şükela:  tümü | bugün
25 entry daha
  • başlangıç düzeyindeyseniz ilk önce düşünce tarihi ile ilgili özet bilgiyi içeren roman formatında yazılmış sofie'nin dünyası adlı kitabı ya da buna eşdeğer bir eseri okuyunuz. herhangi bir zamanda herhangi bir düşünürün yazdığı eserin ya da yaptığı tartışmanın kökleri derinlere, eskilere uzanır. bu hikmete binaen düşünce tarihinin genelinde temel düzeyde haberdar olmayan kişi bugün ya da tarihin herhangi bir döneminde yapılmış bir tartışmayı derinlemesine anlamayacaktır.

    ortalama düzeyde iseniz yani düşünce tarihinin genelinden haberdarsanız ve artık filozofların metinlerini ya da bu metinler üzerine yazılan yazıları doğrudan okuyup değerlendirebiliyorsanız; genelde ihmal edilen bir nüansı dikkate almanız gerekmektedir. bu da her felsefi metnin ya da her türlü metnin kendi tarihsel bağlamında ele alınması gerektiğidir. bir metin yazıldığı tarihin ve coğrafyanın siyasi, sosyokültürel ve ekonomik koşullarından bağımsız değerlendirilemez. örnek verecek olursak eğer magna carta(büyük özgürlük fermanı) belgesinin nerede, hangi siyasal ve sosyal koşullar altında kaleme alındığını bilmezseniz yapacağınız değerlendirme havada kalacaktır. kısaca aristo'yu 20. yy'la taşıyıp boynuna kravat takmayın, hegel'i 12. yy bağdat'ına götürüp gusül abdesti aldırmayın değerli arkadaşlar.

    ileri düzeyde iseniz yani artık kendi fikirlerinizi ifade edip tartışabiliyorsanız özgünlüğünüzü ortaya koymanız gerekmektedir. çünkü felsefenin tabiatı bunu gerektirir. tüm ciddi düşünürler ya bir felsefi okuldan gelir ya da bir okul kurar ancak bu onların özgün olmadıkları anlamına gelmez. kant'ın salt aklın kritiği adlı kitabından alıntı elbette yapabilirsiniz. ancak yazdıklarınızın tamamı çetin metin bölümlerinden ibaret olmamalı. merak eden o kitaplara zaten ulaşır ve kant'ın ne dediğine bakar. şimdi burada özgünlüğün aklıma gelen bir kaç çeşidi var onları ifade etmeye çalışayım.

    1. büyük düşünürlerin yaptığı gibi doğrudan antik yunandaki eserlere referans vererek yeni, çağdaş ve geniş bir düşünce sistemi kurmak. bu çoğumuzun gücünü(ve zamanını) aşan bir şey.

    2. yazılmış eski ve yeni metinler üzerine onları açıklayıcı eserler yazmak yani "şarihlik". ibn rüşd'ün çalışmaları bunun en güzel örnekleridir. bu da zor iş bizim için.

    3. çağdaş(ya da klasik) felsefi metinleri kendi mizacımıza, kültürümüze, düşünce yapımıza göre okumak, anladıklarımızı özetlemek, derleme yapmak ve iyi ya da kötü, kendi düşünce geleneğimize göre yorumlamak... siz ne düşünüyorsunuz söz konusu olan meselede kardeşim? önemli olan bu. eleştirini yap, sentezini yap, analizini yap ama zaten yazılmış olanı kuru kuru tekrar etme. eğer adama katılıyorsan, kendine özgü nedenlerini sırala. şu şu sebepten adam doğru diyor de. yani "kendinden" muhakkak bir şeyler olsun şeker kardeşim.

    bunlar özgünlük üretir. yanlış, eksik, hatalı olabilir ancak özgünlük bir "düşünür" için vazgeçilmez bir özelliktir. özgünlük yoksa papağanlık vardır. bir metin hakkında salt bilgi veriyorsanız ya da o metni aynen veya parçalı bir şekilde kendinizden bir şey katmadan, yorumlarınızı, eleştiri ve analizlerinizi eklemeden paylaşıyorsanız değersiz bir iş yapıyorsunuz demektir bu. felsefe tarihinde saçma sapan fikirleri olan bir çok düşünürün ismi vardır ancak başkasını tekrar edip kendinden bir şey katmayan hiç kimsenin ismi yoktur.
26 entry daha