şükela:  tümü | bugün
46 entry daha
  • bu adamın cemaati yıkayıp yağladığı zamanlar daha dün gibi aklımızda..

    buna rağmen utanmadan sıkınmadan sokağa çıkabiliyor bu zat..

    maillerimi karıştırırken, şöyle bir "taslak" hazırladığımı gördüm. yollarım diye yazmışım, sonra da yollamamışım belli ki..

    vakti zamanında, şöyle bir yazı "yazmış" bu..

    http://www.turkiyegazetesi.com.tr/…ugur/579328.aspx

    nefret dolu, çekememizlik dolu, hırs dolu.. böyle işte bu dinciler.. kendilerinden önde olana çamur at, çamur at ki yazdıklarına inanan beyinsiz ordusu, kandırılmaya devam etsin.. tıpkı senin ota boka inanıp, kandırıldığın gibi..

    herneyse, üşenmemiş, cevap yazmışım, sonra da vazgeçmişim.. keşke yollasaymışım da diyorum ama okuyup da utanacağını hiç sanmam..

    o cevabı bari buraya koyayım da, belki kendi bir gün gelir okur..

    --- spoiler ---

    sn. uğur,

    birazdan yazacaklarım size ve hayasızca savunduğunuz çıkarcı politikalarınıza ne kadar anlam ifade edecek bilmiyorum. ama yine de deneyeceğim.

    29.04.2014 tarihli türkiye gazetesinde çıkan yazınız, ya bilgisizlikten veya dizginlenemez artniyetinizden kaynaklanan yanlış ithamlarla ya da iftira ve yalanlarla dolu. ben ilkinin olduğunu düşünmek istiyorum. zira türkiye cumhuriyeti'nin kurulmasında emeği olan ismet paşa gibi bir komutana hakkını helal etmeyeceğini söyleyecek kadar saldırmak, yalan ve iftiralarla bile o kadar kolay değil.

    öncelikle verdiğiniz resimde görünen askerler itilaf devletleri askerleri. kafalarındaki miğferlerden rahatlıkla bunu anlayabilirsiniz. onları da şehadet mertebesine yükselttiğiniz için büyük britanya hükümeti size belki teşekkür bile edebilir.

    129. madde. belli ki tarihten ve araştırmadan uzak, işkembe-i kübradan sallayarak gazetecilik mesleğini icra ediyorsunuz. lozan'ın 129. maddesi, tazminat veya ganimet olarak verilecek topraklara ilişkin hükümleri değil, mezarlıklar ile ilgili şartları düzenleyen 5. kesim çeşitli hükümler'in 2.maddesine tekabül eder. yani söz konusu toprak, mezarlık olarak kullanılacak bir kara parçasını ifade eder. bu maddenin tamamını okuma zahmetine girseydiniz eğer (ya da okudunuz işinize gelmedi doğruyu açıklamak) benzer şartların türkiye için yunanistan'a da uygulandığı, ve 136. maddeyle de tamamen çarpıttığınız 129. maddedeki hakların aynılarının türkiye'den ayrılan topraklarda hayatlarını kaybeden şehitler için itilaf devletleri tarafından da türk tarafına tanındığını öğrenir, bilgisizliğinizi giderirdiniz. suriye'deki süleyman şah türbesi bunun en güncel ve en bariz örneğidir. benzer mütekabiliyete uygun yurtdışı şehitliklerimizin (tamamı türk toprağı gibi muamele görür) bir listesine şurdan ulaşabilirsiniz.
    http://www.msb.gov.tr/…ikler/yurtdisi/yurtdisi.html

    sevr konusu: demişsiniz ki o metni ne osmanlı onaylamıştır, ne de ingiliz ve fransız meclislerinden geçmiştir. doğrudur. sadece yunanistan, zahmet edip meclisinde onaylatmıştır. ancak sevr'e oturulduğunda türkiye'nin ortadoğudan sudan'a kadar toprak sahibi olduğu büyük bir palavradır. daha sevr'e gelmeden (10 ağustos 1920) itilaf devletleri sudan'ı falan bırakın, istanbul'u bile işgal etmişlerdir (16 mart 1920), meclis basılmış ve sevr'i imzalamadığını söylediğiniz vahdettin tarafından işgal kuvvetlerinin bilgisinde dağıtılmıştır. sevr'e gelene kadar olan bütün bu facialar mondros mütarekesi ile yaşanmıştır. ve mondros müterakesini vahdettin onaylamıştır. dolayısıyla padişah nezdinde onaylanan mondros müterakesinin genel hükümlerle sonuca bağlandığı sevr anlaşması'na, çıkan kurtuluş savaşı nedeniyle "onaylanmadı" demek laf ebeliğinden başka birşey değildir. bununla beraber sevr'e gerçek bir tepki olarak yapılan ve sevr'in bir türlü işleme alınmamasındaki bilinmeyen etkenlerden olan inönü muhaberelerinin başındaki komutan da sizin hakkınızı helal etmediğinizdir.

    yazınızın sonunda iyice işi magazine döktüğünüz ve düşman kuvvetlerinin delegelerine dayandırdığınız (düşmana toprak verdi diyebaşlayıp ismet paşa'yı düşmanın gözünden eleştirmek! ne kadar tutarlısınız), "ismet paşa içip içip herşeye gülerdi, bitse de gitsek havasında herşeyi vermeye hazırdı, halı satıcısı, baş tüccar" gibi ipe sapa gelmez aşağılamalarınıza girmiyorum.

    ancak 1.dünya savaşı'nda ıı. ordu kurmay başkanlığı, sonrasında doğu ve suriye cephelerinde dördüncü, yirminci ve üçüncü kolordu komutanlığı görevini yapmış, kurtuluş savaşı esnasında istanbul hükümeti tarafından idama mahkum edilmiş, kurtuluş savaşı esnasında önce genelkurmay başkanlığı, sonra da garp cephesi kumandanlığı görevinde 1. ve 2.inönü, sakarya, başkumandanlık gibi zaferlerde ordulara liderlik yapmış bir komutanı "alelade subay" olarak nitelendirmek tam anlamıyla bir akıl tutulmasıdır.

    çok tahmin etmiyorum ama yazdığım yazıya karşı argümanlarınız var ise, cevabınızı duymaktan memnuniyet duyacağım.

    saygılarımla,

    what makes you think i'm not a superhero
    --- spoiler ---
133 entry daha
hesabın var mı? giriş yap