şükela:  tümü | bugün
  • internette kedi bakımıyla ilgili inanılmaz bir bilgi kirliliği var. kedime x oldu yazdığınızda; karşınıza çıkan dünya kadar alakasız şey içerisinde bulduklarınız çare olmak bir yana içinizi rahatlatmıyor bile. hepimizin veterinerlerle deneyimi az buçuk benzer. güvenilir bir veteriner bulmak için dolaştığımz veterinerlerde kaybettiğimz zaman bazen minik dostlarımızı kaybetmemize bile sebep olabiliyor. veya küçük bir sorun için telaş yapıp dostumuzu götürdüğümüz veteriner sırf para alabilmek için basit yollarla halledilebilecek durumlar için bile ağır ilaçlar yükleyip ileriki yaşlarda dostumuzun ilaçlara tepki vermemesine sebep olabilliyor. buradaki önerilerimi dikkate alır ve az buçuk gerçekleştirirseniz siz de cerrahi durumlar dışında veteriner e gitmeden dostunuzla kaliteli zaman geçirmenizin keyfini çıkarabilirsiniz.

    ................
    kedi besleyen birinin evinde olması gerekenler:

    ****aktardan;
    biberiye yağı
    biberiye yaprağı
    sarı kantaron yağı
    papatya çayı

    ***eczaneden;
    terramycin krem
    immuzinc vb bebeklerde de kullanılan türden bağışıklık güçlendirici şurup
    pamuk
    kedi biberonu
    şırınga

    ****marketten;
    pirinç unu
    sarımsak
    doğal elma sirkesi alıyoruz.
    limon
    bunlar evde sürekli bulunacak ve en az bir yıl gidecek malzemeler.
    immuzinc yaklaşık 30 lira onun dışındakilerin toplamı en fazla 50 lira tutacaktır.

    ***sağlık malzemeleri satan bir yerden veya internetten;
    zefiran forte türevi hastanelerde vs. kullanılan dezenfektan

    baktığım, tedavi ettiğim, ilgilendiğim onlarca kedi, görüştüğüm onlarca veterinerden sonra deneyimlerime, okuduğum makalelere, isteyene fotoğrafını atabileceğim öncesi sonrası fotoğraflarına, kendi kedilerimin sağlığına ve güzelliğine güvenerek kedi bakmak isteyen, sokakta hasta, bakımsız vs kedi bulup veterinere götürecek parası olmayan, hali hazırda kedi bakan ve daha iyi şartlarda ilgilenmek isteyenlere ilk ve en önemli tavsiyem yukarıdaki listedeki malzemeleri edinmeleri.
    teker teker ne neden gereklidir nasıl kullanılır anlatayım:

    papatya çayı
    kantaron yağı ile birlikte doğanın en büyük mucizelerinden olan papatya çayı kedi sever herkesin evinde aktardan alınmış yaprak olarak bulunmalı. paket çay değil.
    sahipsiz kedi bakıyoruz ve parazit sorunumuz var. dış parazit ilaçlarının ne kadar zararlı ve tehlikeli olduğunu bil(m)iyoruz, ne alternatifler var bilmiyoruz. ya da dış parazit yok ama sokaktan getirdik.
    bir su bardağı suya bir yemek kaşığı papatya yaprağı atıp bir taşımlık kaynatıp üstü kapalı demliyoruz. ılınınca bir pamuğu çaya batırıp kedimizi boydan boya temizliyoruz. dış parazit ilacı diye satılan, üzerinde ciltle temas ettirilmemelidir uyarısı bulunurken kedinizin derisine, kanına temas ettirdiğiniz kimyasallardan çok daha etkilidir. hayvan rahatsız olmayacak, sakin olduğu bir vaktinde masaj gibi yaparsanız aksine gurlayacaktır. her gün yapmadığınız takdirde zararı yoktur.
    dış parazit için, veterinerlerden ömür boyu kurtulmanıza yol açacak gerçek mucizeyi
    birazdan anlatacağım. bunu özellikle kedisi sık sık sokağa/bahçeye çıkanlar birkaç
    hafta bir veya ayda bir gönül rahatlığı ile uygulayabilir.

