şükela:  tümü | bugün
104 entry daha
  • 7 bucuk yıldır deneyimlediğim bence mükemmel eylem.

    -amerikan halkı:

    amerikalıların önemli bir kısmı yüzeysel, pratik zekadan yoksun ve kültürsüz. bu üçü dışardan bakan biri tarafından aptal ve cahil olarak yorumlanıyor.
    türklerin ve diğer birçok ülkenin günlük yaşamı amerikan öğeleri üstüne kurulu, günlük yaşamda amerikan kültür endüstrisi baskın, amerika'nın dünyadaki politik ve ekonomik etkisi çok büyük olduğu için bizler onlara dair daha çok şey bilirken, onlar, bizler ve dünyanın geri kalanı hakkında daha az bilgiye sahip.

    -bunun başlıca nedenleri:

    1. american exceptionalism:
    amerika'nın dünyanın geri kalanından daha üstün ve benzersiz olduğu inancı.
    2. hyper-patriotism/kültürel şovenizm:
    amerikalı olmayı bir ayrıcalık olarak görüp kendilerini dünyanın geri kalanından ayrı ve üstün tutma. bunun sonucu olarak dünyanın geri kalanının amerikan olmak, amerika'da yaşamak istediği fikri.
    3. kibir:
    dünyanın geri kalanından öğrenecek bir şeyi olmadığı ama dünyanın geri kalanının amerika'dan ve amerikalılardan öğrenecek çok şey olduğu inancı.
    4. izolasyon:
    etrafı okyanuslarla çevrili ve diğer büyük ülkelere göre daha az ülkeyi çevrelediği için diğer kültürlerle doğrudan iletişimin olmaması.
    5. göç:
    amerika'ya göç eden ve göç etmeye çalışan diğer ülke vatandaşlarından yola çıkarak benzersiz ve en iyi oldukları fikrini pekiştirme. 'onlar bizi öğrenmek ve bizim için çalışmaya gelirken biz neden onları ve kültürlerini öğrenelim' düşüncesi.
    6. eğitim sistemi:
    ilköğretim ve ortaöğretim okullarının dünya tarihine çok az zaman ayırması. tarih derslerinin çoğunlukla onların kahramanlık hikayelerinden oluşması.
    7. neden:
    kişisel ilgi ve merak ya da onları birinci dereceden etkileyen bir durum yoksa dünyanın geri kalanını bilmek için de bir nedenlerinin olmaması. dünyanın geri kalanında neler olup bittiğinin onların günlük hayatı için gereksiz bir bilgi olması.
    8. önem:
    önemli olan tek şeyin günlük hayatları olup, günlük hayatlarının da dünya meseleleri yerine çok daha basit şeyler üstüne kurulu olması.
    9. bireysellik:
    sadece kendileriyle ilgili oldukları, sadece kendi hayatlarına odaklandıkları bireysel yaşam tarzı.
    diğer insanlara olan ilgileri o insanların geldikleri ülke, geçmişleri, gelenekleri vs. değil, ne kadar "fun" oldukları.
    10. medya:
    amerika ile doğrudan ilgili olmadıkça dünyanın geri kalanında neler olduğu hakkında çok nadir yayınlar yapılması.
    11. dil:
    dünyada en çok konuşulan dilin ingilizce olması sebebiyle başka bir ülkenin dilini öğrenmeye ihtiyaç duymama, meraklı olmama. başka bir ülkeye gitse bile ingilizce ile iletişim kurabileceğinden emin olma.
    12. seyahat:
    seyahata çıktıklarında en önemli şey konfor olduğu için, kültürel deneyimler ve yöre insanı ile iletişim yerine onlara bu konforu sunacak ve şımartacak dev otellerde kalmaları.

    -arkadaşlık ilişkileri:

    türkiye gibi kolektivist kültürlerden, arkadaşlık ve sosyal ilişkilerin daha sıkı ve derin olduğu ülkelerden bireysel kültürün baskın olduğu abd'ye gelenlerin abd'de yaşadığı en büyük sorun arkadaşlık ilişkilerinin alıştıkları gibi olmaması. sırf bu nedenle mutsuz olan ve geldiği yere geri dönen veya dönmeyi isteyen milyonlar var.

    amerikalıların büyük bir çoğunluğu friendly, smiley, warmer, nice, polite, small talk severdir. fakat bu demek değil ki amerikalılar ile arkadaşlık ilişkisi kurmak çok kolay.
    diğer ülke ve kültürlere göre abd'de hangout buddy bulmak çok daha kolayken deep friendship epey zor. 'hafta sonu nba maçına ya da x national park'a gidelim?' deseniz sizinle gelecek birçok arkadaş bulursunuz ama 'canım sıkkın buluşup bir şeyler içelim mi/tlfnda konuşalım mı?' deseniz tüm arkadaşlarınız meşgul olur. çünkü diğer kültürdeki insanların yardım için arkadaşlarına ve ailelerine yöneldiği durumlarda amerikalılar yardımı dışarıdan alırlar. sorunlarını terapiste anlatırlar. çocuk yetiştirmede yardım için kitap ve dergi okurlar. finans konusunda yardım için muhasebecilerini ararlar. çocuklarına yardımcı olmaları için öğretmen tutarlar. çünkü onlar için yardım istemek birine bağımlı olmak demektir ve en büyük değerlerinden biri independence olan amerikalılar bu bağımlılık eylemini tercih etmezler. aynı nedenle zor durumda olduğunu bildikleri arkadaş(lar)ına yardım teklif etmekten çekinirler. çünkü bunu yapmak o bireyin bağımsızlığını elinden almak demektir.

    amerikalıların "hello" yerine kullandıkları ve aslında cevabını merak etmedikleri "how are you (doin)?" sorusu, çok sık kullandıkları ama bunu gerçekten istedikleri için söylemedikleri "we should hang out sometime" kalıbı gibi durumlar şeftali kültüründen kaynaklanır.

    hangi bölgenin ne kadar friendly olduğu konusunda kendi aralarında vardıkları konsensüs: midwest ve south > west > northwest > northeast(new england en kötüsü)
    california'nın, özellikle de la'in fake nice olduğuna inanıyorlar.
    birçok konuda bölgeden bölgeye değişen kültür, friendly konusunda da değişiyor: small talk ve yabancılarla konuşmak gibi eylemler south'da polite bulunurken, aynı eylemler north/northeast'de zaman kaybı görüldüğü için kaba bulunuyor.

    arkadaşlıklar genelde şu gruplara ayrılıyor: family friends, work friends, football buddies, (old) college buddies, beer league teammates, church friends, acquaintances, neighbors.

    -amerikalılarla gerçek bir arkadaşlık ilişkisi kurmak neden zordur?

