şükela:  tümü | bugün
43 entry daha
  • yurtdisinda yasayanlarin bazen kendi aralarinda konusurlarken birbirlerine anlattiklari sikintilardan dolayi cok iyi düsünülüp alinmasi gereken karardir. hemen uyum problemini kücümsemeyin, yurtdisi adami yere carpar. en batili gözükeni alir degistirir uyumsuzlastirir.

    öncelikle yurtdisinda yasamak herkesin ulasamadigi bir hedeftir. zor oldugu icin de degerlidir. zor oldugu icin de hic kimse negatif taraflarindan bahsedemez. ve ilk büyük göcler cok fakir vasifsiz insanlar tarafindan almanya'ya yapildigi icin, onlarin maddi kazanimlari belki türkiyedeki kazanimlarinin 10 katina kadar cikabildigi icin herkeste bu beklenti vardir.

    maddiyat kismindan bahsederek problemleri anlatayim. asgari ücret türkiyede ne kadar 1300tl, almanya'da ne kadar 1000 euro. demek ki 2,5 kat fazla türkiyeden. o zaman ben türkiyede 4000 lira kaziniyorum, demek ki almanyada 10000 tl kazanicam. bok kazanican. öncelikle bu tip dogru orantilar islemez. avrupanin en begendigimiz kismi nedir? gelir adaletsizligi probleminin bizdeki ölcüde olmamasi. bu da gelirler arasinda bizdeki kadar ucurum yok demektir. türkiyede thy'deki pilot aylik 17000 kazaniyor, asgari ücret 1300 yani 13 kati; almanyada pilot maasi aylik 7000 euro asgari ücret 1000 euro yani 7 kati. türkiyede eger üst seviyede maas aliyorsaniz alim gücünüz avrupaya gelince düsecektir. alim gücü bu tümce cok önemli bir kavram yoksa konusamayiz, derdimizi anlatamayiz. maasin az cok olmasi önemli degil. dönercinin alim gücü avrupaya gelince artar, üst düzey ofis calisaninin düser. benim calistigim almanyadaki firmanin ctosunun maasi 6500 euro, türkiyedeki ayni firmanin direktörünün maasi 20000 liraydi. cto'nun altinda binlerce dünya capinda insan var, türkiyedekinin altinda sadece 25 kisi vardi. türkiye ofisindeki direktör almanya merkezdeki cto'dan daha cok kazaniyor.

    sosyal devlet farkina deginelim. avrupada evli oldugunuzda daha az vergi ödersiniz, cocugunuz oldugunda vergi avantajlari ve diger ekstralar vardir. bu yüzden bekar icin mantikli olmayan bir ülke, evli biri icin avantajli olabilir. yada evliye avantajli olmayan bir sehir (new york, san francisco) bekar icin mantikli olabilir. gittiginiz ülkenin saglik, vergi sistemi cok kritik önemdedir. yanlis ülke secimi hayat tarzinizi artirmaz, hatta baya göcebilirsiniz. amerika'da cocuk yuvalari 2000 dolar ayliktan basliyor, new york'ta yillik 40.000dolar ödeyen tanidigim var. san francisco'da 2 cocuklu bir aile sahibi olmak icin cok üst pozisyonda olmaniz gerekebilir, yada esiniz calisamaz cocuklara bakar ve kit kanaat gecinirsiniz. oysa almanya'da hem esiniz calisir hem de yuvalar bedava. gideceginiz ülke cok önemli. bazi ülkelerde sizin calisma izninizin olmasi esinizin de calisabilecegi anlamina gelmez, bu da hem depresif es hem de az para demektir.

