şükela:  tümü | bugün
38024 entry daha
  • az önce twitter'da bir video izledim. videoda anladığım kadarıyla bir tekstil firmasının patronu elemanlarını toplamış, "ülkemizin düşmanlarına karşı, başkomutanımız için dolarları bozduruyorum" modunda bir şeyler söylüyor, sırayla elindeki dolar destelerini çantaya koyarken "bu memlekete ihanet edenler için, bu hain generaller için, bu vatan için, bu toprak için" diye bağırıyor, video sondaki elemanın "allahın izniyle bu oyunu da bozacağız" demesiyle son buluyor. zaten twitter'da da muhalif hesaplardan kinayeli yorumlarla paylaşılmış, akp seçmenini aşağılayıcı standart yorumlar. bu kısmına çok girmiyorum. merak edenler şuradan bakabilir: (bkz: beyin yakan dolar bozdurma videosu)

    yani videoyla dalga geçiyoruz iyi hoş da, aslında bu son "dolarları bozduruyoruz" olayı yine çok süper başarılı bir strateji diye düşünüyorum. bi oku küfür etmeden önce aklına yatarsa şeyedersin.

    biz muhalifler olarak çoğumuz hareketin özüne odaklanıp "lan öyle şey mi olur" dedik, haklıyız da. döviz kuru öyle ayşe teyzenin yastık altındaki 100 doları bozması ile etki yaratacak derecede hareketlenecek bir enstrüman değil, milyarlarca dolar seviyesindeki hareketler dahi kurun ateşini söndüremedi, ufaklığın sünnet parası mı oyunu bozacak? mümkün değil.

    ki kurun merkez bankasının yapacağı intihar satışlarıyla düşeceği de ortada ve barizdi zaten, hükümete yakın her kuruma elinde avucunda ne varsa tl'ye dönmesi emirleri verilirken, bağımsız olduğu iddia edilen merkez bankasında da her halükarda kuru düşürecek spekülatif hareketler yapma baskısı olacaktı.

    aha bu noktada şu anki cumhurbaşkanının başarılı bir stratejisine tanık oluyoruz: kur zaten devlet bazındaki bazı aksiyonlar çerçevesinde bir şekilde bir miktar düşecek. cumhurbaşkanı buna paralelde ek bir kampanya başlattı, dedi ki ey halk, bendensen, doların varsa boz. tarafını belli et. düşmanlara gözdağı ver. ülkeyi kurtar.

    gerçekleşti mi? bir çok yerde gerçekten çok ciddiye alındı bu çağrı. harbiden millet 3-5 dolar falan bozmaya çalışıp kendince vatanı kurtarmaya yardımcı oldu. kur düştü mü? zaten düşecekti, düştü. gündem döndü mü? hepimiz 100 dolar bozana döner ısmarlayan lokantayı, bedava saç kesen berberi konuşuyoruz, işsizlik, yolsuzluk tartışmaları falan rafa kalktı. kimsenin diyecek bir lafı var mı? yok.

    cumhurbaşkanı, kendi seçmenini tekrardan harekete geçirdi mi? geçirdi. seçmene "bir harekete mensup oldukları" duygusunu ve hızlı bir şekilde "vatanı kurtardıkları" hissini yaşattı mı? aynen yaşattı.

    işte halka sık sık yaşatılan bu tarz "ufak ve tatlı aksiyonlar", kitlelerin dikkatini canlı ve diri olarak istenen noktalara kanalize edebiliyor. özellikle marketing'çiler buna "keep them engaged" tarzı bir şey derler, yani sürekli markanı hatırlatan aktiviteler yap, misyonunu unutturma, o misyona uyum sağlayacak aksiyonlar al ve müşterilerin buna katılmalarını sağla ki bu olay akıllarında yer etsin, kendilerini o "seçkin gruba" ait hissetsinler ve öyle hissettikçe daha çok bağlansınlar. adam saçma veya değil, birebir bu stratejiyi uygulayarak 14 senede milyonlarca insanın gücünü olması gerekenden farklı noktalara kanalize edebildi. bu yeri geldi "dolarını bozdur" oldu, yeri geldi "rabia" oldu, yeri geldi "israil mallarını boykot" oldu, ama bir şekilde o kitleler sisteme angaje tutulabildi yani.