    1. her insanın sadece kendisinden sorumlu, sadece kendi yaşamına odaklı olduğu bireysel kültüre sahip olmaları. bu kültürün getirmiş olduğu 'seninkilerden önce benim ihtiyaçlarım' ilkesi
    2. kişisel dünyaları içindeki günlük rutinleri, işleri, faturaları, aile hayatı, aktiveler vb. ile fazlasıyla meşgul olmaları
    3. mevcut çevreleri/klikleri ile yetindiklerinden yeni arkadaşlar edinmek için istekli olmamaları
    4. uzun çalışma saatlerinden sonra dışarıda arkadaşlarıyla değil de evde kendileri/aileleri ile vakit geçirmek istemeleri
    5. protestan iş ahlakı
    6. low-context kültür
    7. çeşitli nedenlerle (is, okul, fırsat, cocuk büyütme vb.) çok fazla hareket ettikleri için hızlı bir şekilde bağlantı kurup aynı hızla bu bağlantıları bırakmaları gerekliliği

    why the average american hasn't made a new friend in 5 years
    americans have fewer friends than ever before: study
    22 percent of millennials say they have no friends
    average american considers someone a 'best friend' if they've known them for 4 years
    friends dizisi ustunden amerika'daki arkadaslik iliskilerinin incelemesi

    -yazılı olmayan bazı sosyal kurallar vardır:

    sırada, markette vb. başkalarına çok yakın mesafede durulmamalı
    başkalarına dik dik bakılmamalı
    polise rüşvet teklif edilmemeli
    garsona parmak sitlatma ya da ıslak çalarak çağırma eylemleri yapılmamalı
    insan trafiğinin aktığı yol, kaldırım vb. ortasında durulmamalı
    kişisel alana saygı duyulmalı
    samimi olmadıklarınızla fiziksel temastan kaçınmalı
    izin almadan çocuklara ve köpeklere dokunulmamalı
    asansöre, otobüse, tramvaya, trene vb. binerken inenlere öncelik verilmeli
    yola tükürülmemeli, sigara izmariti ve çöp atılmamalı
    samimi olmadıklarınızla politika ve din tartışılmamalı

    -kültür:

    "what is the difference between america and yogurt? if you leave yogurt alone for 200 years it'll grow a culture"

    amerikan kültürü o kadar yaygın, o kadar hayatın içinde ve o kadar günlük hayatın bir parçası ki, amerikalı olmayan ve/veya abd'de yaşamayanlar hem bu tip nedenlerden hem de amerikan kültürünün kendi kültürleri kadar eski olmaması ve aynı şekilde yapılandırılmamasından dolayı amerikan kültürünün olmadığını düşünürler.

    abd'nin kağıt üstünde tanımlanmış bir kültürünün olmaması, bir melting pot'un içinde tonlarca farklı kültürün olduğu çok büyük, diversity bir ulus olmasından kaynaklı. ama bu demek değil ki abd'nin dil ile ifade edilemeyecek bir kültürü yok.
    abd'nin bir değil, onlarca kültürü var olduğu gibi bu kültürler biçimlendirilebilir, değişebilir, eksilebilir, eklenebilir durumdalar.

    yaşam, özgürlük ve mutluluk arayışı (life, liberty and the pursuit of happiness) değerlerinin etrafında dönenden tutun da hayatın içinden birçok şeyi amerikan kültürü olarak tanımlamak mümkün:

    --bireyselcilik --bağımsızlık/özgürlük (otoriterliği reddetme) --gizlilik/mahremiyet --lise ve college futbolu --spor (futbol, beyzbol, basketbol) --kovboyculuk --'don't give a fuck' tavrı --'give someone benefit of the doubt' tavrı --'live and let live' tavrı --amerikan arabaları/klasik arabalar/pick-up trucklar --pazar günleri park yerlerinde arka fonda 60'lar müziği ile klasik araba sergileri --demolition derby --cars and coffee -roadtrips --blues and barbecue --vacation/holiday/festival (halloween, xmas, thanksgiving, 4th of july) --bourbon --fast food --diner, waffle house --hollywood filmleri --blue jeans(levi's) --teknoloji --çizgi romanlar --entertainment --müzik (jazz, blues, rock n roll, hip hop, r&b, country, bluegrass) --resim (andy warhol, jackson pollock, andrew wyeth) --edebiyat (hemingway, twain, poe, faulkner, melville, fitzgerald) --tanımadıklarına karşı nezaket --redneck partileri --avlanma --silahlanma --girl/boy scout --iş ahlakı/etiği --yaşlılara yönelik tutumlar (retirement homes, nursing homes) --çiftlerin evlenmeden birlikte yaşaması/çocuk yapması --tartışma kültürü (agree to disagree, non ad hominem) --drive-thru --to-go/take out --drive-in filmler --national parks --kırımızı ışıkta sağa dönebilme --non tall poppy syndrome --garage/yard sales --block parties --tailgating --çeşitlilik --rekabet --small talk --tüketim --engelli insanlara saygı,günlük hayatlarında kolaylık --celebrity ve british royal family takıntısı --sky is the limit -out of many, one (e pluribus unum) --bigger is better

    -seyahat kültürü:

    her yıl artan sayıya rağmen nüfusun sadece %42'sinin pasaportu var.
    https://travel.state.gov/…ports-and-statistics.html

    -seyahat etmeme nedenleri:
    1. amerika'dan kültürel çeşitliliğe sahip ülke/bölgelere seyahat kayda değer zaman+para+"macera" demek
    2. no-vacation nation olması
    3. toplumun genelinde seyahat etmek için belirli bir 'wealth' ve 'prosperity'e ulaşmış olma fikri hakim
    4. amerika'nın dünyadaki en güvenli ülke olduğu inancından kaynaklı diğer ülkelerde terör ve şiddetle karşılaşma korkusu var. bu nedenle evde kalmak daha ucuz, daha güvenli ve daha az stresli
    5. çoğunluğun tatil anlayışı diğer ülkeleri değil, başka eyalet/şehirlerde yaşayan aile üyelerini görme üstüne kurulu
    6. farklı kültürlere, farklı kültürlerin mutfağına, farklı dillere ilgi duymuyor
    7. materyalist oldukları için paralarını deneyimler yerine bir şeyler satın alarak harcayıp mutlu oluyorlar
    8. diğer milletler kişisel alanlarını ve mallarını hiç tanımadıkları yabancılarla paylaşmaktan çekinmezken amerikalılar çekindikleri için yapacakları tatil "lüks" oluyor

    -suburban kültürü:

    20.yy ortalarında kentsel yaşamı suç, azınlıklar(göçmenler ve siyahlar) ve fakirlikle ilişkilendirdikleri için kendilerine daha güvenli bir alan olan suburbs inşa etmeye başladılar.
    bugun nüfusun yarisi suburbs'da yaşıyor.
    https://www.pewresearch.org/…and-rural-communities/
    https://www.pewresearch.org/…ality-on-key-measures/

    suburbs'de yaşama nedenleri:

    -public değil, private hayatı tercih etmeleri
    -sosyalleşme alanlarının evleri ve backyardları olması
    -bireysel olmaları
    -geniş alana ve büyük arabalarını park edebilecekleri garajlara sahip olabilmeleri
    -şehre göre daha sessiz ve daha güvenli olması
    -public okulların kalitesinin daha iyi olması
    -ucuz araziler
    -özgürlük
    -white flight

