şükela:  tümü | bugün
50 entry daha
  • tolstoy'un incecik kitaba dünyaları sığdırdığı, gerçekleri yine yüzümüze vurduğu başka bir başyapıt. gerek insanın içinde bulunduğu sıkıntılara bir ışık, gerekse gündelik hayata çözemediğimiz olaylara farklı bir bakış açısı sunan nadide kitaplardan. lafı çok uzatmadan altını çizdiğim yerleri paylaşıyorum ama mutlaka okunması gereken bir kitap, bunu da belirteyim.

    "sonra birçok kadının yaptığı gibi, karşısındakilerin söylediğine değil de, söyleyeceğini tahmin ettiği cümleye karşılık vererek devam etti"

    "fakat biz erkeklerin bilmediğimiz,daha doğrusu bilmek istemediğimiz, fakat kadınların çok iyi bildiği bir nokta var: en yüksek şairane dediğimiz aşkta bile manevi değerlerin etkisinden çok, maddi yakınlığın, saç tuvaletiyle elbisenin renk ve biçiminin rolü vardır. erkeği elde etmeye azmetmiş deneyimli ve cilveli kadına, tuzak kurduğu erkeğin karşısında yalancılıkla, zalimlikle, hatta ahlaksızlıkla suçlanmayı mı, yoksa iyi dikilmemiş, zevksiz bir elbiseyle görünmeyi mi tercih ettiklerini sorun. hepsi birinci şıkkı terci edecektir. her kadın dem vurduğumuz yüksek hislerin yalan dolandan ibaret olduğunu, sadece onların vücudunu istediğimiz ve bunun için her türlü densizliğe göz yumacağımız halde giyinişlerindeki en ufak zevksizliği affedemeyeceğimizi bilir. cilveli kadın bunu bilinçli olarak bilir. saf kızda ise bu, hayvansal içgüdüdür."

    "kadınlar ise, "bizi sadece şehvet aleti olarak mı görmek istiyorsunuz; öyleyse size şehveti kullanarak hükmedeceğiz demektedir."

    "fabrikaları sayın. çoğunluğu yararsız şeylerle, lüks arabalar, mobilyalar, kadın bibloları yapmakla uğraşıyor. milyonlarca insan, kadın kaprisleri uğruna fabrikalarda en ağır koşullarda çalışıyor. kadınlar kraliçeler gibi insanoğullarının onda dokuzunu köleleştirmiş, en ağır iş esaretine mahkum etmiştir. bütün bunlar, erkeklerle eşit haklara sahip olmayışlarından geliyor"

    "şehvet arzularının tatmininden sonra aşkımız da sona ermişti. artık karşı karşıya duran, birbirinden alabildiğine zevk almaya bakan iki bencil insandık. o gün aramızda yaşananlara kavga demem yanlış oldu. bu, kavga değildi, şehvetin sönerek gerçek duyguların baş göstermesiydi. o soğuk, düşmanca duruşun bizim normal halimiz olacağını bir türlü anlayamıyordum."

    "köleliğin ortadan kalkması, insanların başkalarının sırtından geçinmekten vazgeçmeleri, ayıp saymaları gerekir. oysa köle alışverişini yasaklamakla bu geçici önlemlerle her şeyi kökünden hallettiklerini sanırlar. kendi kendilerini avutarak, değişen bir şey olmadığını görmez, görmek istemezler. çünkü insanlar ne olursa olsun başkasının sırtından geçinmeyi severler, kendilerinde bu hakkı görürler. böyle bir hak bir kere tanındıktan sonra bundan yararlanmasını becerecek açıkgözler her zaman vardır. kadınların kalkındırılması konusunda da durum aynıdır. kadın esareti, insanların kadını sadece zevk aleti olarak görmesinden, bu durumun işlerine gelmesinden doğmaktadır.
    ona özgürlüğünü bağışlamak, erkeklerle aynı haklara sahip olmasını sağlamak, kadın hakkındaki düşünceleri hiç değiştirmemiştir. çocukluğundan beri zevk aleti olarak yetiştirilen kadın, ilerde de toplum gözünde böylece kalır. bütün bunlar kadını alçaltır, ahlaklı bir cariye durumuna sokar. erkek de, güvenilmez bir esirci olur çıkar"

    "kadın biricik emeline ve dolayısıyla mutluluğa ancak erkeği eline geçirdiği anda kavuşur. bundan başka iç bir amacı yoktur. bu hep böyleydi, böyle olmaya devam eder. kızken koca bulmak, evlenince kocayı boyunduruk altına almak için hep bu çarelere başvurulur."

    "hatalı hayat yaşayan insanlar, durumların kötülüğünü görmemek için gözlerini yumarlar"

    "insan şehirde yüz yıl yaşar da çoktan ölüp çürüdüğünün farkına bile varmaz"

    "şuna iyice inandım ki benim gibi yaşayan bütün evli erkekler ya eğlenceye dalmalı, ya ayrılmadı ya da kendilerini veya benim yaptığım gibi karılarını vurmalılar. zaten başına bunlardan biri gelmeyen erkek pek enderdir."
51 entry daha