şükela:  tümü | bugün
5 entry daha
  • zeynep... ilk okul anılarımını akşam sefası gibiydi... akşam sefaları öyledir ya, gündüzleri kapanır içine hava kararınca açar rengarenk... öyleydi zeynep de. gündüzleri boynu bükülürdü okulda ne yapsam tebessümü konduramazdım pembe dudaklarına. akşam olup eve gittiğimizde kendine gelir yanaklarındaki gamzeleri çıkardı saklandığı yerden...

    bizim apartmanın görevlisinin kızıydı zeynep... hiçbir zaman kapıcı demedim... hep apartman görevlisi derdim.. hala da öyle... ben onun herşeyini çok iyi bilip onu çok sevdiğimi gösterdiğim için bir tek benimle mutlu olurdu. bir tek sadece ikimiz oynarken genişlerdi yüzündeki tebessüm... tek üzülmesin diye o, ne oyuncak alsam ona da aldırırdım anneciğime. o da hiç karşı çıkmaz alırdı ona da... hatta bir bayramda ayakkabımızdan elbisemize kadar herşeyimiz takımdı, babam almıştı... birimizde pembe, birimizde mavi elbise, beyaz rugan ayakkabılar, bir de! minicik (bize göre) genç kız çantalarımız...

    okulda kendini içine kapatırdı diğer çocuklar yüzünden... bir keresinde bir tiyatro gösterisine götürecekti öğretmenimiz bizi... zeynep, ben gelemem öğretmenim demişti... egerek boynunu önüne... param yok da... tam o anda sınıfın en patavatsız çocuğu kalkıp olmaz tabii senin baban kapıcı diye bagırmıştı... zeynep yüzünü yerden kaldıramıyor ben ise aglıyordum... hiddetle sıradan kalkıp birsürü şey saydırmıştım çocuga gözlerimden akan yaşlara aldırmadan... sonra gittik o tiyatroya, zeynep de geldi. ama işte o günden sonra hep boynu egik dolaşır olmuştu okulda... akşam sefam benim, gamzeli arkadaşım...

    sonra ilk okulu bitirdik... orta okulda yine aynı okula aynı sınıfa yazıldık... zeynep biraz daha iyiydi artık.. omuzları daha dik duruyordu, gamzeleri daha cok beliriyordu yüzünde. hem artık bu konuyla ilgili kimse onunla dalga geçmiyordu... akşam sefam mutluydu artık... zaman geçtikçe kendine güveni artıyor çok büyük bir iş kadını olucam diyordu! çook büyük!!

    sonra... babası emekli oldu. ayrıldılar bizim apartmandan... yüreğimi kopartıp alıyorlardı sanki... memlekete gidiyoruz dedi akşam sefam... akşamdı ama açmamıştı çiçekleri, bakamıyordu yüzüme... sımsıkı sarıdım, içime sokarcasına. hani yapışırız da belki ayıramazlar bizi diye... ama ayrıldık, o çook uzaklara gitti... antepe. hep mektuplaştık... sonra o tıp fakültesini kazandı... hala da konuşuyoruz... çocuk doktoru oldu... şimdi gülerek hatırlıyoruz o günleri... ama düşünüyorum da hiç de komik değildi aslında...
9 entry daha