şükela:  tümü | bugün
402 entry daha
  • lars von trier tarafından 2013 yılında çekilen iki bölümlük film.

    --- spoiler ---
    bir nymphomaniac kadının çocukluğundan orta yaşlarına kadar olan hayatının öykülenerek anlatıldığı bu filmde dikkatimi çeken her ne kadar çok açıkça ortaya konmasa da mahkeme havasında olmasıydı. zaten film içerisinde bundan bahsediliyor. fakat bahsettiğim mahkeme, seligman ve joe arasındakinden ziyade joe'nun öyküsü içerisinde gerçekleşiyor. joe kendi kendisini yargılayarak ilerliyor.

    genel olarak 'müstehcen' olarak adlanırabileceğimiz sahnelerin hiçbiri porno sayılabilecek kadar yapay ya da uzun değildi. trier'in kişinin tecrübelerinden çok pornodan feyz alıp çektiğini anlayabileceğimiz bir kaç sahne mevcut. bazı sahnelerde genele odaklanmaktansa penetrasyon üzerine yoğunlaşması belki de eylemin joe için yapaylığını anlatmak için kasıtlı yapıldı. anal seksin gerçekleştiği sahnelerde gerçekliğin yanına bile yaklaşamamak trier için amatörce bir hata olmalı.

    hikayenin anlatılmadığı zamanlarda seligman ve joe arasında geçen konuşmalar ve film içerisindeki 8 bölümün de isimlerinin odanın içerisindeki nesnelerden alması; tamamiyle farklı hayatlar süren bu iki kişinin sanıldığından çok daha benzer olduklarını ortaya koyuyor. aslında her şeyin basit temellere dayandığını ve bunların varyasyonu olduğunu gösteriyor. fibonacci'nin istisnai bir seçimden çok basitliği pekiştirmek için kullanıldığını düşünüyorum. zaten filmin konusunun cinsellik olduğunu göz önüne aldığımızda, joe'nun nymphomaniac olup seligman'ın aseksüel olması buna güzel bir örnek.

    seligman toplumu yansıtıyor. joe'nun ırkçılara, pedofiliye ve faşizme karşı 'sempatisi' onu rahatsız ederken, aynı zamanda bakış açını değiştirmesini öğütlüyor bir başka sahnede. joe'nun tabu olan konularda bakış açısını değiştirmesi onu negatif bir yöne çekerken, seligman'ın öğütü bir izin olma mahiyetinde. bir sahnede joe tabular hakkında da fikirlerini söylüyor.

    metaforların hepsi çok zekice seçilmiş ve bir o kadar da güzel işlenmiş. dikkatimi çeken bir diğer nokta ise filmin başından sonuna dek inançsızlığın norm olarak kabul edildiği bir odada konsept açısından sürekli dinsel bir öğreti üzerinden gidilmesiydi. seligman'ın da joe'nun da dindar olmadığını bildiğimiz halde neden bu kadar dinsel öge var? çünkü din denilen şey sadece kültürün dogmatikleştirilerek bir kitaba sığdırılması. ne yazık ki seligman'ın isminden film sonunda tecavüze kalkışmasına dek -ve birçok şey daha- toplumun iki yüzlülüğüne tanık oluyoruz.

    son dakikalarda seligman'ın davranışı ve joe'nun tepkisi, p ve jerome ile olduğu gibi, trier'in izleyiciye hem gerçekliği sunmak hem de izleyiciyi rahatsız etmek için kullandığı sahnelerdi. sahnenin kararması ve sadece sesleri duymamızın nedeni, filmin başında da yapıldığı gibi, merakı ayyuka çıkarmak ve izleyici doyumsuz bırakmak. bittiğinde hem seligman'ın davranışıyla ona karşı duyduğunuz her olumlu duygu sizden koparılıyor fakat aynı zamanda joe'nun bundan sonra ne yapacağını düşünüp duruyorsunuz. seligman'ın bu kadar anlayışlı portresi çizdikten sonra tecavüz etmeye gelip bir de üstüne ''zaten binlerce adamla birlikte olmuşsun'' demesi ayrılıkçı feministler için argüman mahiyetinde *o kadar toplumsal cinsiyet, kürtaj muhabbeti yapıp sonra tecavüz etmeye kalkmak, bir şey çağrıştırdı mı?

    genel olarak güzel duyguların filmi değil. film boyunca seksin iştah açıcı sunuluşundan ziyade soğukluğu ve yalnızlığı gördük. sevdiği kişiyle bile ilişkiye girerken, bir şey hissetmemeye başlıyor. ki zaten tüm filmdeki en erotik sahne jerome ve joe'nun ikinci sevişmesinde gerçekleşiyor. fakat sevişmenin yarısında atmosfer tam tersine dönüyor.

    ortalama 5.30 saat süren filmde hamileliğin, adetin etkilerinden ya da zührevi hastalıklardan bahsedilmemesi eksik kalmış. porno izleyeceğine gidip gerçek nymphomaniac'lerle konuşsa daha sağlıklı olurdu. izlenmeden tam olarak anlaşılmayacak, izlendiğinde bile bazı şeylerin gözden kaçabileceği filmlerden biri. mirror bölümüne geçmeden önce aynada kameranın gözükmesi trier'in ''film bu, hatırlatayım dedim'' gibi bir uyarısı olabilir. çünkü film boyunca her ne kadar ikili bir diyalog görsek de, kendimiz de dahil oluyoruz konuşulanlara.

    yazılacak ve belki de sindirmem gereken daha çok şey var. umarım rüyalarıma girmez...ya da girer..*

    --- spoiler ---
58 entry daha