    gelelim papatya çayının asıl harikasına.
    aynı usulle demlediğimiz papatya çayı gözlerinde akıntı olan bütün kediler için gerçek şifadır. 2 günde sonuç alacağınız papatya çayını gün içinde 3 kere önce ayrı pamuklarla gözlerinin çevresini silerek, sonra yeni pamukla çayı gözlerinin içine damlatarak uyguluyoruz. özellikle akıntı sorunu çok olan beyaz tüylü minnoşlarda uzun vadeli ve oldukça etkin bir çözümdür. 2 günde etkisini gösterdiğinden zararı yoktur. uzun vadede akıntı sorunu yeniden baş gösterdiğinde bu yöntemi çekinmeden tekrar uygulayabilirsiniz.
    eğer söz konusu kedi sokak kedisiyse; önce papatya çayı, sonra terramycin uygulamak %90 sizi olası veteriner ziyaretinden sağlıklı ve güvenli biçimde kurtaracaktır.

    papatya çayının en önemli yararlarından biri de dostunuzun temziliğinde de oldukça sağlıklı bir çözüm olmasıdır. çeşitli sbeplerden kediniz kendi kendisini temizleyemiyorsa papatya çayı hiç zarar vermeden, eziyet etmeden ve en az kedinizin dili kadar sağlıklı bir temizlik sunacaktır. papatya çayı birçok cilt sorununa iyi gelmesinin yanında antiviral etkisinden dolayı bağışıklığını da arttıracaktır. tekrarlanan sorunlardan sizi uzun bir süre koruyacaktır.
    demlediğiniz ılık papatya çayını bir pamuk yardımıyla masaj yapar gibi kedinize sürün. sakinleştirici etkisi olduğu için kediniz başta dirense bile rahatlayıp kendisini size bırakacaktır. temizlik konusunda başka hiçbir şey aramanıza gerek yok. hele yıkamanıza falan hiç gerek yok!
    buna da bir göz atabilrisiniz.
    http://www.bitkicaylarininfaydalari.com/…faydalari/

    biberiye yağı ve biberiye yaprağı
    biberiye harikalarını yalnızca mutfakta değil hayvan bakmında da gösteren bitkilerden biri. sizi dış parazit kaynaklı veteriner ziyaretlerinden tamamıyla kurtarmanın yanı başka birçok yararı da olacaktır.
    şuna bir göz atmakla başlayalım:
    http://www.e-kutuphane.teb.org.tr/…habr-kas07/7.pdf
    az çok fikir sahibi olduysak;
    https://sevgilikopegim.com/2014/10/06/326/
    şuradan da bilgi edinebiliriz sanırım. karatay misali kimyasal parazit ilaçlari lobisine açtığım savaşa sizi de davet ediyorum.
    veterinerlerin verdiği mantar, parazit karşıtı ilaçlar bu hayvanlarda kusmaya, halsizliğe ve birçok yan etkiye yol açıyor. verdiği zarara değecek kadar sağlıklı bir çözüm de sunmuyor. sürekli kimyasal alan dostlarımız yaşlandığında da ilaçlara cevap vermiyor maalesef.
    linkleri okuduysanız nasıl uygulanacağını anlatayım:
    biberiye yağı pamuk yardımıyla ihtiyaç miktarınca yalnızca enseye veya boydan boya uygulandığı takdirde hayvanda ne kadar parazit olusa olsun hepsini doğal olarak yok edecektır. maksimum 3 günde, pire kene yuvası haline gelmiş olsa bile tamamen sağlıklı biçimde hem tüylerini, yaralarını iyileştirecek, solumamanız gerektiği halde dostunuzun cildine temas ettirdiğiniz zehirlerin aksine büyülü iksir gibi irili ufaklı birçok sorunu çözecek, yalpalaya yalpalaya yürüyen minik kedinizin yürüyüşünü bile düzelttirecektir.
    bir şişe 2 yıl çook rahatlıkla gidiyor. parazit sorunu olan dostumuz bundan ömur boyu kurtuluyor.
    kokusu ağır olduğu için ozellikle kedi dostunuz hoşlanmayıp kaçacaktır. elinizde salam, ödül maması gibi bir şeyle dikkatini çekin. dostunuzu kucağınıza alın, ödülü de yakında olsun, daha az sorun çıkaracaktır. korkmayın kendini yalamaz, yağ uçucu olduğundan emilim gerçekleşip koku gittiğinde yalasa da zarar vermeyecektır. zaten verdiğim ilk linki okursanız kokusunun bile nasıl harikalar yarattığını göreceksiniz.
    cevremde önerdiğim ve bana minnettar olmayan tek bir kişi bile yok.
    3 gün boyunca, mümkünse günde 2 kere elimize veya pamuğa bir tatlı kaşığı yağı hızlı hızlı oksar gibi özelikle çene altı, kuyruk başlangıcına, bacaklarının iç kısımlarına sürüyoruz. sonra deli gibi zıplaya zıplaya kaçan şapşiğin arkasından yarılıyoruz keh keh.
    biberiyenin diğer bir güzelliği de kapı pencere eşiğine sürülen biberiye yağının her tür haşereyi evden uzak tutması. yazı bile tek tük 3 5 sinekle atlattık kapı pencere açık olduğu halde. hele büyüklerin girmesi söz konusu bile değil. annelerinize ve anneanelerinize bunu mutlaka önerin:)

