şükela:  tümü | bugün
6 entry daha
  • öncelikle.. yedi göbek izmirliyim, izmir'de yaşıyorum. uzun yıllar istanbul'da araç kullandım, her gün kendi arabamla aktif olarak en az 100 km yol yapmaktayım, plakam 34. bazı akrabalarım hem istanbul'da hem de izmir'de ticari taksicilik, kamyonculuk yapmaktalar. yani bu illerin trafik kültürü ile ilgili hem bolca gözlem yapma hem de işin içinde olan insanların objektif görüşlerini alma şansım olmakta. ne yazık ki bu insanlar da aşağıdaki yorumlarıma canı gönülden katıldıklarını beyan etmekteler.

    yukarıda tanımadığı insanların ninesine dahi küfür edebilen arkadaş ve onun gibiler tipik izmirli faşizanlığı ve kompleksiyle tepki vermişler. şaşırmadım açıkçası. eskinin güzel, kalender, rahat, başkalarına saygı ve hoşgörü gösteren izmirli abileri-ablalarının yerine bunların tam tersi yeni bir izmirli profili oluşmuş durumda.

    neyse, gelelim benim izmir trafiği ve yukarıdaki bazı yorumlarla ilgili tespitlerime...

    1. 3 şeritli görece boş çevreyolunda 50 metrelik takip mesafesiyle gitme:

    bunu yaparken de hızının en fazla 60-70 km. olması. sayılarda en küçük bir abartı yok. izmir trafiğinin büyük bölümü takip mesafesi yüzündendir inanın. hiç bir izmirli zaten sağ şeridi kendine layık görmez, orası kamyonlar ve tırlar içindir. ortada belçikalı teyze rahatlığıyla 40-50 km hızla giden "rahat", "çiğdem yiyen", "ama izmirli olan, herkesten farklı olarak el üstünde tutulması gereken" insanların sürdüğü araçlar gitmekte. sol şeritte? allah ne verdiyse ortadakileri 60-70 ile geçip tekrar orta şeride girmek yerine "araba solluyoruz alla alla" kibiriyle şeridi kapatan izmirliler gitmekte.

    peki ben? a book on c adlı yazarın sandığı gibi ben "dingillik, itlik, serserilik ve kumarbazlık" içinde yüzen bir 34 plakayım. işime, toplantıma veya hastaneye bir yakınıma yetişmeye çalışırken tıngır mıngır gidenleri beklemek zorundayım. 80 km hızla önümdeki hız tümseğini sağdan geçip tekrar sol şeride geçemem çünkü o zaman makas atmış olurum. buna da çok gülüyorum. ona makas denmez sağlamak denir. gerçek bir makasla tanışmak isteyenleri e5'e, tem'e veya light versiyonları için çeşme otobanına davet ediyorum. peki neden ben onun arkasından 80 ile gitmek zorundayım? bunuda beeyore adlı arkadaş söylemiş: "çünkü 77ye kitlemiş burada böyleymiş kurallar hadi canım" mış. bak hele şuna :)

    kız kardeşimi hastaneye acile yetiştirmeye çalışırken çevre yolunda önümde 80km hızla etten duvar örüp inadına yol vermeyenleri, zırıl zırıl siren çalan ambulansa yol vermeyenleri gördü bu gözler. izmir'de. istanbul'da bir ambulans ancak ve ancak trafik kitlendiği için ilerleyemez. acı ama böyle.

    2. kendisini uyaranlara atar yapma:
    "tüm maksadım bir yere yetişmek değil milletin huzurunu kaçırmak" olduğu için boşluk bulup sağından geçerken kornayla bana yol vermediği için uyardım ve tekrar sol şeride girdim. işte burada ruh gibi önünüzde tırıs tırıs giden "izmirli" atarlı bir ergene dönüşmüş, el kol ağız hareketleriyle muhtemelen "annenizin ve ninenizin fahişe olduğunu" tüm bedeniyle ve öfkesiyle dile getirmektedir.

    3. "izmirli"nin vermediği yolu almaya çalışma pişman olursun:
    "kendimi playboy zanneden kel cibiliyetsiz" olduğum için önümdeki hız tümseğinin sağından 80km ile geçip bir sonraki belçikalı teyzeye kadar sol şeride gitme niyetiyle sağa girdim. işte burada "uyuz, ruh gibi, takoz" dediğiniz "izmirli" adeta bir ayrton senna olmuş, önündeki 50 metrelik takip mesafesinin verdiği güvenle gazı köklemiş, "nah geçersin kodumun 34'ü" duygusunu doya doya yaşatmıştır.

    4. kırmızı ışıkta durmama:
    en yaygınlarından biri. kendimi af buyurun kek gibi hissetmeme sebep oluyor, bir tek neden ben duruyorum da herkes geçiyor arkadaş? bir gün deneme amaçlı karşıyaka'nın en civcivli saatlerinde uzun bir güzergahın tüm ışıklarında teorimi test ettim. hiç şaşmadı. istanbul'da kırmızı ışıkta geçene hemen hemen hiç rastlayamazsınız. "çünkü orada ceza var burada ceza yazmadıkları için rahat rahat geçiyorlar" mu dediniz? hani biz izmirliydik, hani çok daha saygılı çok daha medeni çok rereröröydük? değilmişiz demek ki. abartıyorsun diyen arkadaşlara muhtelif videolarla tokat gibi cevap verebilirim :)

    5. ara sokaktan çıkana yol vermeme:
    bu diğerlerine göre daha nadir ama sık sık karşılaşıyorum. istanbul'da ara yoldan hınca hınç dolu bir yola girmeye çalıştığınızda 2 bilemedin 3 araç sonra birisi hemen yol verir. istanbulun karakteristik trafik kuralıdır bu. izmir'de ise ara yoldan kalabalık yola çıkmak çok daha zordur, sizin gireceğiniz boşluğu kapatmaya çalışanlar boldur burada. çoğu zaman tek yol "kafa göstermek" diye de tabir edilen burnunuzu zorla öbür arabanın önüne sokmaktır ki bu durumda da "lanet olası güneş gözlüklü reprezant" diye ekşide boyunuzun ölçüsünü alırsınız.