    -cafe/kahve kültürü:
    avrupa'daki gibi keyif, sosyalleşmek, arkadaşlarla sohbet etmek ve kahvenin tadını çıkarmak ile değil, hız ve kafein oranı ile ilişkilidir. abd'de kahve yudumlanmaz, içilir.
    metropol şehirlerde hayat fast-paced yaşandığından tüm yeme içme sektörü on-the-go üstüne kuruludur. coffee shop'lar oturulup saatlerce muhabbet edip sosyalleşilecek yerler değil, a noktasından b noktasına giderken ayak üstü uğranıp kahve alınacak yerlerdir.
    ilk drive-thru coffee shop olan motor moka'nın 1990'da abd'de açılması bu nedenle tesadüf değildir.
    work-life balance'ın epey kötü olduğu abd'de coffe shop'lar hızlı internet bağlantısının ve prizlerin olduğu, tek başına bilgisayar ile gidilen sessiz çalışma alanlarıdır.
    akdeniz ülkelerinin çoğunda olan gece geç saatte kahve içme kültürü abd'de yoktur. çünkü akşam içilen kahve zararlıdır.

    -sigara ve marijuana tüketimi:

    18 yaşından büyük sigara içen sayısı 38 milyon, düzenli marijuana içen sayısı 35 milyon.
    https://www.cdc.gov/…8-smoking-rates-declining.html
    https://www.washingtonpost.com/…_term=.9d5c6ff4491a

    -diğer ülke insanları kadar sigara içmeme nedenleri:
    1. ev kiralarken evlerin non-smoking olması
    2. bazı şirketlerin çalışanlar için yaptıracağı insurance rate'inin içen için daha fazla olması nedeniyle sigara içenleri işe almaması
    3. marijuana'nın sigaraya göre daha sağlıklı oldugu dusunulmesi
    4. toplumun içenleri trashy, classless/low class görmesi
    5. tobacco üstündeki yüksek vergiler
    6. içenin partner bulmakta zorlanması
    7. park, beach, rest/bar önünde içmenin yasak olması
    8. bina girişlerinden 20 feet kuralı
    9. bazı state/city'de araba içinde 18 yaşından küçük çocuk varsa içmenin yasak olması

    -statü sembolleri:

    başkaları için değil, sadece kendileri için yaşayan ve gerçekten wealthy amerikalılar icin semboller:

    -sf ve nyc gibi çocuk büyütmenin pahalı olduğu şehirlerde hem paid-off ev sahibi olup hem çocuk(lar) büyütmek
    -çocukların hangi okula gittiği, okuldan sonra hangi aktivitelere katıldığı, hangi özel dersleri aldığı
    -çocukları tatil için galápagos islands'a götürmek
    -erken emeklilik
    -golden door gibi 7 günlüğü $15k'ye mal olan spa'lara gitmek
    -her yıl ailecek çıkılan en az 1 aylık avrupa tatili
    -dünyaca ünlü sanatçıların tablolarına sahip olmak
    -citizenship by investment programı ile uk ve canada gibi ülkelerin vatandaşlığına sahip olmak
    -kgs, litespeed gibi markaların bisikletine sahip olmak
    -büyük şirketlerde a sınıfı hisse senedi sahibi olmak (bkz: berkshire hathaway)

    -the american dream:

    amerikan rüyası somut bir şeyden çok bir fikir. ve bu fikir çoğunlukla kişisel başarı ve kişisel konforla, bunlara ulaşabilmek için bir fırsata ve bu ugurda her bireyin kendi yolunu çizme özgürlüğüne sahip olması ile ilgili. fakat bunlar herkes için aynı anlama gelmediğinden amerikan rüyası kavramının tanımı muğlak, kime sorduğunuza bağlı olarak değişen milyonlarca versiyonu var.
    1870'lerde yoksulluktan kurtulma ve finansal başarı elde etme fırsatına sahip olduğunu düşünenlerin amerika'ya göçüydu. 1950'lerde ekonomik refah, özgürlük ve white picket fence'li ev sahibi olmaydı. 21.yy'da ise öncekilerin toplamı ve daha fazlası oldu.

    amerikan rüyası bir vaat ile değil, bir fırsat ile ilgili. rüyayi gerçekleştirmek garanti değil ama o rüyayı gerçekleştirebilmek için gerekli olan fırsat garanti.

    -emeklilik:

    emeklilik geliri üç farklı kaynaktan gelir:
    1. social security: amaç insanları rahat ettirmek değil, emeklileri evsiz birakmamak ve kedi maması yemeye mahkum etmemektir.
    devlet tarafından ödenecek miktar kaç yıl çalıştığınıza ve çalıştığınız süre boyunca kazandığınız paraya bağlı. ancak en yüksek rakamlarla bile ek gelir olmadan rahat bir yaşam tarzı sürmek (çoğunlukla) mümkün olmuyor.
    2. ira: kariyeriniz boyunca gelirinizin bir kısmını yatırıma ayırdığınız durumdur. devlet, insanları tasarruf etmeye teşvik etmeye yardımcı olmak için bu hesaba vergi avantajı sunar. dolayısıyla emekli olduğunuzda bu hesaptan alacağınız para vergiden muaf olur. ayrıca bu hesaptan emeklilik yaşınız gelmeden de para çekebilir ve çektiğiniz bu para için ceza ödemezsiniz.
    bu hesap ortalama bir gelire ve birikim disiplinine sahip birine oldukça rahat bir emeklilik hayatı sunar. ama herkes tarafından tercih edilmez.
    3. 401(k): iş verenler tarafından çalışanlarına sunulan vergisi ertelenmiş hesaptır. çalışanların maaşlarının belli bir yüzdesi kesilip bu hesaba yatırılır. emeklilik yaşınız gelmeden para çekmek isterseniz ceza ödersiniz. işveren 401(k)'e koyduğunuz para miktarını bir oranda eşleştirecektir. bu oran, bir üst sınır olmasına rağmen çoğu durumda belirli bir yüzdeye kadardır.

    -ahlaksızlık:

    'batı'nın ahlaksızlığı'(!) (bence) müthiş. kimse kimsenin ne giydiği, neye inandığı veya inanmadığıyla, ne içtiği, nasıl oturup kalktığı, nasıl kahkaha attığı, medeni durumunun ne olduğu, kiminle yaşadığı, kiminle seviştiği, hangi cinsel yönelime sahip olduğu ile ilgilenmiyor, sormuyor. insanların yaşam tarzlarını kendi inanç sistemi ve ahlak değerleriyle yargılayıp onları ahlaksız olmak ile suçlamıyor. hayat "bana ne" ve "sana ne" şeklinde yaşanıyor.