    düşünün mesela, yolsuzluk soruşturmalarında herkes "yasadışı dinleme skandalı"na odaklandı (halbuki konunun anca ufak bir detayı o) ekonomik kriz ve işsizlik, "dış güçlerin finansal darbe"si oldu ("biz güçsüzüz" değil, "onlar oyuna başladılar") darbe girişimindeki soru işaretleri ortada yok, yani genellikle büyük resimden ziyade, ayrıntılardaki "işimize gelen" noktalara odaklandık ve bunlar genellikle komplo teorileri oldu. komplo teorileri özellikle düşük eğitim seviyesindeki toplulukların daha çok inanmaya yatkın olduğu konulardır diyebiliriz hatta (1)

    muhalifler olarak biz de maalesef akp'nin bu kitleleri harekete geçirme ve safları sıklaştırma stratejisine çok büyük oranda alet olduk, vatanseverler vs. vatan hainleri kutuplaşmasında "vatan haini" klasmanına ya düştük, ya da düşmemek için saçma sapan hareketler yaptık. buna en basit örnek olarak ekmeleddin ihsanoğlu'nu verebiliriz, muhalif kalmaya çalışırken saçma sapan bir karar verip daha da garip bir duruma girdik, ya da mesela darbe sonrası cumhuriyet mitingleri ve kılıçdaroğlu'nun yuhalanması. ortada sağlıklı bir politika ortamı yokken ve liderler açık açık birbirlerine hakaret ediyorken, yine "vatan haini" sınıfında kalmamak adına böyle bir hareket yaptık ama, bizi tam ofsaytta bıraktı bu. ne oldu? strateji tıkır tıkır işledi, muhalefet de dımdızlak ortada kaldı. şu anki halimiz tam mahallede dayak yiyen sümüklü ezik çocuk, bi forvete geçsem ne goller atacağım diyoruz ama forvete geçecek cesaretimiz de yok, zaten daha sahaya girerken herkes dirsek atmaya başlıyor, artık hakem de bizden değil üstelik.

    özet olarak yukarıda bahsettiğim gerçekten etkili toplum ve grup psikolojisini yönetme stratejileri bakımından kendisine saygı duymak durumundayım her ne kadar muhalif olsam da. ne yazık ki son 14 senede deniz baykal'ı, devlet bahçeli'si, kemal kılıçdaroğlu'su olarak bu stratejilere ancak yan etken olarak dahil olduk. "gezi parkı" istisnası dışında ülkede kendi gündemimizi oluşturup, kitleleri mobilize edebildiğimiz bir operasyon gerçekleştiremedik, gezi parkı'nda da haklıyken haksız konuma düşmeye çok yaklaştığımız bir çok mesele oldu ve o enerjiyi ve ülkenin en kaliteli gençliğini de ne yazık ki yönetecek ve yönlendirecek bir lider çıkaramadık. (hahah zaten gezi parkı da muhalefetin bile büyük oranda gerçekleştiğine şaşırdığı bir etkinlik oldu da neyse) bu da bizim günahımız olarak tarihte yerini alsın. halkı koyun olarak görme gafletinde bulunuyorsan, tamam bulundun okey, e o koyunu güdeceksin kardeşim, oyunu kuralına göre oyna, tıkır tıkır işle ortamı. politika, siyaset zaten budur, cumhurbaşkanı da oyunu kuralına göre oynuyor. özünde hakemden, çelme takan forvetten, elle top tutan orta sahadan şikayet etmeyi bırakıp, oyunu aynı klasmanda oynamaya çalışmak lazım diye düşünüyor ve entarimi bitiriyorum.

    işbu entry düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilir diye umut ediyorum, bu da durumun vehametini ortaya koysun :)

    (1) https://www.scientificamerican.com/…iracy-theories/
2287 entry daha