şükela:  tümü | bugün sorunsallar (6)
15409 entry daha
  • anksiyete bozukluğunun aslında ölümcül olabileceği...

    kaygı sisteminin bozulması hayatı yaşanmaz hale getiren durumlardan birisidir. yoğun derecede anksiyete bozukluğu yaşayan ve bunun farkında bile olmayan insanlar ne yazık ki çok fazla. peki neden?
    öncelikle bu hastalığı yaşayanların ve psikolojik olduğunu bilmeyenlerin şikayetlerine bakalım;

    > mide bulantısı, kusma
    > çarpıntı, taşikardi
    > yüksek ateş
    > karın ağrısı, ishal
    > yoğun halsizlik
    > yoğun baş dönmesi
    > nefes darlığı, boğulma hissi

    e bunlar hemen hemen bütün hastalıkların belirtileri değil mi? işte bu sebeple kişi aslında fizyolojik bir hastalığı olduğunu düşünerek bir süre yatalak hale geliyor. şikayetler zaman zaman azalıp sonra tekrar ortaya çıkıyor. bu hastalığı 4-5 ay yaşayanlar var iyileşmeyi bekleyerek.

    işin ilginç tarafı doktorların büyük bir bölümünün bu konuda bilgisiz olması. hasta kişi bu şikayetlerle defalarca acile gidebilir. hastahanenin sırasıyla dahiliye, kardiyoloji, nöroloji, göğüs hastalıkları gibi bölümlerini aylarca biçare dolaşabilir. işin daha çok korkutucu yanı ise; "hiçbir anormal bulguya rastlanmadı." sonucu.
    hasta uzun bir süre ölümcül bir virüs kaptığını ve henüz tıbbın bunu bilmediğini düşünür. zaten bu hastalığın ana temasını oluşturan ölüm korkusu en uç noktalara ulaşır.

    şimdi işin en zor yanı geliyor. böyle umutsuzca çırpınan hasta kişiyi aslında psikolojik bir hastalığı olduğuna inandırmak. böyle birine bunu söylerseniz büyük ihtimalle bolca küfür ve beddua yersiniz.

    psikolojik bir sorun nasıl olur da insanı böyle yataklara düşürür? su içmeye bile kalkamaz hale getirir?
    anksiyete bozukluğu yani kaygı sisteminizin çökmesi. normal şartlarda kaygı duymadığınız bir şeylerden yoğun derecede kaygı duymanız.
    bu öyle pislik bir şeydir ki depresyon bunun yanında küçük bir iç sıkıntısı gibi kalır.
    gördüğünüz her şey size ölümü hatırlatır. yemek yiyemezsiniz. sanki o gün hayatınızın son günü gibi yaşarsınız günlerinizi. zaman algısı kaybolur. yakınlarınızdan birisi her an ölecekmiş gibi hissedersiniz.
    sanki arkada sürekli şöyle bir müzik sesi duyduğunuzu düşünün. tam bir iç kararması yani. beynin bu derece bozulması da öncelikle sindirim ve boşaltım sistemini doğrudan etkiler. kan dolaşımınız bozulur. yoğun halsizlik ve baş dönmesi.. ve bu derece yatağa düşüren sorun aslında tamamen psikolojiktir.

    peki bu psikolojik hastalık nasıl ölümcül olur? aslında bu hastalık insanı öldürmez. bu konudaki bilinçsizlik öldürür. işte bunları bu yüzden anlatıyorum. insanların büyük bölümü bu konuda bilinçsiz. hatta nasıl olmasın doktorların da neredeyse yarısı. hadi bilinçsiz demeyelim tamam ama hastayı bu konuda bilinçlendirmiyorlar ve fazla umursamıyorlar. kan tahlili ve ekg bir şeyiniz yok dinlenin diyip eve gönderiyorlar. eğer şanslıysanız doktor sizi psikiyatriye yönlendiriyor.

    bütün bu sorunları yaşayıp sorununun aslında ne olduğunu bilmeyen bir hastayı düşünün. işte öldüren kısmına geldik. karanlıkta kaybolmuş insan. kendi beyniyle savaşıyor ama tabii ki kazanan belli. psikiyatriste yönlendirilmeyen bu hastaların büyük bir bölümü ne yazık ki intihar ediyorlar... şu hayatta en değer verdiğim arkadaşlarımdan biri, 4 yıl önce üçüncü intihar denemesinde başarılı oldu ve aramızdan ayrıldı.

    oğuz atayın ünlü romanı tutunamayanlarda aslında bundan bahsediyor;
    --- spoiler --- okumayanlar için
    kitaptaki selim ışıkın yaşadığı şey bu anlattıklarımın en üst seviyesi. okuyanlar hatırlayacak, semim ışık'ın günlüğünde yazdıklarını. sürekli hastalığım diyor. doktorlara gidiyor ve doktorlar hiçbir şey bulamıyor. bu hastalığın insanda nasıl karanlık düşünceler oluşturduğunu ve sonunda ölüme götürdüğünü selim ışığın günlüğünde okuyabilirsiniz.
    --- spoiler ---

    %60 a yakın kalıtsal olan bu hastalığın nedenleri ise şöyle;

    >gelecek telaşı, işsizlik, eğitim hayatı
    >travmatik olaylar
    >bir yakınını kaybetme
    >yoğun iş hayatı

    bu böyle gider. yani tamamen psikolojik sebeplerden oluşan fizyolojik bir hastalık. psikiyatriste gidip anlatılınca hafif bir ilaç tedavisiyle aylar içinde yok edilebilen bir hastalık. bu kadar basit.
    bu konuda bilinçli olduğumuz sürece basit bir hastalık. ama bilmiyorsak ki çoğu kişi bilmiyor sonu intiharla bitiyor.
20762 entry daha

hesabın var mı? giriş yap