şükela:  tümü | bugün
24 entry daha
  • fotoğrafçılıkta "net alan derinliği" diye geçer. zira tam tabiri budur.
    her dış bükey mercek, sadece tek bir yerde "odak noktası" oluşturur. yani görüntünün en net tespit edildiği tek bir düzlem.
    ister tek bir mercek olsun, ister çeşitli akromatlardan oluşmuş bir objektif olsun durum hepsi için aynıdır. ancak gelişen optik teknolojisi ile birlikte objektiflerin "çizgi ayırma yetenekleri" de gelişmiş ve kabul edilebilir standartları zorlamıştır.

    işte bu bağlamda "net alan derinliği" olarak karşımıza çıkan bir "kabul" vardır ki üç şey bunu etkiler;
    1. konunun kameraya olan uzaklığı,
    2. kullanılan objektifin odak uzaklığı,
    3. kullanılan lensin diyafram (f) değeri.

    bu üç bileşenin çeşitli kombinasyonları net alan derinliğini etkiler. şöyle ki;
    nesne kameradan uzaklaştıkça (3 ve ya 8 m. gibi), kullanılan lensin odak uzaklığı küçüldükçe (24 ve ya 35 mm. gibi) ve kullanılan diyafram değeri büyüdükçe (f/16 - 22 gibi) net alan derinliği artar, tersi durumda ise azalır. net alan derinliği nesnenin önünde 1/3, arkasında ise 2/3'tür.

    bir de eskiden manuel odaklı lenslerin üzerinde net alan derinliğini "kabaca" gösteren ve yine infrafed film kullanacağınız zaman metrajı nereye ne kadar kaydırmanız gerektiğini bildiren renkli ve kırmızı bir skala bulunur, büyük kolaylık sağlardı. maalesef yeni nesil lenslerde pek bulunmuyor.

    peki nasıl oluyorda fotoğrafını çekmek istediğimiz objeye odak yaptığımız halde önünde ve arkasındaki nesneleride isteğimize göre net olarak tespit edebiliyoruz?

    işte burada "difüzyon" ve "konfüzyon" daireleri dediğimiz olay karşımıza çıkıyor.

    yani, belli bir noktada odaklanan ışık demetinin, bu noktanın önünde veya arkasındaki düzlemler üzerindeki izdüşümü bir nokta değil, dairedir.
    düzlem, odak düzleminden uzakta ise buna difüzyon (dağılma) dairesi, yakında ise konfüzyon (karışma) dairesi denir.
    işte bu noktada karşımıza "circle of confusion" yani bulanıklık dairesi diye bir olay çıkıyor.

    zaten net alan derinliği, aslında kabul edilebilir derecede keskin olan alanı ifade etmektedir. yani bu alanın bir başlangıç bir de bitiş noktası mevcuttur.
    keskinlikte göreceli bir kavram olduğu için bunu standartlaştırmak için bir yöntem geliştirilmiştir. şöyle ki;
    normal bir insan, 8 x 10 cm.lik bir baskıya 25 cm. uzaktan baktığı zaman, mm. başına 4 çizgi çiftini ayıredebiliyorsa bu fotoğraf keskin kabul edilir. bu da çizgileri oluşturan herbir noktanın yaklaşık 0.25mm boyutunda olması anlamına gelir.
    35mm’lik algılayıcının boyutları 36x24mm, köşegen uzunluğu ise 43.27mm’dir.
    8x10 cm.lik baskının boyutları 203 x 254mm, köşegen uzunluğu da 325mm’dir.
    35mm’lik film/algılayıcı ile çekilmiş bir fotoğrafın 8x10 cm. boyutunda basılabilmesi için de 7.5 kat (325/43.27) büyütülmesi gerekeceğinden aynı keskinliği koruyabilmek içinde herbir noktanın 7.5 kat küçük olması gerekecektir.

    0.25mm / 7.5 = 0.03333333333… yani 3 basamağa yuvarlarsak 0.033mm sonucunu elde ederiz.
    işte oluşan bu dairelerin "çapı" eğer kabul edilebilir nitelikte ve ölçüdeyse fotoğraf net olarak kabul edilir.
    yani net alan derinliği aslında bir "kabul"dür. yoksa yazımın başında da belirttiğim gibi ister grup olsun ister tek tüm mercekler değişik mesafelerdeki nesnelerin zahiri görüntülerini yine değişik mesafelerde tek bir düzlemde net olarak oluştururlar.

    net alan derinliğinin az ve sınırlı olduğu tersi durumlar için, geniş diyaframlı yani hızlı lensler kullanılır. diyaframın en açık olduğu (aslında diyaframın devre dışı kaldığı) değerlerde oluşan bu sığ alan derinliğine "different focus" yani seçici ayar denir.
1 entry daha