    6. durmuş trafikte yokuş yukarı dur-kalk yapamama:
    bunu çok sık görmüyoruz ama görünce katıla katıla gülüyoruz. şehir içi durmuş bir trafik düşünün. battı-çıktı tabir edilen alt geçitte 70-80 metrelik bir kuyruk oluşmuş. yolun yokuş yukarı olan kısmında hiç bir araç yok herkes düz zeminde duruyor. çünkü "izmirli" şoförler sizin gibi "orospu çocukluğunu nesiller öncesinden kalıtımla almış" değildir, yokuşta dur kalk yapmak üzere değil otoyolda sol şeritte 60 ile giderken kendisini hunharca makaslayan 34'lüye yol vermemek üzere eğitilmiştir.

    7. diğer ufak tefek mazur görülebilecek zafiyetler:
    çevre yolunda sağ şeritten hızla gelenin önüne 5 km hız ile atlayıp 10 km ile yola devam ederek ninesi zina etmiş 34'lere freni kökletmek, ana yolda sağ şeritte durmak üzere yavaşlaya yavaşlaya gitmek ama dörtlü/sinyal yakmamak gibi minik kusurları görmeyiverelim artık.

    peki neden "izmir"li şoförler bu kadar berbat araç kullandıkları halde başkalarına bu kadar nefret kusmaktalar? bunun nedenini uzun süredir düşünmekteyim ve klişe olacak ama cevabı buldum:

    önce: cehalet.
    bu insanlar trafik kavramından haberdar değil arkadaşlar. bir trafik kültürü içinde yetişmedikleri için bilmiyorlar. ciddiyim. önünde, hızını 55km'ye sabitleyip ile giden egoist yüzünden hiç işine geç kalmamış. yakınını hastaneye götürürken girmeye çalıştığı boşluğu kapatan bir "izmirli" yüzünden kalbi duracak gibi olmamış. adam bilmiyor, yaşamamış.

    sonra: bencillik ve empati yoksunluğu.
    tamam bilmiyorsun, eyvallah. peki arkandan yaldır yaldır gelen "muhtemelen filodan kiralanmış araçlı" adamın belki acele bir işi var? acelesi olsun olmasın, hemen sağında orta şerit var, bak orada da senin gibi 50-60 ile giden belçikalı bayanlar var, girsene onların arkasına? trafiğin kuralıdır, hızlı gelene yol açarsan trafik daha akıcı olur. ama bir "izmirli" orta şeride girip arkadan gelene yol verip tekrar sol şeride geçemez. onu yapmak fani, sadrazamın sol testisi olamamış "cibiliyetini .iktiği" 34'lere mahsustur.

    daha sonra:
    teknik yetersizlikler. araç hakimiyetleri görece daha yetersiz olduğu yavaşlıktan(seri olamamaktan) kaynaklı, bir yeşil ışık kırmızıya dönene kadar misal 10 araç geçebilecekken 5-6 araç geçebilmesi, vs.

    özetle; yukarıdaki başlığın ve diğer nefret/küfür dolu yorumların nedeni, yaşadığımız topluma sinmiş bulunan "insanları başkalaştırarak onlardan nefret etme", "kendini ayrıcalıklı görerek bunu açık açık dile getirme", "bir insanla empati kurmanın salaklık anlamına geldiğini zannetme", "tartışırken kinini ancak küfür yoluyla ifade edebilme" gibi zaaflardan kaynaklanmaktadır.

    bu yazıyı yazmak için 4-5 yıl bekledim desem yalan olmaz. belki taraflı düşünüyorumdur diye mümkün olduğu kadar çok insanla tartıştıktan sonra yazmaya karar verdim.eşim de izmir'de araç kullanmakta ve istanbul'da hiç kullanmadığı halde trafiği sürekli gözlemektedir. kendisi de yukarıda yazdıklarımı onaylamıştır. izmir'de ticari taksicilik yapan yakınlarım da benimkilerle benzer yorumlar yapıyorlar. hatta iş icabı bindiğim taksicilere de soruyorum acaba ben mi yanlış düşünüyorum diye, kesinlikle onlar da aynı şeylerden şikayetçiler. inanmıyorsanız "izmirli" dahi olsanız bir deneme yapın. izmir'de taksiye bindiğiniz zaman sorun "şoför bey bu izmir'deki sürücüler çok şey ya niye böyle?" diye zarf atın bakın ne hikayeler anlatıyorlar, ne kadar dolmuşlar, bir dokun bin ah işit.

    son olarak; burada yazan sınıfçı, insanları kategorize eden primatlar nasıl bir adammış bu daha iyi canlandırsın diye: izmir aşığıyım, yedi göbek izmirli sayılırım, bornova anadolu mezunuyum. 40 yaşındayım. yüzde birin zor girdiği bir üniversitede okudum, reprezant değilim mühendisim ama reprezant kankalarım var. çiğdem diyerek büyüdüm ama sizin gibiler yüzünden artık çiğdem demeye utanır hale geldim.
1 entry daha