    -göçmenlere karşı ırkçılık:

    ırkçılık, amerika'nın sosyal ve kültürel hayatına ayak uydur(a)mamış, bunun için çabalamayan, geldiği 3. dünya ülkesinin adetlerini devam ettiren, amerika'nin degerlerini sahiplenmeyen, sahiplenmek istemeyen göçmenlere karşı daha çok.
    genel olarak conservative, social fiscally conservative, lutheran catholic, nationalist eyalet/şehir/ilçelerde yaşamıyorsanız ırkçılıkla karşılaşma olasılığınız düşük.
    çoğunluğunu demokratların oluşturduğu, suç oranının az olduğu, orta-üst gelir seviyede ve birçok milletten insanın yaşadığı eyalet/şehir/ilçe/kasaba/mahalle seçerseniz başınız ağrımaz; ırkçılık, kadına taciz, güvensiz ortam vb. ile karşılaşma ihtimaliniz minimum olur.

    şimdiye kadar bana yapılmış bir ırkçılıkla veya türk olmamdan kaynaklı herhangi bir kötü durumla karşılaşmadım. (çoğunluk türkiye'yi bilmiyor bile.)
    siyahın beyaza, beyazın siyaha ırkçılığına şahit oldum.

    -vergi:

    federal gelir vergisi, avrupa ve nordik ülkelere göre daha azdır.
    eyalet gelir vergisi eyalet bazında değişir.
    düşük/sıfır gelir vergisine sahip eyaletlerde paycheck'inizdeki vergi kesintisi daha azdır ama o kesilmeyen kısmı sneaky fees şeklinde ve başka vergi kesintileriyle mutlaka ödersiniz ve yüksek gelir vergisi olan eyaletlerdeki fırsat ve olanaklara sahip olamazsınız.

    amerikanların ekseriyeti tax-phobic'tir; devlete, vergi adı altında kendi cebinden zorla para alıp başka birinin cebine para koyma yetkisini vermek istemez. devlet, avrupa ve iskandinav ülkelerindeki gibi yüksek vergi yoluyla bireyi herhangi bir sosyal hizmet satın almaya zorlamasın, bu hizmetleri satın alıp almamak isteğe bağlı olsun'u savunur.

    -1st amendment (ifade özgürlüğü ve nefret söylemi):

    ab üyesi 47 devletin nefret söylemini cezalandıran yasaları olduğundan, nefret söylemi abd'de de suç zannediliyor. halbuki abd, dünyada ifade özgürlüğü sınırını en geniş şekilde çizmiş, neredeyse sınırsız tutmuş tek devlettir. fighting words olmadığı sürece nefret söylemi abd'de 1st amendment altında korunur. ku klux klan'ın bugüne kadar varlığını sürdürmesi ve nefret söylemlerine devam edebilmesi de tam olarak bu nedendendir.
    "while “hate speech” is not a legal term in the u.s., the u.s. supreme court has repeatedly ruled that most of what would qualify as hate speech in other western countries is legally protected free speech under the first amendment."

    -amerikan polisi:

    her teşkilatta olduğu gibi içlerinde kötüleri var. benim gözlemim: suç işlemediğiniz ve suça bulaşmadığınız sürece son derece saygılı, kibar ve yardımseverler. suç işlediğinizde law-enforcement officers'ın ne kadar güç kullanacağını belirleyen prensip force continuum. bunun en üst basamağı deadly force. amerikan polisi en son uygulaması gereken bu basamağı çoğunlukla es geçip direkt silaha sarılıyor.
    çok sık söylenen "ayağından vursa" haklı bir önerme olmakla birlikte gerçekçiliği sıfır. zira amerikan polislerine verilen vuruş eğitimi center mass üstüne olduğundan marksman değiller, dolayısıyla hareket halindeki hedefin kolunu bacağını vurmaları çok mümkün değil.
    polisin kendi ve/veya etraftaki diğer insanların hayatının tehlikede olduğunu hissettiğinde lethal force kullanma yetkisi var. eğitimde bu yetkiyi kullanırken "hits in a particular place" değil, sadece "hits" şeklinde kullanmaları ve tehlike geçene kadar ateş etmeleri öğretiliyor.
    çoğu zaman 1 el yerine daha fazla ateş etmeleri de bu sebepten: tehlike/tehdit oluşturan kişinin 1 kurşun ile yıkılmayabileceği ve tehdit/tehlike oluşturmaya devam edebileceği gerçeği yüzünden. yani birden fazla kurşunun nedeni "shoot to kill" değil, "shoot to stop".

    -sağlık:

    abd nüfusunun %49.6'sı işvereni tarafından sigortalı. %14'u medicare'e, %6'sı özel sağlık sigortasına, %20'sı medicaid'e (düşük gelirliler için devlet sigortası) sahip. %10'u ise sigortasız.
    https://www.kff.org/…olid":"location","sort":"asc"}

    özel sağlık sigortaları kişi sayısı, koruma kapsamı, yaş ve kalıtsal hastalıklara göre değişmekle birlikte aylik $350'dan başlıyor, genelde diş ve gözü kapsamıyor. out-of-pocket max. limit'in ne olduğu ve kapsadıkları sigortanın çeşidine göre değişiyor.
    acil olmayan durumlarda sigorta sahipleri urgent care, walk-in clinics, primary care doctor ya da gp'e (general practitioner) gidiyorlar.

    sigortası ve/veya parası olmayanlar ve ülkede kaçak yasayanlar id ve adres bilgilerini verip acilde tedavi olabiliyor.
    hastane masraflarını ödeyecek durumu olmayanlar için birçok hastanenin charity care policy ve financial assistance policy'leri var.

    sigortasız olan %10 ve/veya sigorta kapsamı dar olanlar hem kendisine çok iyi bakıyor hem de çok acil ve ciddi bir şey olmadığı sürece doktora/hastaneye gitmiyor. grip, alerji, vücut ve dış ağrısı, mide ve cilt sorunu, mantar vb. gibi durumlarda önce cvs, rite aid, walgreens vb. drugstores'dan aldığı over the counter(reçetesiz) ilaçlarla kendi kendini tedavi etmeye çalışıp işe yaramazsa o zaman gidiyor.

    290 bin amerikalı her yıl sağlık nedeni ile yurt dışına gidiyor. özellikle reçeteli ve pahalı ilaçlar (insülin iğnesi gibi) kullananlar.
    tijuana'ya yirmi dakika mesafede olan san diego'da yaşayanlar sadece kendileri için değil, evcil hayvanlarının bakımı ve veteriner için de sınırı geçiyor.

    'dental tourism/dental vacation' kavramı gerçek. diş sorunu olanlar başta meksika, costa rica, panama, colombia, hindistan, tayland, dominican republic, hırvatistan, yunanistan ve türkiye gibi ülkelere gidiyor tedavi için, hem de tatil yapıyor.