    peki biberiye yaprağı ne işe yarayacak?
    bahçede baktığınız dostunuzun yuvasına seriyoruz bolca ve huzurla, sağlıklı uyumasının, oynamasının keyfini çıkarıyoruz.
    belediyelerin, nedense özellikle zehir saçan çöplere yakın inşa ettiği kedi köpek yuvalarının içine de boolca serpersek de ballı kaymak olur. 5 liralık aldığım bir paket bana epey bir süre yetmişti. kaç gram olduğunu hatırlamıyorum.

    sarı kantaron yağı
    gerek tıp camiasında gerek kocakarı camiasında muhteşemliğine rağmen en underrated bitki; bir dermatoloji harikası olan sarı kantarondur muhtemelen.
    her türlü yanığa, yara izine cilt problemine karşı kullanacağınız, ne iz ne selülit, çatlak, ne de iltihap bırakan kantaron; kedinizde de özelikle mantar, egzama, tüy sorunları, cilt sorunları, yaraların hızlı iyileşmemesi sorunlarında mükemmel sonuç verecektir. özellikle kısırlaştırma sonrası ilk 4 günde dikiş yarasını büyük oranda toparlayacaktır. veteriner "kediniz ne kadar güçlüymüş, hiç böylesini görmedim!" dediği zaman asıl marifetin kedinizde olmadığını çaktırmayın ;)
    kantaron yağının mucizeleri yeni yeni fark ediliyor. insanlarda egzamadan tutun zona ya kadar birçok şeye iyi geliyor. yıllardır ailemin kendi yaptığı yağı kullandığımıziçin bizim için sıradandı. artık aktarlarda sık sık cilt doktorlarının yönlendirmesiyle bu yağı alan insanlar görüyorum. lafı gelmişken siz de çevrenizde böyle sorunları olan insanlara önerebilirsiz.
    http://www.kantaron.gen.tr/sari-kantaron-yagi.html

    gelelim iç parazite. bunun için kusturan, ishal yapan, sersemleten, hele ki yavruların midesine büyük oranda zarar veren iç parazit ilaçları yerine yapmanız gereken tek şey sarımsak vermek. "sarımsak mı neee!" deyip kulaktan dolma bilgilerle atıp tutmayın kalbinizi kırarım.
    öncelikle yine şu bloga göz atın:
    https://sevgilikopegim.com/…de-sarimsak-tartismasi/
    entry nin sonuna koyacağım kaynaklara ilaveten deneyimlerime dayanarak diyorum ki minik bir diş sarımsağı ezerek birkaç öğün yiyebileceği kadar yoğurtla karıştırın ve günlük bir mercimek tanesi kadar sarımsağı yedirmiş olun. sarımsak insanlarda bile kanseri olağanüstü ölçüde engelleyen bir besin. özellikle kuru mama ile beslediğiniz dostunuzun diyetinden asla eksik etmeyin. eğer alerjisi olabileceğinden endişe ediyorsanız ilk birkaç sefer dikkatle gözlemleyin. kendi adıma konuşacak olursam; çevremde özellikle tavuk ağırlıklı beslenmeden kaynaklanan mantar sorunu olan kedi sahiplerine sık sık önerdim sarımsak kullanmalarını. su değiştiğinde bile hasta olacak hassaslıktaki kedilerde dahi sıkıntıya rastlamadık.
    tekrar ediyorum sarımsaktan korkmayın. hakkındaki olumsuz değerlendirmelerin çoğu kedi için verilen günlük dozun onlarca katı dozda verilip sonra zararlı olduğundan bahsedilen güvenilirliği tartışılır makalelere dayanmakta. ne yazık kı veterinerlerimizin çoğu bu konuda araştırma, uygulama yapmaktan aciz.
    dostalrımızın birçok rahatsızlığı düşük bağışıklık sistemi kaynaklı. sarımsak ise bu sorunların tedavisinde özellikle içeriğindeki alisin sayesinde bunu en sağlıklı, en kolay ve en etkili çözümdür.
    şunu da eklemek istiyorum; çevremde sarımsak önerdiğimde ama veteriner kesinlikle olmaz deyip de denediğinde sorunlarının kaybolduğunu gören insanlardan sonra artık veterinerlerde de art niyet aramaya başladım. burada da sarımsaktan değil diğer ilaçlardandır iyileşme diyeceklere belirteyim ki; özellikle ilaç alamayan, allerijisi olan veterinerlerin bile pes edip kimisine sokağa bırakın gibi çözümler sunduğu kedilerde yeterince sağlılı gözlemler yaptık. hiç değilse bile emin olun denemekten bir şey kaybetmezsiniz.
    http://iyigelenbitkiler.com/…msak-yagi-faydalari-2/

