şükela:  tümü | bugün sorunsallar (6)
16109 entry daha
  • roseto,pennsylvania eyaletinin 1.500 nüfuslu italyan göçmenlerin yerleştiği bir kasaba. iki doktorun konuşmasından çıkan gizemle araştırmalara konu olan garip bir yer.

    konuşma sırasında bu kasabadan kalp rahatsızlığı ile gelen bir tane bile hastanın olmaması iki doktoru da şaşırtıyor ve bir heyetle araştırmaya başlıyorlar.

    roma'nın yüzelli kilometre güneydoğusunda, apenin dağları eteklerinde yer alan roseto valfortore … çok eski bir yerleşim bölgesi olan roseto'da yaşam zordu. köylüler yüzyıllarca, ya çevre tepelerdeki mermer ocaklarında çalıştılar ya da sabahları yamaçlardan aşağı beş-altı kilometre yürüyüp, aşağı vadideki taraçalı topraklarda tarım yaptılar. bu yorgunluğun üstüne, akşamları da yamacı gerisin geriye tırmanıp evlerine ulaştılar. yaşam zordu. köy halkı neredeyse hiç okuma-yazma bilmiyordu, son derece yoksuldu ve ekonomik anlamda iyileşme ümidi de pek yoktu. ta ki ondokuzuncu yüzyıl sonlarında, okyanusun ötesinde çok şey vaad eden yeni bir kıtanın haberi ulaşıncaya dek…

    1882 yılı ocak ayında 11 roseto'ludan oluşan bir grup new york'a yelken açan bir gemiye bindi. uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra, yeni kıtadaki ilk gecelerini manhattan'ın küçük italyası mulberry caddesi'ndeki bir barda, yerde uyuyarak geçirdiler.

    new york yaşamı onların düşüncelerine uymayan bir yaşam şekliydi. batıya gitmeyi göze aldılar ve sonunda pennsylvania'nın bangor kasabasına120 kilometreuzaklıktaki bir arduvaz ocağında iş buldular.

    ertesi yıl 15 roseto'lu daha amerika'ya gitmek üzere roseto'dan ayrıldı ve bu gruptan da birkaç kişi bangor'daki hemşehrilerine katıldı. çok geçmeden roseto'lu gruplar ard arda çantalarını toplayıp pennsylvania'ya akın etti. italya'daki kasaba neredeyse tamamen boşalmıştı.

    rosetolular, bangor'a yakın bir dağın yamacında arazi satın almaya başladılar ve italya'dakilere neredeyse tıpatıp benzeyen küçük şirin evler inşa ettiler. başlangıçta köylerine "yeni italya" (new italy) adını verdiler ama bir süre sonra buranın roseto olmasının daha uygun olacağına karar verdiler. çünkü köyün hepsi italya'daki roseto'dan göçenlerdi..

    1896'da köy kilisesinin başına çok dinamik, genç bir papaz geçti. bu kişi, kasaba halkını, evlerinin çevresindeki toprakları temizleyip, soğan, fasulye, patates gibi sebzeler ve meyve ağaçları ekmeye teşvik etti. sonuç inanılmazdı. kasabaya canlılık geldi. sebze-meyvanın yanı sıra hayvan da yetiştirmeye başladılar. kendi şaraplarını kendileri yaptı. her şeyiyle kendilerine yetiyorlardı.

    komşu kasaba bangor, büyük oranda ingiliz ve kelt idi. ona komşu başka bir kasaba da çoğunlukla alman'dı. her üç kasabanın da birbirinden haberi yoktu desek yalan olmazdı. bu üç kasaba halkının birbiriyle ilişkilerinin yok denecek kadar zayıf olması da doğaldı.

    stewart wolf bir doktordu; sindirim ve mide üzerine ihtisaslaşmış, oklahoma üniversitesi tıp fakültesinde de öğretim üyesiydi. yazlarını pennsylvania'da roseto'ya yakın bir çiftlikte geçiriyordu. aslında bunun pek bir anlamı yoktu çünkü roseto o kadar kendi dünyasında yaşıyordu ki, komşu kasabada olmanıza rağmen roseto hakkında bilginiz olmayabilirdi. ama dr. wolf 1950'lerin sonlarında roseto'daki yerel bir tıp derneğinde bir konuşmaya davet edildi. konuşması bitince, oradaki doktorlardan biri onu bira içmeye davet etti. içkilerini yudumlarken ev sahibi doktor şöyle dedi: "17 yıldır bu meslekteyim. bana çevredeki her yerden hastalar gelir, ancak roseto'dan gelip de 65 yaşın altında kalp hastalığına yakalanmış biriyle karşılaştığım çok ama çok enderdir." wolf hayretler içinde kalmıştı. bu konuşma, 1950'lerde kolesterol düşürücü haplar ve kalp hastalıklarını engellemeyi hedefleyen sert önlemler ortaya çıkmadan önce oluyordu. kalp krizi amerika'da yaygındı. 65 yaşın altındaki erkekler arasında önde gelen ölüm nedeniydi. doktor olup da kalp hastalığıyla karşılaşmamak olanaksızdı.