    -eğitim:

    özel okulların ücretleri değişken olsa da yıllık ortalama $38k
    https://research.collegeboard.org/…ent-aid-2021.pdf
    upenn gibi ivy league okullarda ise bu fiyat her şey dahil yıllık $61k
    özel okullar in-state/out-of-state, foreign/lawful ayrımı yapmazken, yapan devlet ünv'lerde bu oran genelde 2/2.5 kat. bazı devlet ünv'lerde banded tuition ile flat-rate in state tuition sistemi var, bu da foreign student ile lawful'un aynı parayı ödemesi anlamına geliyor.
    best value colleges in america by academic quality per dollar

    -evsizler:

    ülkedeki evsiz sayisi 553 bin. bunların %40'ı african-american, %61'i erkek.
    aralarında hastane faturasını ve/veya kirasını ödeyemediği için, ailesi kapı dışarı ettiği için, ailesi olmadığı ve/veya boktan bir ailesi olduğu için, işsiz kaldığı için, emekli maaşı yetmediği için, sahip olduğu her şeyi kaybettiği için, alkolik olduğu için homeless olanlar tabii ki var. ama çok büyük bir çoğunluğu uyuşturucu -özellikle heroin ve fentanyl- ve mental sorunların sonucunda evsiz kalıp sokağa düşüyor.
    https://americanaddictioncenters.org/…uide/homeless
    https://mentalillnesspolicy.org/…-mentally-ill.html
    https://www.addictioncenter.com/…tion/homelessness/
    https://www.health.harvard.edu/…meless_mentally_ill

    'tembeller, çalışmak istemiyorlar', 'isteseler evsizlikten kurtulurlar ama istemiyorlar' vb. söylemleri marş edinenlerin es geçtiği minik bir ayrıntı var: o sokağa bir kere girince çıkabilmeyi başarmak, tekrar normal hayata adapte olmak, tekrar hayatın getirdiği sorunlar ve sorumluluklar ile uğraşmak, tekrar iş gücüne katılmak ve yaşanabilir parayı kazanmak zannedildiği kadar kolay değil. hele uyuşturucu ve/veya mental issues evsizlik durumunun bir parçası ise. o sokaktan çıkmayı başarabilenler de tam olarak bu nedenden, imkansızı başardıkları için tebrik edilip göklere çıkarılıyor.

    -askerlik:

    "sadece fakirler askere gidiyor" myth'i yanlış.
    zengin çocuklarının motivasyonu ve hizmet şekilleri de farklı. bazısı enlisted olarak katılıyor, bazısı sadece officer. bazısının aile geleneği. bazısı ileriki hayatında siyasete atılmayı düşündüğü için özgeçmiş olarak kullanıyor. bazısı kariyer yapmak için. bazısı patriotism temelli.
    bu nedenle askere giden/gitmişlere nedenleri sorulduğunda verdikleri cevaplar çok çeşitli.görsel
    aynı şekilde askerliğin hayatlarına ne kattığı, nasıl etkilediği konusu da çeşitli. kimisi depresyon, anksiyete, cinsel istismar/taciz, travma sonrası stres bozukluğu, intihar gibi şeylerden bahsederken kimisi çok pozitif şeyler söylüyor.

    ordu üstünden vatandaşlık alabilmek için en az 1 yıl u.s army'de görev yapmış olmanız gerekiyor.
    green card'iniz yoksa orduya yazılamıyorsunuz.
    asker maaşları

    askerlerin okul ücretlerinin ödenmesi için gerekli bazı şartlar vardır. bkz: https://www.usar.army.mil/educational-benefits/

    -amerikan olmak:

    amerikan olmak diğer ülkelerin aksine ırka, himayeye ve etnisiteye değil; değerlere, prensiplere ve ideallere dayalı. amerikan olmak yasal bir statü ya da etnisitite değil, bir zihniyet meselesi. bkz: "there are americans being born today in countries all over the world"
    diğer ülkelerin aksine amerika'nın kapsayıcı bir ulusal kimliği, güçlü bir asimilasyon geleneği var. bu gibi nedenlerle adaptasyon ve entegrasyon sorunu olanlar genelde avrupa ülkelerinde mutsuz, abd'de daha mutlu oluyor.
    reagan ve lincoln'un konuyla ilgili söylemleri:
    https://twitter.com/…ews/status/1136332607497498624
    https://vindicatingthefounders.com/…ord-speech.html

    "x kadar paranız yoksa, y kadar para kazanamayacaksanız gitmeyin!'', ''giderseniz böcek gibi ezilir mutsuz olursunuz. gitmeyin!'', ''beyaz tenli değilseniz, aksansız konuşamıyorsanız gitmeyin!'', ''türk olduğunuz için farklı muamele görürsünüz, gitmeyin!'', ''evcil hayvandan daha düşük statüde yaşarsınız, gitmeyin!'' vb. diyen gitmiş ve gitmemişlerin ekseriyeti kültüre uyum sağlamak ile sorunu olanlar, topluma ve sisteme entegre olmamak için direnenler. bu tipler yaşayacaklarını/yaşadıklarını ezilmek, dışlanmak, ayrımcılığa ve/veya ırkçılığa uğramak ile ifade ediyorlar. bu nedenle onların dediklerine kulak asmayın.
    amerika'da yaşamanın herkes tarafından kabul edilebilecek evrensel bir anlamı yok. çok öznel bir tecrübe, genellemek mümkün değil. kişinin beklentisi, önceliği, karakteri, gittiği eyalet/şehir/kasaba, ilişki durumu, sosyal çevresi, çalıştığı sektör, okuduğu okul, kazandığı para, aldığı burs, tr'ye olan aidiyet duygusu vb. gibi tonlarca değişkene bağlı olumlu ve olumsuz anlamları var.

    birey olamamış, her şeyi hazır bekleyen, birilerinin yardımı/desteği ile hayatta kalmayı alışkanlık haline getirmiş, egosu terbiye edilmemiş, burnu önceden biraz sürtülmemiş, psikolojik açıdan güçlü olmayan, zorluklar karşısında kolayca pes eden, sıfırdan hayata başlamanın zorluğunun bilincinde olmayan, sabırsız, kuralları ve sistemi sorgulamayı iş edinmiş, comfort zone'dan çıkınca sudan çıkmış balığa dönen, yeni bir sosyal ve kültürel hayata ayak uydurmada zorluk çeken, türkiye gündeminden kopamayan, duyguları mantığının önünde ve en önemlisi bireyselcilik ve 'every man for himself' mentalitesini benimseyemeyecek biri iseniz amerika'da mutsuz olma ihtimaliniz epey yüksek.

    bana göre abd'yi great yapan özellikleri:

    1. ifade, basın ve din özgürlüğü
    2. kuvvetler ayrılığı
    3. hukukun üstünlüğü
    4. çok kültürlülük/insan çeşitliliği
    5. melting pot özelliği
    6. yemek çeşitliliği (dünya mutfaklarına erişim)
    7. sanat, film, müzik ve resime katkısı
    8. bilime ve eğitime katkısı
    9. ırk veya himayeye değil, değerlere ve ideallere dayalı vatandaşlık
    10. civil rights hareketleri
    11. fırsatlar ülkesi
    12. serbest piyasa
    13. medikal ekipmanlar
    14. sistem ve kurallar ülkesi
    15. hayatı kolaylaştıran ürünlerin/icatların burdan çıkması
    16. yaşam kalitesi
    17. national park sistemi
    18. bireyselcilik
    19. personal space norm'u
    20. transparency

    greatest olmasının önündeki engeller:

    1. sağlık sistemi
    2. eğitim sistemi
    3. adalet sistemi
    4. ırkçılık
    5. yoksulluk içinde yaşayan çocuk oranı
    6. bebek ölüm oranı
    7. gun violence/toplu katliam oranı
    8. obezite oranı
    9. aşırı ilaç kullanım oranı
    10. cinayet oranı
    11. student achievement oranı

    bence 20-45 yaş arasındaki her insan, üstüne para verseler yaşanamayacak bir deneyimi yaşamak, kültür, vizyon ve ufkun gelişmesi icin
    en az 1 yıl amerika'da yaşamalı.

