şükela:  tümü | bugün
57 entry daha
  • aslında kimsenin bilmediği, bizi de biraz daha fazla alakadar eden ilginç bir hikayesi vardır. sunay abi tadında bir başlangıç oldu ve öyle devam edecek.

    100 sene öncesi, 1915 yılı.

    malumunuz çanakkale'de kan gövdeyi götürüyor. toplam kayıp 250.000 kişiyi aştı, ki bunların 150.000 den fazlası bizden, yani türk, kalanların da bir çoğu bildiğiniz gibi anzak.

    fakat ortada ters giden bir şey var. ingiliz hükümeti çok kısa sürede geçileceği tahmin edilen çanakkale'de durumdan memnun. çünkü..
    çünkü gerçeği bilmiyor.

    çanakkaledeki ingiliz komutanı raporlarında, işler tıkırında, bugün yarın geçiyoruz diyor hep. işte tam bu zamanlar yaşanırken, bir savaş muhabiri. melbourne age gazetesi'nden. avustralyalı. görüyorki durum pek anlatılan gibi değil. türkler ekmeği üzüm hoşafına batırıyor batırıyor, gelip merminin önüne set çekiyorlar. tabi bir konu daha gücüne gidiyor. ingiliz komutanların devamlı klasik müzik eşliğinde, viski yudumlarken, kardeşi anzak askerleri'ni rahatlıkla bu mermilerin havada dans ettiği yere sürmesi.

    bu haberi neden şimdiye kadar ulaştıramadı. çünkü çok ciddi bir sansür var. savaşın içinden gerçekleri anlatmak, hele de sizi koruyan generallerin hoşuna gitmeyecek şeyleri anlatmak kolay değil. iş olacak gibi değil. tüm gerçekleri tek tek anlattığı uzunca bir mektup yazıyor. ben hala bu mektubun, çanakkale savaşı için en önemli kaynaklardan biri olduğu kanısındayım. fakat hiç kimsenin şu ana kadar bahsettiğini veya çevirdiğini görmedim.

    bu mektubun sansüre uğramaması için kendi doğrudan avustralya başbakanına elden ulaştırıyor. tabi başbakan durumu çok ciddiye alarak yine hemen elden ingiltere başbakanına. ingiltere başbakanı kabinesini topluyor ve bu uzun mektubu, hiçbir yerini atlamadan yaklaşık 3 saat boyunca okuyor. hemen mektubun gerçekliği araştırılıp, doğruluğu teyit ediliyor. cephedeki ingiliz kumandanları görevden alınıyor ve yurdumuza göz diken emperyalist güçler çanakkale’den çekiliyor.

    ee tabi bu önemli kararı almalarını, gerçekleri görmelerini sağlayan savaş muhabiri, savaştan sonra ülkesinde zengin-fakir büyük bir kitlenin sevgisine mazhar oluyor. bu muhabir yavaş yavaş ülkenin gazete sahibi entelektüelleri arasına giriyor ve medya gücünü ömrünün sonuna doğru her gün artırıyor. maalesef kendisi 1952 yılında vefat ediyor. o sırada 21 yaşında olan oğlu gazetenin başına geçip, babasının tüm başarılarını katlayarak devam ettiriyor.

    beyler bayanlar, pek bilinmeyen hikayemizin kahramanı medya patronu keith murdoch ve onun yerine alan oğlu rupert murdoch’tur.

    edit: o kadar mektup mektup diye çığırtkanlık yapmışız, hem içeriğine hiç girmeden hem de paylaşmadan geçmişiz. ayıbımızı hemen düzeltiyoruz. hatta ilgilenebilecek arkadaşlar arasında çeviri için bir sayfa paylaşımı yapılıp, kendi literatürümüze bir kaynak kazandırmanın faydalı olacağı kanısındayım (bkz: https://www.nla.gov.au/…iles/gallipoli_letter_0.pdf).
8 entry daha