şükela:  tümü | bugün
20 entry daha
  • benim olm, n'avar?

    her şey, günün birinde yan dairenin azgın kedisini evin balkonunda görmemle başladı. kısırlaştırılmamış ve kızgınlık döneminde çiftleşememiş davetsiz hayvan yirmi santim genişliğindeki iki daire arasındaki arayı üçüncü kat yüksekliğine aldırmadan geçip soluğu kısırlaştırma sonrası huzuru aseksüellikte bulan kedim kısmet'in dibinde alıyor, kısmet ortalıkta olmadığında evi paranoyaya boğuyordu. kovaladım olmadı, yan tarafı uyardım olmadı, yapılacak tek şey kedinin yürüyüş yolunu bloke etmekti artık.

    bu amaçla önce bir adet süs biberi fidesi edindim. hem kızardıkça biberleri yiyor hem de kafam rahat ediyordu. ne de güzel çiçek açıp meyveye dönüşüyorlardı! her şey yolundaydı.

    sonra bir gün yolda yürürken el arabasında fesleğen satan seyyar satıcıya denk geldim; "mis gibi kokuturlar ortalığı" diye iç geçirip iki saksı fesleğeni yan yana dikdörtgen saksıya ektim, hatta birine kendi adımı ötekine sevdiceğin adını verdim.
    balkon duvarını bloke ettikçe yan dairenin kedisine karşı büyük bir zafer elde ettiğime emin oluyor, pireli ve azgın tüy yumağına fesleğen gibi oturtuyordum.

    kısa süre sonra, gün boyu deli gibi güneş alan balkonda ideal olacağını düşünerek kiraz domates yetiştirmek istedim. en sevdiğim sebzeyi yetiştirmek en doğal hakkımdı sonuçta!
    eminönü'nden iki saksı oturak cinsi kiraz domates aldım, yine büyük dikdörtgen saksıya yan yana ektim.
    saksılardan topladığım fesleğen ve domatesten salata, acı biberlerden de yemeğin yanına çeşni yapmaya başlamıştım artık. daha ne olsundu?

    üstünden çok geçmeden, balkondaki üç saksıyı da güzelce idare ediyor olmanın özgüveniyle, en sevdiğim baharatı kendim yetiştirmeye karar verdim ; kekik. yine eminönü, bu defa üç saksı dağ kekiği fidesi ki biri sevdiceğe hediye, yine yan yana ekim ancak bu defa yuvarlak saksı. canım çektikçe 5-10 santim kesip minik yapraklarını yemeğime serpiyordum, sofra da buram buram kekik kokuyordu.

    balkon kenarlarını yeterince doldurmuş olmanın verdiği gururla artık tamam demiştim, "eldekilere iyi baksam yeter." büyük konuşmuşum.

    marketten ya da pazardan aldığım maydanozlar samandan hallice oldukça içim rahat etmemeye başladı. balkon kenarları iyice dolmuştu dolmasına ama, böyle berbat maydanozlar yemek allah'tan reva mıydı bana? değildi be..
    yine eminönü, bu defa elli gram tohum. bekliyorum ki çimlensinler. iki üç haftaya boy verirler diye umuyorum.

    sözün özü, içinizde ufacık bir heves varsa benimkiler gibi bahanelerle başlanıp tutkuya dönüşecek şeydir bu balkon yetiştiriciliği. ister çiçek yetiştirin ister sebze; toprağından dalına, vitamininden suyuna derken bir bakmışsınız nurtopu gibi hobiniz olmuş.

    tanım: en asil duygunun insanıdır.
217 entry daha

hesabın var mı? giriş yap