    *******

    harcamalar eyalete ve şehre göre değişse de alım gücü gayet yüksek.
    ortalama bir amerikalının tipik harcamaları: student loan, car loan, car insurance, mortgage/rent, property taxes, utilities, insurance premiums, 401k, health insurance, food/drink, gas, entertainment, pet..

    alınan yıllık maaş before tax olduğundan, yıllık $120k california için $82.887, new yok için $83.921 after tax demek.
    https://neuvoo.com/…ax-calculator/california-120000

    bazı eyaletlerde ev almak kiralamaktan daha ekonomik.
    https://www.attomdata.com/…al-affordability-report/
    https://www.mortgagecalculator.org/…rent-or-buy.php

    yaşamak için en pahalı eyalet hawaii, en ucuz eyalet mississippi. en pahalı şehir san francisco. en mutlu eyalet minnesota.
    https://worldpopulationreview.com/…tates-to-live-in
    https://www.homesnacks.net/…tes-to-live-in-1211594/

    eyaletler bazı nedenlerden dolayı birbirinden nefret ederler:
    south carolina, ohio'dan çünkü ohio'dan sc'ye giden tatilciler.
    alaska texas'dan çünkü b/c texas en görkemli eyalet olduğunu düşünür.
    tüm batı eyaletleri californı'dan çünkü ca'nın başka eyaletlere göçen insanları.
    massachusetts, ny'dan çünkü ny'dan oraya göçenler.
    texas oklahoma'dan çünkü 1908 democratic national convention.
    new jersey, new jersey'den çünkü north jersey south'tan, south north'den, central ikisinden de nefret eder.
    florida florida'dan çünkü neden olmasın!

    çocuk yaşta evlilik 44 eyalette serbest. bunların altısında min. yaş kuralı 18.
    https://worldpopulationreview.com/…w-child-marriage

    idam cezası 23 eyalette serbest.
    https://deathpenaltyinfo.org/…l-info/state-by-state

    haftalık çalışma saatleri ortalama 34.5 saat.
    https://www.bls.gov/news.release/empsit.t18.htm
    https://www.pewresearch.org/…bout-american-workers/
    https://www.bls.gov/news.release/atus.nr0.htm
    https://ycharts.com/indicators/us_productivity

    nyc, boston, philly, d.c, sf gibi public transit system'in iyi çalıştığı ve yürünebilir şehirler dışında araba bir gereklilik, özellikle suburban'da.
    https://www.walkscore.com/…ities-and-neighborhoods/

    yıllık geliri $30k'den az, northeast şehirlerinde yaşayan 18-29 yaş arasındaki black, hispanic ve göçmenler toplu ulaşımı tercih ediyor. toplu ulaşım ile en çok yolcu taşıyan şehir nyc.
    http://www.pewresearch.org/…lic-transit-in-the-u-s/

    sokakta her 5 kişiden 1'i (47.6 milyon) akıl hastası. çoğunluğu uyuşturucudan, diğerleri de sürekli sakinleştirici vb. ilaçlar kullanmaktan.
    https://nami.org/mhstats

    sokakta öpüşene/koklaşana pek rastlanmaz. bunun sebebi, kültüre ve ülkeye göre değişen kamusal alanda kabul edilebilir sevgi gösterisi (public displays of affection).

    ülkedeki çocuk sayısı 74 milyon.
    http://www.childstats.gov/…children/tables/pop1.asp

    orta gelirli bir ailenin çocuk 17 yaşına gelene kadar harcadığı para yaklaşık $233k
    https://www.usda.gov/…2017/01/13/cost-raising-child

    ailelerin %56'sı çocuklarının üniversite masrafı için para biriktiriyor.
    https://www.statista.com/…-18-in-the-united-states/
    https://www.fidelity.com/…cator-2020-fact-sheet.pdf
    https://www.cnbc.com/…s-have-saved-for-college.html
    aynı zamanda eyaletler tarafından desteklenen aileler için oluşturulmuş vergi tasarruflu 529 plan isminde tasarruf hesabı var.
    https://www.sec.gov/…s/investorpubsintro529htm.html

    balayı hariç evlilik masrafları ortalama $35k
    https://www.valuepenguin.com/…erage-cost-of-wedding
    florida, chicago, nyc gibi şehirlerde $75k çıkıyor.
    bu miktarlar middle-class’a fazla geldiğinden, son yıllarda 15-20 kişilik davetli grubundan oluşan microwedding’ler yapılıyor.

    evde, metroda, sokakta, her yerde fare var. fare konusunda chicago birinci, los angeles ikinci, new york üçüncü.
    https://www.orkin.com/…kin-top-rattiest-cities-2020

    spor ve spor müsabakaları kültürün ve günlük yaşamın önemli bir parçası.
    https://www.vox.com/…/14/6951261/sports-maps-charts

    kolej sporları ve özellikle american football güney eyaletlerinin günlük yaşamının merkezinde.
    https://www.nytimes.com/…otball-means-the-most.html

    alkol ve sigara satışı için legal yaş tüm eyaletlerde 21.
    https://tobacco21.org/
    https://www.cdc.gov/…minimum-legal-drinking-age.htm

    sigaranın en pahalıya satıldığı eyalet $12.85 ile new york, en ucuza satıldığı eyalet $5.25 ile missouri ve virginia.
    https://worldpopulationreview.com/…-prices-by-state

    eyaletlerin çoğunda park, kaldırım, sokak, araba içi, beach, bar onu gibi public yerlerde alkol içmek yasak.
    la-new orleans, ca-sonoma, ga-savannah, in-indianapolis, nv-las vegas, ne-lincoln, mo-kansas city, al ve tx 3 şehir, pa-erie, ky-louisville, tn-memphis, or-hood river'da public alanlarda alkol içmek serbest.
    https://en.wikipedia.org/…tates_open-container_laws
    alkol satışı mia dade county'de 24 saat, hawaii'de 6 am'e kadar, illinois, kentucky ve new york’ta 4am’e kadar yasal.
    diğer eyaletlerden farklı olarak ca, la, mo, nm, nv ve wi'da benzin istasyonları ve drug store'larda da alkol satışı yasal.
    co, mn, ks, ut ve ok'de ise süpermarket ve benzin istasyonlarında sadece düşük alkollü ve alkolsüz bira satışı yasal.
    https://en.wikipedia.org/…laws_of_the_united_states

