şükela:  tümü | bugün
81 entry daha
  • http://almadim.blogspot.com.tr/…neden-almyorum.html

    linkteki selma hanımın blogunu okuduğumda anlayabildiğim şey tüketim ve hızla anlamsızlaşmanın zirvelerinde gezinirken bu durumun kendisini aşırı rahatsız etmesi ve tüketmeyerek kendini tekrar bulduğu bir küçük isyanvari açtığı bayraktı.

    yaptıklarına bir anlam yükleyebilirsen bu kalıcı olabilir.yoksa bingutlu magnum dondurma yemeye de ihtiyacın olabilir dyson'un elektrikli ferrari tarzı süpürgesie de. masrati'nin 900 beygir gücündeki motoruna da.
    fark yaratan ve beyin zonklaması yaratan zenginliğinin ve alabileceklerinin hiç bir sınırı yokken bu kararı alabilmek... ben burada anlam ararım işte. mutlaka ben de üzülüyorum 10 yıldır hiç elbise alamayan insana. konu biraz açılınca ekmeksiz, susuz dünyada yaşayan, hatta bu sebele ölen milyonlarca insana her gün ben de üzülüyorum..konu mutlaka buraya da gayet uzayabilir....

    ama şu insanı anlayamıyorum:

    meslek sahibi, eğitim, çırak, usta, kariyer, nitelik v.b. zamanında kendini donatmayan insanın - ki- uygun ortamı olup eğitimini bırakan, bir yerlere güvenerek meslek sahibi olamayan, yani isteyerek hayatını bir başkasının varlığına dayananların bu dayanaklardan ileride yoksun olduklarında fakirliğe düşmelerinden doğal bir şey olamaz. ha evet bu noktada kabul etmediğimiz sistemin getirdiği adaletsiz gelir dağılımı sonucu fakir düşenler, haksızlığa uğrayanlar v.b. bu gerekçeleri uzatabiliriz....dolandırılan aldatılan insanlar, varını tefeciye kaptıranlar...
    adam parasını sürekli iddaaya yatırıyor: yakınıyor "bir yıldır gömlek alamadım". ama iki gömlek parasını bir günde iddaaya verebiliyorsun...

    bir akrabanın evinde vatandaş musluk suyunu ihtiyacından fazla açıyor -gereksiz yere su israfı- kirli bardağının içine yarım bardak deterjan döküyor. derdini soruyorum: inan o kadar pahalı ki ayakkabı alamadım.: lan salak harcadığın boş yere deterjanın kıs bir ayda en kalitlisinden ayakkabı alırsın. israf etmesini biliyorsun ama....

    selma hanımın derdi tüketmemeye yüklediği anlamla ilgili.henüz tüketime aç bir insana doyum noktasını anlatamazsın. elbette bir karşı çıkış olabilecekse artvinin dağlarına, yada izmirin yaylalarına çıkıp bir baraka kurup sofistike hayatı yakalayabilmek.bu aynı zamanda budaya meydan okuyabilmek ki hele bu çağda kesinlikle alkış alabilir. özbekistan dağlarında cengiz hanın torunlarının soylarının nasıl ağaçlarda yattığından bahsetmiyorum. kendi bugdayını ekebilmek, ormana gidip iki tatlsu balığı, bir alageyik vurup akşama yarım ayın gölgesinde ateşin üzerinde çevirirken elinde ata yadigarı bir gitarla tıngırdatırken miyago vondelilinin (böyle birisi su an yok) 12. ankastre senfonisini ilkokuldan kalmış eski dostlarla.

    ama biz ne yaptık mandıra filozofu gibi yaşayan insanlaraı küçümsedik her zaman.

    hayatında soft mazerella yememiş insana bunun tadını tarif etmekle anlatamazsın.
    evet sisteme çok güçlü bir meydan okuyamamıştır kapitalizme ok akmaya çalışan selma isimli blog sahibi . en azından anlamlı bulduğu bir şeyi yapmaya kalkmış. örneğin bunu herkesin yaptığını düşün....etrafta israf kalmaz, aç kalmaz evsiz kalmaz.
    onun için sen ihtiyacın olan insan... çöpe attiğın üzerinden en fazla bir gün geçmiş bayatlamış sandığın ekmeği bile patates kızartmasının yağını ve makarnanın artığını yumuşatarak evsiz kedilere verirsen bu bile o kedilerin, köpeklerin hayatında fark yaratır.
    (çöpün içinde her gün onlarca ekmek görüyorum kim atıyor bunları-etraftaki herkes ekmek parası derdindeyken-

    anlamını varlığını tüketme hayaliyle tüketme

    bu durumdan şikayet edeceğine kalk bir mum yak...
8 entry daha