şükela:  tümü | bugün soru sor
68 entry daha
  • doğal yaşamı yok etmek konusunu biraz açabilir miyiz?

    çok değil, kırk beş bin yıl öncesine gidelim. "nasıl çok değil lan?!" diyorsanız eğer, size dünyanın dört buçuk milyar yıldır var olduğunu ve dünyanın tarihini bir gün olarak düşünürsek insanın 23.59'da ortaya çıktığı gerçeğini hatırlatmak isterim. gününüz harika gidiyor iken gece yarısına bir dakika kala yaşadığınız bir şeyin her şeyi mahvettiğini hayal edin. evrende bir nokta kadar bile büyük olmayan homo sapiens sapiens'in kibri ile dünyaya yaptığı şey kısaca budur.

    neden kırk beş bin yıl öncesi? çünkü bu, insanın ilk avustralya seyahati. biraz daha açacak olursak, afrika-asya ekosistemini ilk terk edişi. sonuçları ne mi olmuştur? avustralya'nın büyük faunasının %90'ı yok oldu. suçu iklime atın ya da kabullenip bir seferden bir şey olmayacağı gibi bir açıklamaya sığının. tamam. fakat nereye gitsek aynı şey tekrarlandı. mesela yeni zelanda'nın zengin ekosistemi, sapiens'in karaya ayak basmasıyla birlikte büyük darbeler aldı.

    bunlar yalnızca avcı toplayıcı, ilkel insanların yaptıkları.
    ve onlar, her ne kadar şu an suçlayıcı konuşuyor olsam da muhtemelen yarattıkları yıkımın farkında değillerdi ve yalnızca içgüdüsel olarak üreyip yayılmaya çalışıyorlardı.

    bugün sırf zevk için nesli tükenmekte olan hayvanları bile avlayan; soğuk olmayan yerlerde dahi sırf sükse için kürk giyip zenginlik göstergesi olarak deri çantalar, ayakkabılar, hatta cüzdanlar kullanan adamlar, kadınlar... ve onu geçtim daha küçük böcekleri ve sinekleri yiyerek aslında besin zincirinde önemli bir rol oynuyor olmasına rağmen sırf çirkin gördüğünüz için elektrik süpürgesiyle çektiriverdiğiniz örümcekleri; camı açıp dışarı çıkartmak yerine kitabı kafasına yapıştırdığınız bal arılarını düşünürsek sizler için aynı şeyi söyleyebilir miyiz?

    yalnızca sanayinin dahi tek başına ekosisteme vurduğu darbe ortada ve artık oturup sorgulayacak bilince eriştiğimiz halde, sırf kendi çıkarlarımız, kendi iyiliğimiz adına diğer türleri hiç düşünmeden bunu yapmaya devam ediyoruz. aman denizlere atıklar dökülsün, havaya zehirli gazlar salınsın, havadaki karadaki denizdeki tüm hayvan türlerinin amına koyalım.

    maksat biraz daha medeni olalım.

    bu da mı içgüdüsel?

    ilk baştaki örneği vermemin bir sebebi var. zira şöyle diyor yazıda.

    --- spoiler ---

    bu tür adalarda bir zamanlar uçmayan kuşlar yaşardı. bunlar adada kaçacak herhangi bir düşmanı olmadığı için uçmayı unutan kuşlardı.

    bir gün tibbles ağzında bu kuşlardan birisiyle çıkagelmiş. bu kuş dünyada sadece üç çeşidi bulunan uçmayan ötücü kuşlardan biriymiş, bir çalıkuşu.

    meğer tibbles adaya geldiğinde hamile imiş. yavrulamış. yavrular da yavrulamış. ve adadaki yaban hayatını süratle ortadan kaldırmaya başlamış. 1899’da lyall bir tüfek edinmiş ve kedileri öldürmeye girişmiş. 1925’e gelindiğinde ada tamamen kedilerden arınmış.

    bu arada, traversia lyalli adlı çalıkuşunun nesli tükenmiş.

    --- spoiler ---

    bağlantıyı kurdunuz mu?

    o kediler, kendi rızaları dışında hiç bilmedikleri bir ekosisteme konulup orada doğal olarak avlanmış ve bir türün yok oluşuna sebep olmuşlar. biz insanlar, kırk beş bin yıl evvel kendi rızamızla basit gemiler yapıp avustralya'ya gitmiş ve orada doğal olarak avlanmış, neredeyse her türün yok oluşuna sebep olmuşuz. ve artık temel ihtiyaçlarımızı karşılamıyor olsa bile sırf zevk için bunu yapmaya devam ediyoruz. hangimiz masum? kedi mi, insan mı? bana sorarsanız...

    hiçbiri.

    ama kesinlikle insan, kediden masum değil.
29 entry daha