    alkolde vergiler spirits, şarap ve biraya ayrı ayrı uygulanıyor. spirits vergisi her eyalette diğerlerine göre daha yüksek.
    bazı eyalet ve şehirler alcohol tax'ine ek olarak sales tax de alıyor. içecek başına alınan vergi birada ort. $0.03, spirits'de $0.05, şarapta $0.03.
    $8'a satılan 6'li biranın federal excise tax'i 29 cent. 10 cent olan state excise tax'i uygulayan 10 eyalet var ve bu 10 eyalette toplam tax 48 cent. bu da 10 eyalet için %6, kalanlar için %3.6 tax demek.
    https://en.wikipedia.org/…tates_open-container_laws
    https://www.nbwa.org/…f-and-puff-review-12-six-pack

    mağazalar, return, refund ve exchange policy konusunda çok iyi:
    https://www.retailmenot.com/…t-return-policies.html

    thrift store denilen 2. el ürün satan mağazalardan her eyalet/şehirde var. 2. el ürün/eşya kullanmak ayıp olmadığı gibi amerikalıların %16-18'si kullanıyor.
    https://daily.jstor.org/…w-thrift-stores-were-born/

    self-service denilen kendi benzinini pompalama ülke çapında sadece new jersey ve huntington ny'de yasak.
    https://www.newsday.com/…s-in-huntington-1.13615815

    kişisel alana aşırı önem verip fiziksel kontaktan hoşlanmıyor.
    https://www.state.gov/…tquestions-personalspace.pdf
    https://www.theatlantic.com/…h-social-bonds/412861/

    boş zamanlarını evde nfl, mlb, basketball ve netflix izleyerek ya da uyuyarak geçiriyor.
    https://fivethirtyeight.com/…ng-and-parenting-time/
    https://www.bls.gov/news.release/pdf/atus.pdf

    gün içinde kendilerine ayırdıkları zaman (me time) 43 dakika.
    https://nypost.com/…yptwitter&utm_medium=socialflow

    ingilizce'den başka dil bilen çok az.
    https://www.washingtontimes.com/…ty-an-american-em/
    hatta şakası bile var: what do you call someone who speaks several languages? multilingual. what do you call someone who speaks two languages? bilingual. what do you call someone who only speaks one language? an american.

    geneli writing'de misspelling, speaking'de grammar hatası yapar.
    https://www.news10.com/…ost-misspelled-words-in-us/
    wisconsin'da yaşayıp winconsin'ı yanlış yazanlar vardır mesela.

    yetişkinlerin %11'i internet kullanmıyor.
    https://www.pewresearch.org/…internet-who-are-they/

    no vacation nation: çalışan her 4 kişiden 1'i ücretli tatil/ücretli yıllık izin yapmıyor.
    https://cepr.net/…ts/no-vacation-nation-2019-05.pdf

    %20.7'sı dört yıllık ünv, %9'u iki yıllık ünv, %25.9'u lise mezunu.
    https://nscresearchcenter.org/…scnd_report_2019.pdf

    %77'sı ifade, basın, din/inanç gibi özgürlükleri garanti altına alan 1st amendment'i destekliyor.
    https://www.freedomforuminstitute.org/…t-amendment/

    %28'i amerika'nın diğer ülkelerden üstün ve benzersiz olduğuna, %58'i dünyadaki en iyi birkaç ülkeden biri olduğuna inanıyor.
    http://www.pewresearch.org/…r-say-its-the-greatest/

    200 milyon günlük hayatında kredi kartı kullanırken nakit harcama yapanlar az.
    https://www.crnrstone.com/…y-americans-credit-card/
    http://www.pewresearch.org/…ly-purchases-with-cash/
    https://nypost.com/…rely-carry-around-cash-anymore/

    para biriktirme konusunda epey kötü.
    https://www.marketwatch.com/…aging-money-2018-03-11
    https://gen.medium.com/…t-saving-money-8d6050e9ac4a
    https://www.moneyguy.com/…icans-are-bad-with-money/

    çalışanların %78'i paycheck to paycheck yaşıyor.
    http://press.careerbuilder.com/…areerbuilder-survey

    %58'inin tasarruf hesabındaki miktar $1k'den az.
    https://www.gobankingrates.com/…gs-account-balance/
    %40'inin acil ihtiyaçlar için bankada $400'ı yok.
    https://abcnews.go.com/…e-federal/story?id=63253846

    aileler çocukların college masrafı icin para biriktiriyor, biriktirmeyi planlıyor.
    https://educationdata.org/…llege-savings-statistics

    %44'u maddi durumu/ne kadar kazandığı hakkında konuşmayı sevmiyor. yakın çevresi dışındakilerle konuşmayı kaba buluyor.
    https://newsroom.wf.com/…bout-personal-finance-more
    https://www.theatlantic.com/…ut-money-taboo/607273/

    politik, cinsel ve dini görüşler hakkında konuşmaktan hoşlanmıyor.(r.a.p.e: religion, abortion, politics, economics)
    https://www.forbes.com/…avigate-it/?sh=5c95dca92f62
    https://www.pewresearch.org/…or-even-talk-about-it/
    https://www.courierherald.com/…on-heres-the-reason/
    https://www.cnbc.com/…out-anything-than-income.html

    %51'i iş yerinde yemek molasına çıkmıyor. yemeğini ofisteki masasında yiyor.
    https://www.swnsdigital.com/…ding-away-study-finds/

    çoğunluğu günlük hayatında stresli hissediyor.
    https://www.apa.org/news/press/releases/stress

    %18'inde anksiyete bozukluğu var.
    https://adaa.org/…adaa/press-room/facts-statistics#

    52 milyonu hiçbir rahatsızlığı olmadığı halde reçeteli ilaç kullanıyor.
    https://www.drugwatch.com/…9/drug-abuse-in-america/

    %46'sinin aile üyesi ya da arkadaşı uyuşturucu bağımlısı.
    http://www.pewresearch.org/…been-addicted-to-drugs/

    millennials evlenmeyi hiç düşünmüyor/geç evlenmeyi düşünüyor.
    https://www.census.gov/…tions/2017/demo/p20-579.pdf
    https://www.cnbc.com/…me-over-marriage-or-kids.html

    18-44 yaş arası evlenmeden birlikte yaşamışların oranı %59.
    katoliklerin %74'ü ve white protestanlar'ın %76'sı evlenmeyi planlamasalar bile evli olmayanların birlikte yaşamasıni kabul edilir buluyor.
    https://www.pewresearch.org/…habitation-in-the-u-s/

    evli millennials'ın bir kısmı banka hesaplarını ayrı tutuyor.
    https://www.theatlantic.com/…-bank-accounts/558473/

    %25'i evlenmeden çocuk sahibi.
    http://www.pewsocialtrends.org/…-unmarried-parents/

    afro amerikalıların %72'si evlenmeden çocuk sahibi.
    https://www.youtube.com/watch?v=ovp0cuedfua

    51 milyon yetişkin kendini katolik olarak tanımlıyor.
    http://www.pewresearch.org/…out-american-catholics/

    %56'sı incil'de anlatılan tanrı'ya, %33'u bir güce inanıyor.
    http://www.pewresearch.org/…mericans-belief-in-god/

