nasıl korkunç bir akıbete sürüklendiğini, nasıl tuzağa yakalanmış, ağ içinde savunmasız asılı durduğunu, örümceğin onun etine dişlerini geçirmek üzere nasıl hazır beklediğini, öte yandan nasıl kurtarıcı bir elin yakında belirdiğini izliyordum. çektiğim acının, ruhsal rahatsızlığımın, büyülenmişliğimin, nevrozumun nedeni ve koşullarına ilişkin en akıllıca ve en anlayışlı açıklamaları yapabilirdim, işin mekanizması tüm saydamlığıyla önümde duruyordu. ne var ki gerekli olan, öylesine ele geçirmeyi özlediğim, bilgi ve kavrayış değildi, yaşantıydı daha çok, kesin karardı, eylem ve etkinlikti.

    # (...)ama zevk alacağın bir şeyi yapmak için önce başkalarının iznine gereksinim duyuyorsan, gerçekten aptalın birisin derim.

    ***

    --- spoiler ---
51 entry daha