    terramycin krem
    fiyatı 3-5 lira olan bu göz kremine hali hazırda uzun zamandır kedi bakan arkadaşlar aşinadır sanırım.
    sahipsiz kediye bakıyorsak ve hele veterinere götürecek durumumuz yoksa kesinlikle bulundurmamız gereken bir ilaç terramycin. kedilerde maalesef en sık karşılaşılan sorunlardan biri enfeksiyonlara bağlı göz akıntısı ve uzun vadede maalesef körlük. özellikle 2 ayın altında yeterince sağlıklı beslenemeyen miniklerde çok sık karşılaşılan bir sey. bu nedenle yeni aldıgınız kedinin gözünde sorun yokmuş gibi görünse de birkaç gün yapmanızda fayda var. parklarda, sokakta vs baktığınız kedilerde akıntı gözlemliyorsanız da birkaç gün zaman ayırıp gözlerine muhakkak sürün. 3 gün sonra gözleri gitmiş halini görünce içiniz parçalanabilir zira.
    bunun yanı sıra aynı fiyatta onadron ve gentagut adlı göz/kualk damlaları da kedilerdeki göz enfeksiyonlarına karşı son derece etkili ilaçlardır.

    immuzinc şurup
    sokakta, barınakta bulduğunuz, yani sağlık durumundan emin olmadığınız bir kedi varsa elinizde yaşı büyük de olsa küçük de olsa bağışıklığı zayıf, parazitlerle uğraşmaktan yorgun, hastalığa yatkın olacaktır. bir hafta süreyle günde bir çay kaşıgı kadarını şırınga ile tok karına içirin muhakkak. eğer çok zayıf, hasta ve halsizse miktarı iki katına çıkarın.
    kediniz sokaktan değil de tanıdığınız birinden alındıysa da; ne olursa olsun hastalık geçimişi, sağlık durumundan emin olmazsanız. veteriner muayenesinden de getirmiş olsalar, veteriner; üstün körü parazite, dişlere, göze bakacaktır. yani check up yapmayacaktır. kaldi ki ortam değişikliğinin yol açtığı depresyon veya şok da kedinizin iştahının kesilmesine, stres nedeniyle hastalıklara yatkın olmasına yol açacaktır. siz de gözlemlerinize göre 3-4 gün kedinize bir çay kaşığı şurup içirin. yine grip, nezle olan, soğuk almış veya ağır operasyon geçirmiş dostlarımıza çok faydası dokunacaktır.
    kediniz zaten uzun zamandır sizinle mi? mevsim değişikliği, şartların değişikliği, nedenini bilmediğiniz stres, operasyonlar, kısırlaştırma gibi sebeplerle mutsuz, halsiz, iştahsızsa bir değişiklik gözlemliyorsunuz ama ne olduğuna dair fikriniz yoksa yine en az 3- 4 gün bir çay kaşığı ölçüsünde şurup veriyoruz.
    ne oluyor bu kadar şurup verince? mucize mi büyü mü bu? hayır. temel olarak anlatmak gerekirse, bizler insan olarak ne şikayetimiz olduğunu anlayabilir, buna bir çözüm bulabiliriz değil mi? mesela günlük basit sağlık şikayetlerimizin çok büyük çoğunluğu stresten kaynaklanıyor. bizleri kanser edecek kadar zararlı olan stres, kedilerin de bağışıklık sistemini oldukça olumsuz etkiliyor. bir anda sebepsiz yere tüyleri dökülen kedinize verin bir süre, ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız. hele ameliyat sonraları veterinerlerin kaktırdığı serumlar falan, boşverin. yaşı geçkin kedinizi toparlayacak, hareket verecektir.
