şükela:  tümü | bugün sorunsallar (6)
14363 entry daha
  • türkçede tanımlayamadığımız bazı duygu ve durumların diğer dillerdeki karşılıkları.
    phosphenes : (ingilizce) gözümüzü kapattığımızda ya da ovuşturduğumuzda gördüğümüz yıldız ya da renkler.
    (bkz: gökotta) : (isveççe) sabahları kuşları dinlemek için erken uyanmak veya doğayı izlemek için erkenden dışarı çıkmak.
    (bkz: nepenthe) : mutsuzluğunu unutturabilen ilaç.
    (bkz: age otori) : (japonca) beğenmediğin bi saç kesiminden sonra hissedilen kötü his.
    (bkz: destinesia) : bir yere gidip oraya niye gittiğini unutmak.
    (bkz: eglaf) : (ingilizce) anlamı olmayan ve her sözcük yerine kullanılan kelime.
    (bkz: komorebi) : (japonca) ağaçların arasından süzülen güneş ışığı.
    (bkz: fika) : (isveççe) tatlı bir şey yerken yanında kahve içmek.
    (bkz: dejabrew) : sarhoşken yaptığın şeyleri yavaş yavaş hatırlama.
    (bkz: laughback) : eskiden yaşanmış bir şeye yeni olmuş gibi gülmek.
    (bkz: boregasm) : can sıkıntısının doruk noktasına ulaşması , hunharca sıkılmak.
    (bkz: youniverse) : dünyanın kendi etrafında döndüğünü düşünen sadece kendi ile ilgili şeyleri önemseyen kişiler için kullanılan kelime.
    (bkz: liberosis) : olayları daha az önemseme isteği.
    (bkz: ineffable) : kelimelerle anlatılamayacak kadar iyi olanı betimlemek için kullanılan sıfat.
    (bkz: eloquence) : dili düzgün ve akıcı kullanma.
    (bkz: schadenfreude) : (almanca) : başkasının mutsuzluğundan mutlu olma.
    (bkz: aranyhid) : (macarca) güneşin suya yansıması.
    (bkz: cafune) : (portekizce)birinin elini başka birinin saçında gezdirmesi.
    (bkz: ayurnamat) : (inuit dili) değiştiremeyeceğin şeyler için üzülüp endişe etmenin mantıksız olduğunu savunan felsefe.
    (bkz: jayus) : (endonezce) aslında komik olmayan bir şeye anlamsız bir şekilde gülmek.
    (bkz: saudade) : (portekizce)sevdiğin ve kaybettiğin birine veya bir şeye özlem duyma.
    (bkz: mokıta) : (kilivila)herkesin bildiği ama kimsenin dillendirmeye cesaret edemediği gerçek
    (bkz: mellifluous) : (latin-yunanca kökenli ingilizce) tatlı , yumuşak , dinlenmesi zevk veren ses.
    (bkz: ukiyo) : hayatın zorluklarından bağımsız anı yaşama.
    (bkz: prozvonit) : (çekçe) : telefonu çaldırıp kapamak.
    (bkz: alexithymia) : duyguları açıklayabilme yeteneksizliği
    (bkz: maturdating) : sinemaya veya restoranta yalnız başına gitmek.
    (bkz: nonversation) : amaçsız kısa konuşma.
    (bkz: redamancy) : (latince kökenli ingilizce) seni seven birini sevme.
    (bkz: hiberdating) : sevgili için arkadaşlarını takmamak.
    (bkz: ambitchous) : ortalama kötü insanlardan daha kötü olmaya çalışma.
    (bkz: unkeyboardinated) : klavye ile yazarken sürekli hatalar yapma.
    (bkz: epiphanot) : çok muhteşem gözüken ama aslında amaçsız , gereksiz olan düşünce.
    (bkz: metanoia) : (yunanca kökenli ingilizce) birinin düşüncesini , kendini veya yaşam tarzını değiştirmesi.
    (bkz: tsundoku) : (japonca) satın alınıp okunmamış kitapların oluşturduğu yığın.
    (bkz: hanyauku) : (rukwangali) sıcak kum üzerinde parmak ucunda yürüme.
    (bkz: utepils) : (norveççe) : güneşli bi havada dışarda oturup biranın tadını çıkartmak.
    (bkz: bakku-shan) : (japonca) : arkadan bakınca çok güzel gözüken yüzünü görünce hayal kırıklığı yaratan kişi.
    (bkz: resfeber) : (isveççe) seyahata çıkmadan önceki gerginlik.
    (bkz: sib ncaim) : (hmong) ayrılıp bir daha görüşmemek , iki kişinin kısa karşılaşmadan sonra ayrılması.
    (bkz: vedriti) : (slovence) yağmur yağarken bi yere sığınma.
    (bkz: cringe) : (ingilizce) başkası adına utanmak.

    (bkz: chionophile) : (yunanca kökenli ingilizce) soğuk ve karı seven kişi.
    (bkz: afterclap) : herkes durduktan sonra alkışlayan kişi.
    (bkz: carcolepsy) : araba çalışır çalışmaz uyuyan yolcu.
    (bkz: erroris) : sürekli hata yapan kişi.
    (bkz: textrovert) : yüzyüze konuşmaktansa mesajlaşırken daha rahat hisseden kişi.
    (bkz: selenophile) : ay'ı seven kişi.
    (bkz: stigmatophile) : dövme ve piercing seven kişi.
    (bkz: pogonophile) : sakal seven kişi
    (bkz: ceraunophile) : şimşek ve gök gürültüsünü seven kişi.
    (bkz: pluviophile) : yağmuru seven , yağmurlu günleri daha eğlenceli ve huzurlu bulan kişi.
    (bkz: askhole) : sürekli salak saçma , amaçsız sorularlar soran insan.
    (bkz: shlimazl) : (ibranice) sürekli şanssız olan kişi.
    (bkz: friolero) : (ispanyolca) soğuk havaya karşı hassas olan kişi.
    (bkz: pochemuchka) : (rusça) çok fazla soru soran kişi.

    pek bilinmeyen türkçe kelime : (bkz: gümüşservi) : geceleyin ay’ın suya yansımasıyla oluşan parıltılı görünüm.
    diğerleri için : (bkz: #59332186)
21372 entry daha