    ingilizce mevzusu. ben ömrüm boyunca türkiyede dogup da ingilizcesi rahatca sohbet etmeye yetecek ölcüde insan hic görmedim. ne kolej mezunlari, odtü koc bilkent mezunlari gördüm; hicbiri türkcedeki kadar rahat degiller. bakmayin atip tuttuklarina hicbiri altyazisiz chris rock izleyip gülemez. amerika dogumlu tanidiklarimin kurduklari sicak ingilizce sohbete ulasamazlar. bu neden önemli? cünkü o seviyede ingilizce bilmezsen tatli sohbet edemiyorsun, geyik yapamiyorsun ve türkcede o dil seviyesinde oldugun icin cevrendeki türklerle istemesen de yakinlasiyorsun. ki bu bahsettigim ingilizce. konu avrupa dillerine geldiginde toptan sictin. dile %80 hakimsin ama %20lik kismi asil tatli kismi. bira icerken birseyler anlatip ortaligi kirip geciren bir portekizli arkadasim var, sürekli ingilizce romanlar okuyor, anaokulda ingilizceye baslamis bir ukraynali var, ingilizcenin argosuna da hakim, inanilmaz rahat ingilizce konusan bir finlandiyali var ve bu 3lü masada geyik yaparken yanlarindaki 10 kisi o ritmi yakalayamiyoruz cogu zaman. ve ingilizce konusulan bir sirketteki insanlardan bahsediyorum, bazi insanlarin ingilizcesi ötekilerinkini asiyor ve o insanlar icin dil bariyeri artik kalkiyor. o seviyede ingilizce konusan daha hic türkiyede dogmus türk görmedim. eger evinizde ingilizce romanlar yoksa, ingilizce standup komedi izleyecek kadar hakim degilseniz gittiginiz yerde sicak sohbet kurmayi beklemeyin. yüzeysel iliskileriniz olur sadece.

    ingilizce disi diller. diyelim ingilizce konusulmayan bir ülkeye gittiniz ama calistiginiz sirket yada gittiginiz okul ingilizce egitim veriyor. burada tam araftasiniz, ingilizceniz de gelismiyor o ülkenin dilini de ögrenemiyorsunuz. isvicre, almanya, hollanda'da yasayip catpat ingilizce (international english) ile anlasan ama o ülkenin gazetelerini okuyamayan insanlardan oluyorsunuz. o ülkenin dilini ögrenmek icin vermeniz gereken zaman master programi bitirmeye verilecek zaman kadar, kisa yolu yok. cok az insan bu zamani verip o ülkenin dilini ögreniyor. neredeyse kimse o ülkenin dilini hakkiyla ögrenmiyor. 2.5 yildir almanya'dayim daha elinde almanca kitap gördügüm 1 tane türk olmadi. dilde o seviyeye cikmadan nasil sicak iletisim kuracaksin? cat pat türkce konusan bir suriyeliyle sen besiktasta oturup 2 bira icer misin? cumartesi aksami evde arkadaslarinla film izlerken onun da cagirir misin?

    sosyallesme mevzusu. yasadiginiz ülkenin insanlari konuskan iseler (italya, ispanya, brezilya, portekiz) isiniz kolay ama insani sicak ülkelerin ekonomisi rezalet. gittiginiz ülkenin insanlari soguksa isiniz zor. muhabbet aciyorsunuz hemen kapaniyor. konusturmaya calisiyorsunuz olmuyor. bir bakiyorsunuz etrafiniza o ülkenin insanlari yerine sizin gibi gelen yabancilar dolmus, kocaman bir duvar örmüssünüz o ülkenin insanlarina yada onlar sizi buna mecbur birakmis. etrafinizda expatlar, göcmenler, yabanci ögrenciler. yada güzel bir kizsaniz size yazan o ülkenin erkekleri. bu dedigime ikna olmak icin yurtdisinda yasayan bir tanidiginizin facebook profiline bakin, eger belcikada yasiyorsa ve belcikali (öyle senegalli, fransiz, italyan degil) kisiler yorum yaziyorsa, birlikte fotograflari varsa ben haksizimdir. almanyada yasayanin alman, amerikada yasayanin beyaz amerikali (hispanik, siyahi degil), ingiltere yasayanin ingiliz arkadasi var mi bakin. grand canyon'u görmeye 4 türk mü gidiyorlar yoksa boston dogumlu bir ciftle mi gidiyorlar? oktoberfest'e köln'den alman arkadaslariyla mi gidiyorlar? pariste cumartesi günü fransiz arkadaslarinin evinde mi film izliyorlar? yoksa o ülkenin yabancilastirdigi insanlarla mi? yada daha kötüsü hep türklerle mi takiliyorlar? amerika'da milyonlarca beyaz varken niye hep türkler uzak dogulularla, hintlilerle evleniyor? bu sorularin cevabi cok iyi gizlenmis irkci düsüncelerde. ispanyol bir tanidigimin erkek arkadasi ingiliz ve cocugun ailesi kizi istemiyor. bize anlatilan dünya hic böyle degildi, kiz trabzonlu erkek siirtli bir kürt degil oysa; nasil olur?