    %56'sı ahlaklı olmak için tanrı inancına gerek olmadığını düşünüyor.
    http://www.pewresearch.org/…eve-in-god-to-be-moral/

    %51'i düzenli olarak dini etkinliklere katılıyor.
    http://pewrsr.ch/2bc81s3

    %34'u evrimi tamamen reddediyor, %25'i evrime üstün bir varlık tarafından rehberlik edildiğini düşünüyor.
    http://www.pewresearch.org/…/2017/02/10/darwin-day/

    %68'i başka ülkelerden gelen göçmenleri desteklerken %26'sı desteklemiyor.
    http://www.pewresearch.org/…who-we-are-as-a-nation/

    ailelerden %68'i evcil hayvan sahibi. sahip olunan köpek sayısı 90, kedi sayısı 94 milyon.
    https://www.americanpetproducts.org/…strytrends.asp
    birçok apartmanda evcil hayvanların eve verdiği zararı karşılamak için bir kerelik ödenen $200-500 ücretli depozit/fee veya aylık ödenen $25-$100 ücret vardır.

    yetişkinlerin %39.8'i, ergenlerin %20’si obez.
    https://www.cdc.gov/obesity/data/adult.html

    %3.6'sinin süt, yer fıstığı, badem, ceviz, yumurta, balık ve kabuklu deniz ürünlerine alerjisi var.
    http://www.npr.org/…-food-allergies-or-intolerances

    çoğunluk evde yemek pişirmeyi sevmiyor. rest.lardan delivery ve pick up siparişi vererek junk food ile besleniyor.
    https://www.usatoday.com/…ands-each-year/708033001/

    birayı çok seviyor. bud light, coors light, miller lite, budweiser gibi alkol oranı düşük biralar favorileri.
    https://www.nbwa.org/resources/industry-fast-facts
    https://www.statista.com/…nds-in-the-united-states/

    en sevdiği viski bourbon.
    https://www.wearethemighty.com/…ost-american-drink/

    ulusal tatil günleri, yıl boyunca en çok içki tükettikleri günler.
    https://www.alcohol.org/…on/holiday-binge-drinking/

    obsession with ice cubes: tüm içeceklerini bardağı neredeyse tamamen buzla doldurarak içiyor.
    https://www.epicurious.com/…ozen-tv-dinners-article
    https://www.newyorker.com/…an-exceptionalism-on-ice

    giyim zevki avrupa'nın çok gerisinde.
    https://www.washingtonpost.com/…_term=.95dd807efcee

    sandal ve flip-flop giymeyi çok seviyor.
    https://hubpages.com/…le/for-the-love-of-flip-flops

    markete, restauranta, kahve içmeye vb. giderken pijama giyiyor.
    https://www.cnn.com/…chy-clothes-fashion/index.html

    soğuk ayardaki klimaya bayılıyor.
    https://www.nytimes.com/…ering-air-conditioner.html

    yaşamak için apartman yerine single-family home tercih ediyor.
    http://www.chicagotribune.com/…20170418-column.html

    %64.4'ü ev sahibi.
    https://www.census.gov/…s/files/currenthvspress.pdf

    64 milyon tek çatı altında multigenerational yaşıyor.
    http://www.pewresearch.org/…enerational-households/
    https://www.businessinsider.com/…ates-ranked-2018-8

    60 yaşın üstündeki %23 yalnız yaşıyor.
    https://www.pewresearch.org/…ir-waking-hours-alone/

    65 yaşın üstündeki %34, 18-29 yaş arasındaki %20 komşusunu tanıdığını söylüyor.
    30 yasin altındaki %33 komşusunun kim olduğunu bilmiyor.
    komşularını tanıyanların %58'i komşuları ile bir araya gelmediklerini söylerken, %28'i geldiğini söylüyor.
    urban ve suburban'a göre kırsal yerlerde komşusunu tanıyanlar daha fazla.
    https://www.pewresearch.org/…bout-neighbors-in-u-s/
    poll: 66% of americans aren’t friends with their neighbors

    %82'sinin arabası var.
    https://www.statista.com/…united-states-since-1990/

    otomobil yerine truck ve suv tercih ediyor. çoğunluğu vitesli araba sürmeyi bilmiyor. otomatikte de iyi değil.
    http://www.npr.org/…-more-trucks-and-suvs-than-cars

    bisiklete binmeyi seviyor.
    https://usa.streetsblog.org/…t-few-make-it-a-habit/

    %36'sı uber/lyft kullanmış/kullanıyor.
    http://www.pewresearch.org/…sing-ride-hailing-apps/

    erkekleri spor yapmayı kadınlardan daha çok seviyor.
    https://www.statista.com/…on-in-leisure-and-sports/

    ingilizce dil bilgisi ve yazımda kötü.
    http://wapo.st/…n7?tid=ss_tw&utm_term=.a3030bb0cd41

    günlük hayatta en çok kullandığı kelimeler:
    awesome, cool, gosh, dude, what’s up

    çevreyi korumaya önem veriyor.
    http://news.gallup.com/…ment-alternative-fuels.aspx

    halka açık yerlerde yüksek sesle konuşmayı/gülmeyi seviyor.
    (bunun nedenlerinden biri daha çok küçükken çocuklara "speak up, not to mumble"ın öğretilmesi.)
    https://www.huffingtonpost.co.uk/…modushpmg00000004

    özellikle genç nüfus, hem gün boyu susuz kalmamak hem de şişe suya göre daha ucuz olduğundan 3.78 litrelik galon su ile geziyor.
    https://www.reddit.com/…ricans_drinking_water_from/

    2nd amendment (bireysel silahlanma):
    10 yetişkin amerikan’dan 3’ü silah sahibi olduğunu,
    %11’lik başka bir kısım silah sahibi olmadığını ama silah sahibi biriyle yaşadığını,
    silah sahibi olmayanların nerdeyse yarısı gelecekte silah sahibi olacağını,
    kırsal alanda yaşayanların %46'sı, banliyölerde yaşayanların %28'i, şehirlerde yaşayanların %19'u silah sahibi olduğunu,
    cumhuriyetçilerin %44’ü, demokratların %20’si silah sahibi olduğunu,
    silah sahiplerinin %67’si büyüdükleri evde silah olduğunu, %76'sı 18 yaşından önce silah kullandığını,
    10 kişiden 8’i korunma, av, spor gibi nedenlerle birden çok silahı olduğunu,
    tek bir silah sahibi olanların %62’si tabanca, %22’si av tüfeği sahibi olduğunu,
    beyazların %36'sı, siyahların %24’ü, hispaniklerin %15'i silah sahibi olduğunu,
    lise diplomasına sahip olanların %31’i, ünv. mezunlarının %34'ü silah sahibi olduğunu,
    northeast'de yaşayan yetişkinlerin %16'sı, south’takilerin %36’sı, midwest’tekilerin %32’si, west’tekilerin %31’i silah sahibi olduğunu söylemiş.
    http://www.pewresearch.org/…-guns-in-united-states/
    http://www.pewsocialtrends.org/…s-of-gun-ownership/
92 entry daha
hesabın var mı? giriş yap