    immuzinc yerine alternatif olarak eczeneye gidip bebekler için olan etkili bir bağışıklık şurubu da isteyebilirsiniz. özellikle enfeksiyonla savaşan, halsiz düşmüş, iştahsız dostalarınızın kısa sürede toparlanmasını sağlayacaktır.
    dikkat edin; zırt pırt verip hayvanın bağışıklığı ile de oynamayın. ilaç da olsa kimyasal. ve amacımız mümkün olduğunca kimyasaldan kaçınmak.
    bir öğünde yemedi diye değil, 3 gündür yemiyor, veterinere götüreceğim artık dediğiniz noktada veriyorsunuz. sorunun kısa sürede çözüldüğünü görüyorsunuz. sonradan bir şey çıkmasın? eğer kıymetlimizde birkaç belirti birden varsa tabii dikkat ediyoruz. mümkün olduğunca sağlıklı, mutlu ve aktif bir kedi görmek istiyorsak, çoğunluğu baraji zar zor geçmiş, amaan 4 yıllık olsun da şeyden olsun deyip okulu da 7 yılda bitirmiş, anatomi bilgisinden yoksun, mesleğinden tek anladığı mama firmaları sponsorluğunda gezip tozmak olan, yeter ki para gelsin diye yurt dışında toplatılan mamaları en iyi diye kaktıran vicdansız kasap bozuntularından her şeyi beklemiyoruz. kendini bilen, merhametli, can taşımanın sorumluluğuna sahip veteriner arkadaşları tüm kalbimle tenzih ederim.

    özetle yavrumuzun bağışıklığı ne kadar güçlü olursa hastalıkları o kadar kolay atlatıyoruz, ameliyat sonrası daha çabuk ve rahat toplanıyoruz, yaşlı ve yorgunsak daha mutlu oluyor, yel esse yatak döşek serilmiyoruz. veterinere daha az muhtaç oluyoruz.

    sirke ve/veya zefiran forte ne işe yarar?
    özellikle; kedilerde çok sık rastlanan ve solunumla bulaşan bu nedenle ortam hijyeninin çok önemli olduğu kedi nezlesi (fvr) gibi durumlarda evi sirkeli su ile temizlemek çok önemli. yine de kedi bulunan bir evde ayda bir zefiran forte solüsyon ile evi baştan aşağı dezenfekte etmek de hem sizin hem dostunuzun sağlığı için çok önemli. kedili evde mümkün olduğunca çamaşır suyu içerikli temizlikten kaçınmalısınız. siz fark etmeseniz bile o ardınızdan gidip deterjanın kokusunu aldığı yere sürtünecek ve hatta yalayacaktır. bilmeyenler için amonyak içerikli deterjanlar; kedilerin idrarında da amonyak olduğu için dostunuz tarafından sürüldüğü bölgede;i bir kedi tarafından işaretlenmiş algısı yaratacağı için dostunuzun kendi kokusunu, kokuyu aldığı yere bırakmak istemesine neden olacaktır.

    daha sonra ateşi çıkan, düşen veya atlayan, eve yeni gelen dostunuza alışamayan kedileriniz için neler yapabileceğinizi de ekleyeceğim.

