şükela:  tümü | bugün
194 entry daha
  • profesyonel fotoğrafçı, kameraman, steadicam operatörü ve model pilotu olarak ben farklı ve ileri tavsiyelerde bulunmak istiyorum zira mobil sektör ile fotoğrafın özü ruhu bence bitti. zaten en güzel fotoğrafları da çeken çekti. bundan sonrası "bende yapıcam" hadisesidir ki tercih sizin. ama bence en başta hayalgücü ve yaratıcı olmayı öğrenmek lazım. kafa olmadıktan sonra göz görse ne yazar?
    zaten günümüzde, bakmakla görmek arasındaki farkı bilmek yok. nesneleri objektif gözüyle görmek yok. fotoğrafın yapısal öğelerini bilmek yok. ışığı tanımak kullanmak yok. yetenek yok. lcd'den bakan fotoğrafçı olmuş çıkmış.
    karanlık oda tecrübesinede boşver diyen olmuş.
    e doğru. asa, din, weston, şayner gitti, ıso geldi. gren gitti noise geldi. film gitti sensör geldi. agrandizör gitti baskı makinası geldi. dia gösterimi bitti, projeksiyon sunum geldi.
    e photoshop, lightroom gibi programlar da şimdidinin dijital karanlık odası oldu işte.
    nasıl boşvereceksin? iyi fotoğrafçı yoktur photoshop vardır diye boşuna mı demişler?
    hem biz filmlerle, dialarla uğraşıp, labo'larda çektiğimiz makaraları filmleri boşuna mı yıkadık bastık. hangi ışıkta hangi filmi kullanacağımızı, hangi filme hangi filtreyi takacağımızı, hangi sahneyi hangi lensle görüntüleyeceğimizi boşuna mı öğrendik? kusura bakmayın, bu işin temeli, özü, ruhu budur.

    öte yandan her ne kadar temeli fotoğraf üzerine kurulu olsada video sektörü daha popüler artık. ben ilk fotoğraf bilgimi, 70'li yıllarda ortaokullarda seçmeli ders olarak okutulan fotoğrafçılık ders kitabından ve akabinde yine kitaplardan okuyarak öğrendim. şimdi görsel ve işitsel olarak her imkan mevcut. değerlendirmek lazım. ayrıca fotoğraf gezileri ve buluşmaları var. kurslar var. kamplar var. gidin katılın.

    ek olarak, bol bol sinemaya gidin. kadraj konusunda gözünüzü en iyi eğiteceğiniz yer sinema projeksiyonudur. sonra yabancı dizileri izleyin. sahne, kurgu, kadraj ve ses konusunda gözünüzü kulağınızı bunlarla eğitin. bakmakla görmek arasındaki farkı anlayın.
    video film deyip geçmeyin. bakın artık cep telefonları, mobil cihazlar, aynasız ve dslr'lerin fotoğraftan ziyade hep video konusundaki yetenekleri ön plana çıkartılıyor, çoğaltılıp geliştiriliyor.
    time lapse, hyperlapse bile yüzlerce fotoğraftan oluşur ama video olarak hayat bulur. o nedenle adobe premiere ve after effects gibi programları ve en nihayetinde montaj yapmayı öğrenin. herkes bir şekilde fotoğraf çeker ama bir şekilde montaj yapamaz. sonra bu sizi her anlamda bir adım ileri götürür.

    drone, stabilizer, action cam, slider, 360 derece video teknik ve ekipmanlarını tanıyıp inceleyin. imkanınız varsa kiralayıp, kullanın. takip edip öğrenin. sadece fotoğrafa takılıp selfie çekip durmayın.

    youtube ve benzeri sitelerde bu ve benzer ürünlerle ilgili üretici firmaların değil, amatörlerin çektiği test videolarına bakın. çünkü amatörlerin ticari kazanç kaygısı yoktur ve görüntüleri şişirip manipüle etmezler. sizde böylece reklam ve ticari kazanç kaynaklı yanılgı ve tuzaklara düşmemiş olursunuz.

    yukarıda bahsettiğim ekipman ve sistemlere elinizi gözünüzü alıştırın. film ve prodüksiyonların kamera arkası görüntülerini izleyin. görüntü çetesi ne iş yapıyor bakın.
    lens, gövde, kadraj, denge, ışık, flaş, soft box, bayonet, açı, altın kural, sinematik görüş, difüzör, sehpa, dolly, slider, crane, filtre v.s ne demek? nerede nasıl kullanılır. ne kullanılır bakın. beni aşar deyip ilgisiz kalmayın. tüm pahalı ekipmanları simüle eden alternatifler üretiliyor. takip edin.
    nasılsa film yok dijital deyip bas çek yapmayın. ekipmanları tanıyın. kıymetini bilin. ben 96'da ilk "slr" kameramı (nikon f5) aldığımda yatağımda sımsıkı sarılıp uyuduğumu bilirim arkadaşlar. şimdiki gibi kolay değildi öyle eskiden ekipman sahibi olmak.
    sonuç olarak fotoğrafta videoda ayrılmaz bir bütündür. eğer yeteneğiniz varsa çabuk öğrenirsiniz merak etmeyin.

    ha bu arada;
    millet oraya buraya sanki hakkında ayet varmış ya da sınava hazırlanıyormuş gibi yok fotoğraf çekmeden önce kendinize sormanız gereken 20 soru zart zurt falan diye birşeyler yazıp zırvalamışlar. hiç kusura bakmayın arkadaşlar biz öyle 20 soru 30 soru falan diye bir şey duymadık, görmedik, sormadık. hem adam öküzün tekiyse sen ona 100 soru sordursan ne yazar? siz araba kullanmadan önce, drone uçurmadan önce, hatunla yatağa girmeden önce falan diye gene kendinize böyle sorular mı soruyorsunuz? oldu olacak bizim özel harekattaki gibi bir de göreve hazırlık ve çıkış kontrol formu düzenleyin de tam olsun.!
    geçin bunları arkadaşım. sizin verdiğiniz link ve ekipman tanıtımı yapan o youtube reklamcıları gibi şu sözlüktekilerin çoğu daha kısa donla gezerken biz bu işleri yapıyorduk. milletin kafasını bulandırmayın.

    gerçek fotoğraf önce insanın beyninde yaratılır-çekilir. sonra gider görüntülersin. yani görmeyi, farketmeyi, ayıklamayı kısaca ne istediğini bileceksin. gözün resim yakalayacak. resim üretecek. sahne resim verecek.

    çekim için yapılacak ön hazırlık ve en nihayetinde etkili fotoğraf çekmek için kişinin kendisine sorması gereken en baba soru 4'tür.
    -neyi (hangi konuyu),
    -nerden (hangi açıdan),
    -ne zaman (hangi ışık koşulunda)
    -nasıl ? (hangi objektifle, hangi diyafram ve enstantane değerinde v.s.)

    dijital teknoloji gibi şu caanım fotoğrafçılığında cılkını çıkartmayın.
28 entry daha