şükela:  tümü | bugün
15 entry daha
  • arthur laffer'in 1970'li yıllarda ortaya attığı, arz yanlı iktisat görüşünün temel prensibini de oluşturan eğridir.

    temelde, hükümetin vergileri arttırmasının, gelirleri arttırmayacağını; aksi uygulanıp vergiler düşürüldüğünde, toplam gelirin artacağını savunan görüştür.

    laffer hazırladığı bu eğride, iki basit düşünce ortaya atar:
    1) hükümet vergi almadığı durumda, gelir elde edemeyecektir.
    2) yüzde yüz oranında vergi alırsa da, insanların çalışması için bir sebep kalmayacaktır. bu nedenle yine gelir elde edemeyecektir.

    bu iki basit düşünceyi temel alarak, 0 ve 100 arasında hükümetin kazanabileceği maksimum bir gelir olabileceğini savunur ve bu eğriyi hazırlar. hatta eğriyi peçete arkasına çizdiği de söylenmektedir. avusturya iktisadi ekolü olan bireyselciliği savunan ronald reagan ve margaret thatcher da laffer eğrisini benimsemiş ve vergi indirimine gitmeyi mantıklı bulmuşlardır.

    hatta reagan vergi indirimi konusunda "hükümet ne kadar yüksek vergi alırsa, insanların çalışma isteği de o kadar azalır. kazancın yüzde 60 veya daha fazlasını sam amca'nın alacağını bilip de çalışmak isteyecek bir madenci ya da fabrika işçisi var mıdır?" demiştir. gerçekten de düşünüldüğü zaman, yüksek vergilerin insanın motivasyonunu, çalışma isteğini azaltma konusunda önemli bir etkisi olduğu kabul edilebilecek bir argümandır. bu da yüksek gelire sahip iş adamlarının veya işçilerin daha düşük vergi verebilecekleri bir ülkeye gitmesine neden olabilir veya bu konudaki zorluklar, motivasyonlarını azaltıp işlerini bile bırakabilecek duruma gelebilirler. sırf düşük sporcu vergileri ve tatmin edici maaş nedeniyle ülkemizi tercih eden futbolcular da bunun iyi bir örneği sayılabilir.

    peki, vergileri düşürmeliyiz o konuyu anladık. başta verdiğimiz iki basit ilkeye dayanarak 0-100 arasında bir değer seçmeliyiz; ama hangi değer? işte burada öyle bir denge noktası seçmeliyiz ki, hem vergiler motivasyonu düşürmesin, şikayetleri arttırmasın hem de gelir olarak da hükümet açısından tatmin edici düzeyde olsun. hatta bunun için çok güzel bir söz var:

    "vergi sanatı, kazdan en az gürültüyle en fazla tüyü yolmaktan ibarettir."

    söze katılmamak elde değil; ama iktisat gerçekten de birçok parametreye bağlı olduğu için vergi ile çözüme gitmek ne kadar mantıklı da gözükse, pratikte tamamen gerçekleşemeyebiliyor. özellikle abd ekonomisinde çok da çalışmadığı fark edilmiştir. ronald reagan'ın ve george w. bush'un uygulamaya çalıştığı vergi indirimi, geliri arttırması beklenmesine rağmen gelirleri düşürmüştür ve bütçede açık vermeye neden olmuştur. arz yanlı iktisatçılar da bunun vergileri düşürmekten çok, hangi vergilerde indirime gidileceğini kestiremedikleri nedeniyle politikacıları suçlamıştır.

    velhasıl kelam, laffer eğrisinin bize verdiği fikir kağıt üzerinde gayet mantıklı gözükmesine rağmen, pratikte her şekilde başarı gösterememiştir. aşırı yüksek vergilerde, indirime gidildiği zaman bir rahatlama olduğu ve gelirlerin artabildiği görülmüştür. bunun dışındaki örneklerde, vergileri düşürmenin doğrudan gelirleri arttıracağı bir fikir, pratikte pek de çalışmamıştır.
32 entry daha