    bu entryi yazmamın asıl sebebi kedi bakımında doğal çözümlerdi. kendim doğal beslenmeye çalışırken; haliyle baktığım canların mamalarını araştırmakla başladığım veteriner görüşmeleri neticesinde, yerli yabancı kaynaklar pet sektörünü ülkemizde son on yılda patlamış olsa da özellikle de abd de yoğun 50 yıllık geçmişinin olduğunu, ülkemizde araba altında can veren kedilerin belediye tarafından toplanıp mezbahada elden geciririp mamalara katıldıgını ilk elden ögrenmemle her şeyi sorgular araştırır oldum.
    4 buçuk aylıkken yanlış ve berbat bir kısırlaştırma işlemi sonrası zaten zayıf bünyeli olan kızım iyice halsiz ve iştahsız düşmüştü. götürdüğüm diğer veterinerler her şeye hazırlıklı olmamı söylemişlerdi kızımı tanıdığım günden beri. bir gün kızım masaya çıktı ve kasedeki pekmezi deli gibi içti. ne olduğunu anlamadım ama içiyorsa bir bildiği vardır dedim. zira aldığım günden beri kuru mama vermiyor, kendim hazılıyorum mamalarını. iki gün sık sık pekmez içti. bu süre içinde tabii boş durmadım ve araştırdım; kan yapar diye bildiğim pekmezin ne faydası varmış başka?
    kedilerin yuttukları tüyleri kusmaları için verilerin ilaçların içeriğiyle aynı etken maddeye sahipmiş. hatta şurada neredeyse benimle aynı tecrübeleri yaşayan birileri de olmuş:
    http://forum.petarkadas.com/…-yumagini-cikariyorlar
    benim kedim tüy falan kusmadı ama iştahı yerine geldi, eskisi gibi çok hareketli oldu, çok sağlıklı ve güzel biçimde kilo aldı ve daha mutlu bir canlı oldu. yani pekmez bizde nasıl etki ediyorsa onlarda da kansızlığa, iştahsızlığa, enerji kaybına iyi geliyor.

    entry yeterince uzun olduğu için mama konusuna ve sosyal ilişkilerini sonra eklerim. sorusu olana bir yeşil uzaklıktayım. mama konusuna ayrıntılı girmeyecek olsam da özellikle kuru mama ile beslenen kedilerin diyetiyle ilgili önemli uyarılarda bulunmak istiyorum.

    sağlıklı bir kedi mutlaka
    haftada bir:
    3 dakika orta ateşte haşlanmış yumurta sarısı
    sarımsak ezilmiş doğal yoğurt
    rendelenmiş / rondodan geçirilmiş veya haşlanmış kabak (özellikle kuru mamanın yarattığı sindirim sorunları yüzünden mutlaka tüketilmeli)
    eğer seviyorsa 2-3 tane tuzsuz doğal zeytin
    ayda bir:
    tavuk ciğeri
    balık (dondurulmuş somon verin, insanlara bile yararı tartışılan konserve ton balığı değil) yemeli.
    kendinize haşladığınız etin (kırmızı et veya tavuk) suyu da bir zahmet içine ekmek doğranarak ve minik br parça et de katılarak dostunuza verilmeli.

    yaa kuru mamalarda her şey var mı diyorsunuz? eğer maaşınızın yarısını 2-3 tane işe yarar ama çok pahalı ithal kuru mamaya vermiyorsanız o verdiğiniz mama bir b.k a yaramıyor maalesef. hills, royal canin gibi direkt msg benzeri içerikte, bağımlılık yapan, böbreklerini ve bağırsaklarını uzun vadede mahveden tahıllarla ve şekerle dolu, hayrına et diye tavuk gagası-pençesi konulmuş mamalar mı; defalarca toplatılmış gdo'lu israil menşeili, sözde ödüllü fakat gerçekte ne olduğu belirsiz acana türevi mamalar mı; ucuz olsun ama iyisinden olsun diye aldığınız; internette günlerce deli gibi aradığım halde neden konulduğunu asla bulamadığım ( nedeni belli ya hoş; gramajı artırrmak) %8 kül içerikli micho mu karşılıyor bütün ihtiyaçlarını?
    her gün kral sofrası hazırlayacak değilsiniz tabii. yalnızca kuru mamaya takviye yapmayı ihmal etmeyin. başının üstünde dam var yeter mantığında olmayın. insanlığın hayvanlara karşı işlediği bütün günahları üstünüze almanızı isteyen yok. sadece sevdiğiniz, evinizi ve kalbinizi açtığınız, sizi gönülden seven bir canlı için elinizden gerçekten geleni yapın. bahsettiğim gıdaları verirseniz ne kadar mutlu, sağlıklı ve hatta uysal olduğunu görecek, keşke daha erken bilseydim diyeceksiniz, bana güvenin.
    beslenme konusunu du en kısa zamanda açıklayacağım. siz yine de kedinizi yoğurtsuz, kabaksız ve yumurtasız bırakmayın.

