şükela:  tümü | bugün
37 entry daha
  • en geneli olarak düşünürsek, iletişimi sağlayan her türlü işaret sistemine dil denir. dolayısıyla insanlar arasında iletişimi sağlayan bildiğimiz anlamdaki dil olgusunun ve beden hareketleriyle iletişim kurulmasına olanak sağlayan işaret dilinin yanında insan ile bilgisayarlar arasındaki iletişime olanak sağlayan pascal gibi, c gibi programlama dilleri de bu gruba dahil edilebilir.

    dilin yapıtaşı sözcüklerdir, gramer ise sözcükleri işleyip "dil" denilen kavramı ortaya çıkaran bir araçtır. tek başına sözcükler anlam ifade etseler de dil oluşturamazlar; sözcükler ancak gramer ile harmanlanarak istenilen mesajı iletmede kullanılabilirler. ayrıntılar için (bkz: gramer)

    dünya üzerinde bugün 5000'in üzerinde dil olduğundan bahsetmektedir kaynaklar. kimi geniş topluluklarca konuşulan, sistematikleşmiş diller olsa da çoğu aslında küçük topluluklar arasında konuşulan ve günümüzün küreselleşen dünyasında sayıları her geçen gün azalan dillerdir.

    dillerin kökeninin bir dil olduğu fikri 20. yüzyıl başlarında tartışılan bir fikir olsa da-ki bu fikrin adı la langue soleil-güneş dil diye geçer- geçerli olmadığı anlaşılmıştır. her kavmin yüzyıllar boyunca konuşma becerisini geliştirip, önce nesnelere ardından da kavramlara bazı sessel işaretler atamasıyla ve bunları zamanla belli bir sistematik üzerinde temellendirip dilin kurallar bütünü olan gramatiğini ortaya çıkarmasıyla ilkel dillerin oluştuğu, ardından da başka dillerle olan etkileşimle gerekse kendi içsel dinamikleriyle değiştiği, önce ağızlara bölündüğü sonra da ağızların da evrimleşerek başka dillere dönüştüğü kabul edilmektedir.

    dillerin gruplandırılması çalışmalarına 19. yüzyılda başlanmıştır. günümüzde iki kriter gözönünde tutularak diller sınıflandırılır: yapısal özellikleri ile köken birliği.

    yapı bakımından diller üçe ayrılır.

    1. yalınlayan dillerde sözcükler cümlede biçim değiştirmez, ek almaz, oldukları gibi kalırlar. anlam farklılıkları sözcüğün başka sözcükle birleşmesiyle veya vurgu farklılıklarıyla yapılır. (çince)

    2. bağlantılı dillerde sözcük kökleri sabit kalır, yeni anlamlar köke ulanan eklerle oluşturulur. (türkçe, moğolca, fince, macarca, japonca)

    3. bükümlü diller çekimler sırasında ve farklı anlamlar kazandıklarında biçim değiştiren sözcük köklerine sahiptir. (hint-avrupa, hami-sami dilleri)

    bazı dillerin ortak atadan türediklerini varsayarak ortaya konulan dil aileleri ağacı, dillerin tarih içindeki ayrışmalarını temel alır. gramatik ve fonetik benzerlikleri ile sınıflandırılır. (bkz: dil aileleri)

    anadillere göre, bütün lehçeleriyle beraber, en çok konuşulan diller de ortalama olarak şöyledir:
    çince: 1 milyar
    hintçe: 800 milyon
    ingilizce: 400 milyon
    ispanyolca: 300 milyon
    rusça: 250 milyon
    arapça: 200 milyon
    portekizce, fransızca: 150 milyon
    japonca, almanca, türkçe, endonezya dili, malay dili: 100 milyon

    ikinci, üçüncü dil olarak da konuşulanlar hesaba katılırsa rusça, arapça, fransızca ve ispanyolca ama özellikle de ingilizce belirgin bir artış kaydetmektedir(günümüzde bir milyar kişiye yakın insanın ingilizce kendini ifade edebilme yeteneğine sahip olduğu hesaplanmaktadır, ama az ama çok. bu bakımdan ingilizcenin evrensel bir dil olma yolunda önemli bir seviyeyi çoktan aşmış olduğunu düşünebiliriz.)

    bunların dışında belli bir dil içerisinde de ayrılıklar olabilir. lehçe ve ağızlar, argo ve konuşma ile yazı dili arasındaki farklılıklar başlıcalarıdır. lehçeler, bir dilin coğrafi uzaklıkların sonucunda toplumların izolasyonu nedeniyle ayrışmasıyla oratya çıkar. iki ayrı lehçe konuşan iki insan arasında küçük anlaşma problemleri olabileceği gibi(azerbaycan türkçesi), birbirleriyle tamamıyla anlaşamayadabilirler(kırgızca).

    ağızlar daha küçük farklılıklara, çoğunlukla farklı sözcüklere değil de farklı söyleniş tarzlarına işaret eder(en cüzel çay doğuş çay).

    argo toplumun etnik veya coğrafi olarak değil de sosyal tabaka olarak ayrışmış kesimlerinin kullandığı, toplumun diğer kesimlerince anlamı anlaşılmayacak sözcüklere verilen addır. anlam kaymasına uğramış sözcükler yanında(para tokatlamak, mekandan uzamak, ineklemek), başka dillerden kullanılan veya tümüyle yeniden üretilmiş sözcükleri de kapsar(mangiz, abazan, dandik, nonoş, püfpüf).

    konuşma dili de günlük hayatta kullanılan dildir ve konuşulan kişiye göre farklılıklar gösterir. yazı dili ise tektir, belli kurallara bağlı olarak biçimlenmiş, konuşma dilinden bağımsız olmayan ama yine de konuşma dilinden daha yapay olan bir dildir.

    hala sıkılmadıysanız şuna da bir bakıverin (bkz: evrensel dil)
    hatta bir de bunlara bakın (bkz: ölü dil) (bkz: yazı)
    ayrıca (bkz: copy paste değil alın teri)
239 entry daha