şükela:  tümü | bugün
18 entry daha
  • genel olarak biyografi sevmeyen beni mest etmiş film. en sonda söyleyeceğimi en başta söylüyorum o yüzden. uzun zamandır gördüğüm, izlediğim, duyduğum en güzel şey bu film. sadece izlemedim ben bu filmi duydum. sadece duymadım; gördüm.

    hollywood yapımı biyografilerin giriş/gelişme/sonuç diskurundan uzak kendi özel evrenini yaratan ender filmlerden born to be blue. yükselme, düşüş, yeniden doğuş şablonundan uzak, kendi içinde zamansal kaymalara, kırılmalara, sıçramalara sahip, kronolojinin sıkıcı vaazından uzak ve ele aldığı kimliği o kimliğin ötesine taşıyan, duygusunu hem görsel, hem işitsel bir düzeyde yeniden tanımlayıp mükemelleştiren filmlerden.

    biyografilerin genellikle ele alınan karakterler ekseninde onların özel dünyasına özellikle görsel olarak eşlik etmediği gerçeğini göz önüne aldığımızda bir müzisyenin kendini gerçek ve mümkün kıldığı müziğin içinde doğuşunu ve ölümünü ona eşlik edebilecek tüm sinemasal imkanlarla perdeye taşıyor yönetmen robert budreau hatta belki bu noktada biraz daha cesur bile olabilirdi.

    memur yönetmenlerin melodrama gözkırpan sağlamcı biyografi formülllerinden hem kurgu, hem senaryo matematiği olarak uzak durup, karakterin yani chet baker'in müzikal yolculuğuna uygun bir dünya kuruyor yönetmen.

    chet baker'i görsel ve işitsel olarak ifade edebileceği tüm imkanları seferber etmiş ve büyük ölçüde başarılı olmuş yönetmen. böylelikle ethan hawke'ın kariyerinin en iyi oyununu vermesini de imkan tanımış. hatta film içinde film espirisiyle bence bu duruma ve elbet oyunculuğa göndermede bulunmuş.

    izleyicisini sömürmeden filme ait müziğin karakterini oluştururken, biçim/içerik eksenli ifadesini karakterden ayırmadan, karakterin önüne koymadan, salt ondan kaynaklı bir yaratımın temeline oturtmuş ustalıkla. hatta biyografilerin sıkıcı izleğinden uzaklaşarak kurgusal karakterler ve durumlarda yaratmış yer yer.

    ethan hawke ve carmen ejogo ve elbet başroldeki trompet/caz arasındaki kimya müthiş.

    yaratımın baştan çıkaran erotik hazzıyla süslenmiş bir yıkımın seks, kadınlar, uyuşturcu, şöhret bağlamında bir otopsisi born to be blue.

    buram buram melankoli, müzik, kadın, haz, mavi, doğum ve ölüm kokuyor.

    mutlaka görün.
10 entry daha