    sorusu olan, eklemek isteyen, aklına takılabilen mesaj atabilir. unuttuğum şeyler varsa hatırlamış da olurum.

    yoruldum. yazmaya bile bu kadar uğraştığın kedilerimi görmek isteyen olursa da yeşillendirebilir.
    not: ilk olarak kedi başlığına yazdığım bu içeriğin; başlıktaki giriye aldığım çokça mesaja rağmen agresif ve içerikten bağımsız (ve kendimce haklı) girişi nedeniyle yeterince dikkat çekemeyeceğinden ve sürekli güncelleyeceğim için kaybolmasını istemeden eklemelerle burada da bir kaynak olarak bulunmasını istedim.
    sabredip de buraya kadar okuyanların yüzünü güldürelim:)
    https://scontent.cdninstagram.com/…1644848963_n.jpg

    ekleme:
    aldığım çokça mesaja binaen şunları iyice açıklayayım.

    1. sarımsaktan, doğru ölçülerde verdiğiniz takdirde korkmanıza kesinlikle gerek yok. doğru ölçü nedir? haftalık olarak bir toplu iğne ucu kadar. nasıl vereceğim ben bunu? ezip yoğurtla karısşıtrarak iğnesiz şırıngayla. bunu verdiğiniz takdirde tek başına bağışıklık deposunu doldurmuş oluyorsunuz. ama veterinerim vermeyin dedi ölür dedi canavara dönüşür buhar olup uçar falan dedi. yok öyle bir şey.
    bugün kedinizin fotoğrafını cekin. bir ay sonra haftada bir kere vermiş olarak fotoğrafını cekin. daha aydınlık bakışlar, daha parlak sağlıklı tüyler, daha sağlıklı dişler, iyileşmiş ağız yaraları, daha kuvvetli bir vücut ile aradaki farka kendiniz şaşırın :)

    2. kedim kendini temizleyemiyor. boyunluk var/ ameliyat oldu yorgun/ agıziçi yaraları var vs...
    papatya çayı. bu kadar. demlenip ılınmış papatya çayını pisiciğe pamuk yardımıyla masaj yapar gibi sürüyoruz. kokusundan zaten rahatlayıp gevşeyen dostumuz cilde iyi gelen, yaraları iyileştiren, doğal antiseptik ve antiviral olan papatya çayı ile temizleniş, kucağınızda mırıl mırıl uyuyor olacak. inanın bundan rahatsız olmayıp kendisini yalamak bile istemeyecek. siz de hunharca ıslatmadıysanız tabii :)

    3. kabak neden?
    kabak sindirim sistemini en güzel düzenleyen, en sağlıklı yiyeceklerden biri. lifli olması da cabası. tek tip beslenen, iç organları tembelleşen veya tuvalet sorunu olan kedilerinizin sorununu kolay ve rahat bir biçimde çözecektir. nasıl veriyoruz?
    mümkün olduğunca çiğ. muhtemelen haftada bir vereceğiniz için aç olduğu bir vakitte rendeleyip yğurtla karıştırın. iyice aç olup mecburiyetten de yemezse haftalık sarımsak ihtiyacını da karşılamak adına ezip karıştırdımız sarımsağı ilave edip azıcık zorla kedi biberonuyla veriyoruz. ne kadar ölçü ? bir öğünde en küçük boy kabağı, daha küçük bir kedi ise yarısını veriyoruz.
    sindirimi rahatlamış olduğu için daha hareketli, daha huzurlu kedimizin oyunları peşinde koşuyoruz :)

    en kısa süre içerisinde özellikle hasta kedileri çabucak ayağa kaldıracak doğal besin kürlerini de ekleyeceğim. tekrar ediyorum; yumurta sarısı, yoğurt, kabak ve sarımsağı eksik etmiyoruz.
    şunu da unutmadan söyleyey,, uzun zamandır yoğurt yiyen kedilerin kaçıncı kattan olursa olsun sapasağlam oldukları, kemiklerinin aşırı güçlü olduğu geniş bir çevrede test edilip onaylanmıştır :)