    yemek mevzusu. disarida yemek yiyorsaniz, türkiyedeki ayarda yemek bulamazsiniz. evde yemek yapiyorsaniz ayni malzemeleri bulamazsiniz. ulan cok büyük problem mi diyebilirsiniz. bence büyük problem. baldo pirinci sadece türkler yer mesela, öteki pirincleri sevmeyiz. dolmalik biber sadece bizde var. beyaz peynir (feta peyniri degil) sadece bizde var ve avrupaya giremiyor. avrupa birligine birlik disindan et ve süt ürünü giremiyor. dindar biriyseniz yediginiz cogu seyde domuz var. degilseniz baska problemler var. ve cok pahali disarida yemek yemek. asgari ücretle türkiyede 2600 sise su alabiliyorum. asgari ücretli biri disarida su icebilir türkiyede. hollanda'da asgari ücret 1000 euro civari, su 2 euro, 500 su eder. insanlar suya para vermemek icin hep yanlarinda su tasir. yolda pogaca alsan 1,5 euro vermen gerekir. maasina kiyaslayinca baya yüksek meblaglar bunlar. ve mühendis maasi da 3000 euro civarindadir, öyle her ögle aksam disarida yiyemezsin türkiyedeki gibi. insanlar keyfinden evden yemek getirmiyor isyerine. ve isyerleri cogunlukla yemek icin ekstra para ödemezler.

    bisiklete binme mevzusu. avrupada bisikletle ise giden insan sayisi baya cok. peki bunun tek nedeni saglikli yasam midir? hayir. insanlarla konustugunuzda bunu para biriktirmek icin yaptiklarini görürsünüz. berlinde asgari ücret 1000 euro (bunu özellikle sikca tekrarliyorum) 2017de aylik ulasim karti 100 euro olacak. adam maasinin 10da birini ulasima mi versin, tabii ki bisiklete biniyor.

    yurtdisinda yasam eger o ülkenin sartlarini iyi anlayip, uyum icin kasarsanir cok keyifli ve kazancli olabilir. türkiye'ye gelmeyecek insanlarin konserlerini dinleyebilir, dünyanin dört bir tarafindan gelen insanlarla bambaska konular konusabilir, farkli kültürleri ögrenebilirsiniz. iyi para da biriktirebilirsiniz, cocuklariniz güzel bir egitim de alabilir (amerikada cok pahali), saglik problemlerinizi cok ucuza halledebilirsiniz (almanyada tamamen sigortaniz karsiliyor, amerikada götünüze giriyor). iyi düsünün, esinizle cikarken 2 kere düsünün, acaba is bulabilecek mi, arkadas edinebilecek mi; cocugunuz varsa 3 kere düsünün, kresler ne kadar, devlet okullari nasil, üniversitelerin yilligi ne kadar. parayi degil alimgücünü düsünün. turist olarak türkiyeye gelen isveclileri baz almayin, oradakiler oryantalizm hayrani kisiler olmayacak, gitmeden göremezsiniz. ise basladiginiz ilk gün sizi bir kuzey avrupali yemege cagirmayacak, cevrenizdeki bir italyan belki sulu sakalar yapip hayatiniza renk katacak. herseyi iyi düsünün. bekarsaniz ve sikiniz tassaginiza denkse düsünmeyin :)

    benim hakkimda: ateistim, domuz yerim, konuskanim, köpek gibi kasarak orta düzey almanca ögrendim, bahsettigim zorluklari asmaya calistim, astigimi düsünüyorum. ama zorluklari öngörmeyip geri dönenleri de cok gördüm. cok fazla da is bulamayip depresyona giren ev hanimi duydum gördüm. problemleri anlatma nedenim kararinizdan sizi döndürmek degil, olasi problemlere hazirlikli olmanizi saglamak. ekipmaniniz varsa sibirya cok güzel bir yer, hazirlikliysaniz yurtdisi güzel bir hayat sunuyor.
747 entry daha

hesabın var mı? giriş yap