şükela:  tümü | bugün
31 entry daha
  • güneşli bir öğlen üzeri geminizin güvertesine kurulur denizi, deniz tuzunu, lirik yunan şarkılarını, aşkları, umutları, yitik hayatları, batık kıtaları, gemi enkazlarını, yüzünüzü yaz güneşinde hafifçe okşayan egenin meltemini, mavi pencereli yüksek tavanlı bembeyaz evleri, yunan tanrılarını, tanrıçalarını, yalnızlığı ve sonsuzluğu hatırlatan doğanın yarattığı harikayı en sonunda görebilmek için giritten yola koyulursunuz. 4-5 saat sonra kayıp kıta atlantise ulasacaksınızdır. ortalık kararmaya başlamıştır bile, deniz ve gökyüzünü ayıran belirgin maviler ilk önce laciverte sonra da gecenin karanlığına bırakır kendini. birden santoriniye yaklaştığınıza dair anonsu duyarsınız. kalderaya girmişsinizdir artık ama santorini belli etmez kendini, atlantis gibi kayıptır. her yer zifiri karanlık. biraz sonra uzaklarda 300 metre yukarıda uçurumların kenarında bir kasabanın ışıkları belirir. karaya çıkarsınız. binlerce turist tüccarı karşılar sizi, türksünüzdür bu tür durumlara alışkınsınızdır, size kene gibi yapışır bu turizm tüccarları, peşinizden yüzlerce metre dil döker yüz vermezseniz küfür ederler. her ne kadar beklediğiniz romantik başlangıç olmasa da neysedir. bu adada daha 2 hafta kalacaksınızdır zaten. sizi thyra kasabasına götürecek otobüse biner ve bir sarmaşık ağacı gibi uçurumun kenarında kıvrıla kıvrıla yükselen yolda ilerlemeye başlarsınız. gece olmasına rağmen deniz seviyesinden yukarılara tırmandıkça, kaldera ve adanın ışıkları gözlerinizin önüne serilmeye başlar. radyoda haris alexiou çalmaktadır, ena limani i angalia mou. derin bir nefes alırsınız ve nefesiniz kesilir. gecenin karanlığında pek ilgi çekici olmayan yollardan thyra'ya ulaşır, ana caddesinden geçerek youth hostel'a ulaşırsınız. derme çatma yapılmış resepsiyonda buranın sahibi 60lı yaşlarında bir yunanlı amca vardır. yorgo. sizi sanki çocukluğunuzdan beri tanıyormuş gibi sıcak davranır. pasaportunuzu, içindeki bilgileri kayıt defterine girmek üzere eline aldığında birden 'ah türk müsün?' diye sorar türkçe, sonra hayat hikayesini anlatmaya başlar, gözleri dolmuştur... annesi ve babası istanbullu rumdur, hani rum olup da rüyalarını türkçe görenlerden, onlardan öğrenmiştir türkçeyi daha sonra da almanya'da yaşarken türk arkadaşlarıyla hep konuşmuştur, ama kim bilir belki 10 yıllar olmuştur şimdi bir tek kelime türkçe etmeyeli. ouzolar acılır, mezeler masaya kurulur.

    ertesi gün olmuştur. duvarları maviye boyanmış yüksek mü yüksek tavanlı havadar odanıza güneş ışınları sızmaya başlamıştır. kaldığınız yer adanın kalderaya bakmayan yüzünde oldugu halde, akşamki mehtap size çok çarpıcı gelmiştir. dışarı çıkarsınız santorini sizi esinlendirmeye başlamıştır bile. sizden sadece 100-200 metre uzaklıkta olan kalderayı görebileceğiniz tepeye heyecanlı ve ağır adımlarla yürürsünüz. birden hep resimlerde gördüğünüz mavi kubbeli kiliselerden biri belirir, biraz daha yaklaşırsınız ve işte karşınızdadır tüm santorini. yarım saat dinginlik, ne hayaller kurarsınız.

    günler geçmiş beklediğiniz kişi hala gelmemiştir, sonsuz umut artık yalnızlığa ve umutsuzluğa dönüşmektedir. neden sonra bir gün kapınız çalınır, o karşınızdadır. sarılırsınız. santorini yeniden anlamlanır. ah neler neler yaparsınız. hayal gerçek, gerçek hayal olur. yeryüzünün, yeraltının, sualtının, suyüzünün tüm güzellikleri daha güzeldir.

    santorini'de günbatımı çok güzeldir derler, bir başka olurmuş güneşin batışı burada, özellikle oiada. onunla beraber gidersiniz. hiç söz etmeden güneşin batımı yerine birbirinizi seyreylersiniz oia'da. gün batar onun kokusuyla, ve daha önce görmediğiniz bir gece başlar onun kokusuyla. her gece farklı ama bu daha farklıdir.

    santorini'de güneşin batışı başkadır derler, santorini'de aşık olmak başkadır.

    artık ayrılma vaktiniz gelmiştir. yine bir öğle üzeri geminizin güvertesine kurulursunuz yeni maceralara atılmak üzere ama kendinizden birşeyler bırakırsınız bu diyarlarda, aşkınızı bırakırsınız, onun kokusunu bırakırsınız.

    santorini'de aşık olmak başkadır.

    bir saat olmuştur artık demir alalı, arkanıza bakarsınız. santorini artık gözden kaybolmuştur, onun gibi kokusu hala burnunuzda, denizin kokusuna karışmış bir şekilde . kim bilir bir daha ne zaman döneceksinizdir
130 entry daha

hesabın var mı? giriş yap