şükela:  tümü | bugün
32 entry daha
  • franz kafka'nın yeğeni marie kafka'nın da getirildiği ve öldürüldüğü kamp. bugün bir devlet müzesi olan kamp, hala duman kokuyor. siklon-b gazı kapsüllerinin kutuları, kadın saçları hala duruyor. gazlanan esirlerin yakıldığı krematoryum da hala orada. doktor mengele*'nin çocukları parçalayarak dermatoloji bilimine katkılarını sunduğu* muayenehanesi de orda. ss'lerin katliamını kolaylaştıran ünlü barları da.

    16 yaşındayken en büyük nazi kampına getirilen, gaz odası sırası gelmeden sovyetlerin kampı bulmasıyla kurtulan charles baron'un ağzından:
    -örneğin ne yiyip ne içerdiniz?
    -sabah kahve. gerçek kahve değil tabii, ama kahverengi; sıcak olduğu zamanlarda ise pek mutlu olurduk. öğleyin çalışma yerinde ya da pazarları çorba verirlerdi, arada sırada içinde et de olurdu. akşam yine çorba. 250-300 gramlık bir ekmekle beraber. 20 gram margarinimiz, 20 gram sosis ya da bir kaşık şekersiz reçel hakkımız vardı. zaman zaman sosis yerine yağsız peynir verirlerdi. sonra ekmeğe tüp peynir sürmeye başladılar. eridiği için hemen yenmeliydi, ertesi güne saklayamazdık.
    -size en çok dokunan ne olmuştu?
    -1943'te, bir gün, kampın alman komutanı, bize verilen yemeğin fazla olduğuna karar verdi. yiyeceğimizi kaldırdı ve yerine kimyasal jelatin ve kuru ağaç yaprakları kondu. suyun içine jelatin koyuyorlardı, jöle gibi bir şey oluyordu. içine atılan yapraklar şişince de yiyecek diye bunu veriyorlardı. kısa zamanda vücudumuzda ödemler başladı. kalbimiz buna dayanmıyordu. ne kadar zamanımız kaldığını öğrenmek için fransa'dan sürülmüş bir doktor buldum: "doktor ne kadar zamanım kaldı?". bu soruyu 17'sinde sormak hiç de kolay değil.. "eğer değişiklik olmazsa en fazla iki ay" cevabını verdi. sonra bir değişiklik oldu. yapraklar kayboldu ve eski yiyeceklerimizi vermeye başladılar. galiba cephane fabrikasının yönetimi, ölümler yüzünde iş aksamaya başlayınca şikayet etmiş. böylece daha önceden iğrenç bulduğumuz yemekler bize çok leziz gelmeye başladı.
    -intikam duygunuz var mı?
    -intikamım çocuklarım, torunlarım. ailemi yok etmek isteyenlere karşı intikamım bu. almanlarla nasıl gidiyor diye soruyorsan, çok iyi. genç almanlar evime geliyorlar. anne-babalarını da görüyorum. ama, dedelerini görmeyi reddediyorum. benim yaşımdaki almanları görmek istemiyorum. anılar intikamdır.
285 entry daha

hesabın var mı? giriş yap