şükela:  tümü | bugün
261 entry daha
  • monokotiledon bir genus olan allium'a mensup (soğan ile ortak) tadı ve kokusu keskin bir bitkidir. tam tür adı allium sativum olarak geçer. yaklaşık 7000 yıldır insanoğluna kokusuyla eşlik eden bu arkadaşımız orta asya'nın yerlisidir, fakat yıllardır akdeniz bölgesinde de bulunmaktadır. tarımı rahat bir bitki olduğu için asya, afrika ve avrupa'nın genelinde de sık rastlanır. özellikle antik mısırlılar tarafından çokça baharat ve ilaç olarak kullanılmıştır.

    genus'undan da anlayabileceğiniz üzere soğanlı bir bitkidir, hermafrodit çiçek açar ve yine olanca banalliğiyle başka böcekler sayesinde tozlaşma yapar (insan bir helikopterli çiçek falan bekliyor ama nafile).

    tarihsel bazda ele almak gerekirse sarımsak ilk olarak antik mısır ve yunan medeniyetlerinin kalıntılarında karşımıza çıkar. incil'de bile kendisinden bahsedilen sarımsak, antik mısır, roma, yunan, çin ve hint medeniyetlerinin tıbbi metinlerinde de kendine çokça yer bulmuştur. burada ilgi çeken durum ise birbiriyle neredeyse hiç teması olmamış bu medeniyetlerin neredeyse eş zamanlı denecek bir şekilde sarımsağa benzer kullanım amaçları bulmuş olmasıdır. işçilerin çalışma kapasitesini arttırmakla beraber (bir nevi tarih öncesi amfetamin) gayet ironik bir şekilde solunum yolu ve akciğer rahatsızlıklarına da iyi geldiğine inanılırmış. günümüzde bu antik metinlere itibar etme eğilimi olsa da siz yine de bildiğinizden şaşmayın, boğazı ağrıyan adama diş diş sarımsak yedirmeyin.

    kültürel anlamda değinmek gerekirse, mısırlıların mezarları alabildiğine sarımsakla doldurduğu bilinenler arasında. işbu uygulamaya yönelik tahminler sarımsağın ölümden sonra yaşamda bir para birimi olarak kullanılabileceğine inandıkları, dolayısıyla ölülerini ahirette bile bu korkunç kokuya mahkum ettiklerini de içermekte. kimi kendini bilmezler de mısırlıların sarımsağa taptıklarını öne sürmekte, ki haksız da sayılmazlar. zira mısır tarihine geçen iki köle ayaklanmasından biri nil'in taşması sonucu perte çıkan sarımsaklardan dolayıdır. sarımsaklar pert olduğu için ödemelerini (ve yemeklerini) alamayan mısırlı proletarya, ulufesini isteyen yeniçeriler misali greve gitmiş, hatta ortalığı yakıp yıkmaktan da geri durmamıştır. mısır tarihinde bunca merkezi (!) bir yer tutmasına rağmen sarımsak kölelerin ve alt sınıf vatandaşların yemeği olmaktan öteye gidememiş, zenginlerin tabağında köşede kendine iki dişlik bile yer bulamamıştır. sarımsağa tapmakta kıtır kıtır diyen mısırlı din adamları, sarımsak yemeye gelince meeee diye hönkürerek ikiyüzlülüğün de tarihteki ilkleri arasında kendilerini yazdırmışlardır.

    mısırlıların aksine, yunanlı komşilerimiz sarımsağı dini işlemler için pek avam bulmuşlardır. kibele'de tapınağa girmek isteyen siteliler bir sarımsak testinden geçirilir, önceki akşam koca bir tabak mantı gömmüş olanlar kapıdan geri çevrilirdi. benzer şekilde hint eliti de zaten kast sisteminden çıldırmış durumda oldukları için, sarımsak kokusu da alt tabakanın kokusuyla (öeeeh) ilişkilendirildiği için kendilerini sarımsaktan uzak tutmayı uygun görmüşlerdir. benzer şekilde kastilya'lı kral alfonso'nun sağlığında sarımsak kokan şövalyelerini cemiyet hayatından bir hafta süreyle banladığı bilinmektedir. daha da günümüze yaklaşmak gerekirse abd'de 1940'lara kadar sarımsak kokusundan iğrenilir, hatta daha ırkçı bir boyuta yaklaşarak kendisinden "italyan parfümü" diye bahsedilirmiş.

    bunca itilip kakılmaya rağmen sarımsak yurdum insanı tarafında bağrına basılmış, zaman zaman dozu kaçırılarak "sarmısak" gibi tatlı takma isimlerle sevilmiştir. sarımsağın en çılgını kastamonu'nun taşköprü ilçesinde yetiştirilmektedir, hatta hızını alamayan kimi hükümetler bu üretimi farklı yerlere yaymaya çalışsa da hiçbir sarımsağın kastamonu'daki gibi olmadığını görünce çabalarını bırakmışlardır. o yüzden yarın dışarda özel bir yemekte mantı söylerseniz ve size o kaçınılmaz cevapsız soru sorulduğunda (mantıda sarımsak olsun mu?) gözlerinizin kapayın, o 7000 yıllık tarihi aklınıza getirin ve "hayır" diyin. gider kastamonu'da yersiniz, sarımsağın yeri deniz kenarı romantik mekanlar değildir. adam gibi sade yoğurtlu mantınızı yiyin, sabaha da gidin ucuzundan bir kastamonu bileti alın.

    zira what happens in kastamonu, stays in kastamonu.

    edit: ömer dinçer'e dönmeyelim şimdi, buyrunuz kaynak.

    greyduckgarlic.com/the_history_of_garlic.html
    en.wikipedia.org/wiki/allium
    www.allicinfacts.com/garlic-history/
    (bkz: götüm)
    (bkz: hala link vermeyi bilmeyen hayvanlar)
    (bkz: vatikanda bir hafta)
161 entry daha