    wolf bu durumu araştırmaya karar verir. oklahoma'daki meslektaşları ve öğrencilerinden yardım istedi. olabildiğince gerilere giderek, kasaba sakinlerinin ölüm raporlarını incelediler. kasaba halkını, kan testleri, ekg gibi taramalardan geçirdiler. sonuçlar şaşırtıcıydı. roseto'da 55 yaşın altında kalp krizinden ölen ya da herhangi bir kalp hastalığı belirtisi gösteren hemen hiç kimse olmamıştı. roseto'da 65 yaş üzeri erkekler arasında kalp hastalığından ölüm oranı, tüm amerikadakinin yarısı kadardı. hatta roseto'da her türlü nedenle ölüm oranı, beklenenin % 30-35 altındaydı.

    wolf araştırmayı biraz daha genişletti. oklahoma'dan bir sosyolog arkadaşı da devreye girdi. 21 yaş üzerindeki herkesle tek tek görüşüldü. hiç intihar vakası yoktu. hiç alkolizm vakası yoktu. hiç ilaç ve uyuşturucu bağımlılığı vakası yoktu. suç oranı çok düşüktü. sosyal yardım alan hiç kimse yoktu. wolf'un ihtisas alanına giren mide rahatsızlıklarından peptik ülser hiç yoktu. bu insanlar yaşlılıktan ölüyordu o kadar..

    wolf'un ilk aklına gelen, roseto'luların italya'dai eski yaşantılarından getirip sürdürdükleri ve onları amerikalılardan daha sağlıklı kılan kimi beslenme alışkanlıkları olabileceği oldu. ancak böyle olmadığı çabucak ortaya çıktı. roseto'lular yemeklerini, daha sağlıklı bir seçenek olan zeytinyağı yerine, italya'da da kullanmış oldukları domuz yağıyla pişiriyorlardı. italya'dai pizza, domates, balık, soğan, sıvı yağ içeren ince bir ekmek tabakasıydı. pennsylvania'da ise ekmek hamuru artı sosis,salam, jambon, demekti. italya'da sadece noellerde ve yortularda yenilen biscotti ve taralli gibi tatlılar, burada yıl boyu yeniyordu. wolf, rosetoluların tipik beslenme alışkanlıklarını diyetisyenlere analiz ettirdiğinde, kalorilerini, % 41 gibi okkalı bir oranda yağlardan aldıkları ortaya çıktı. burası, insanların gündoğumunda yataktan kalkıp yoga yaptıkları ya da bisiklete atlayıp10 kilometre aktif pedal çevirdikleri bir kasaba değildi. pennsylvania rosetoluları çok sigara içiyordu ve birçoğu obez sınırının üzerinde şişmandı.

    peki bulgular diyet ve egzersizle açıklanamıyorsa, genetikle açıklanabilir miydi? bunun için rosetoluların, abd'nin başka yerlerinde yaşayan akrabalarını inceledi. bu da değildi…

    pennsylvania'da dağ eteklerinde temiz havada yaşamak mı etkiliydi acaba? roseto'ya en yakın iki kasaba, dağın hemen aşağısında bulunan bangor ile, birkaç kilometre uzaklıktaki nazareth idi. her ikisi de roseto ile yaklaşık aynı büyüklükteydi ve her ikisinin de nüfusu aynı türden, yani çalışkan avrupalı göçmenlerden oluşuyordu. wolf, her iki kasabanın da tıbbi kayıtlarını taradı. nazareth ve bangor'da 65 yaş üzeri erkeklerde kalp hastalığından ölüm oranı, roseto'dakinin üç katıydı. işte bir çıkmaz sokak daha…

    roseto'nun sırrı, diyet, egzersiz, genetik ya da lokasyon olmadığına göre neydi? wolf ve arkadaşları kasabada bu kadar zamandır gezip dolaşırken rosetoluların birbirleriyle olan sosyal ilişkileri dikkatlerini çekti. birbirlerini sık sık ziyaret ediyor, sokakta karşılaştıklarında uzun uzun sohbetler ediyor, evlerin bahçelerinde bir araya gelip yemekler pişiriyorlardı. evlerde çoğunlukla iki ya da üç kuşak bir arada yaşıyor ve bu evlerde saygı ve sevgi en üst düzeyde idi. kiliseye devam çok yüksek orandaydı. nüfusu 2.000'in altında olan bu kasabada 22 sivil kuruluş saptadılar. zenginler, kendilerini yukarılara çekip diğerleriyle görüşmeme gibi bir davranıştan çok uzaktı. aksine ihtiyacı olanlara ellerinden geldiğince yardımcı oluyorlardı. başarısızlıklar hemen tolere edilmeye, halledilmeye çalışılıyor, en azından hoşgörülüyordu. kasabada, sevgiye dayalı bir yaşam felsefesi her yanı sarmıştı. aralarında, güçlü, koruyucu, kollayıcı, sevgi dolu bir sosyal yapı kurulmuştu.

    rosetolular, tanrı'nın biz insanlara özünden armağan ettiği sevgiyi ve onun gücünü biliyor ve en güzel şekilde kullanıyorlar. dileriz tüm insanlar bu güzelliği kısa zamanda fark eder ve sağlıklı toplumlar oluşturur.

    kaynak:malcolm gladwell-outliers
21833 entry daha
hesabın var mı? giriş yap