şükela:  tümü | bugün soru sor
34 entry daha
  • david lynch'in 1977'de yazdığı, yapımcılığını yaptığı, yönettiği, seti düzenleyip etrafın temizliğini yaptığı, anlaşılması neredeyse olanaksız olan filmi. marjinal anlatımlar, kafa karıştırıcı metaforlar, simsiyah imgeler, ürkütücü simgeler, enteresan göstergeler ve garip mecazlarla dolu olan film; sanayileşmiş bir toplumda yaşamanın ve bu sanayileşmiş dinamiğin bir parçası olmak zorunda kalmanın insanın hayatını nasıl kabusa çevirdiğini anlatan bir filmdir diyebiliriz, ancak sadece bu yetmez. zira bu karanlık görüntünün ortasında yaşamak zorunda olmak ve bunu olanca ağılığıyla taşımak da vardır. herkes gibi henry'de hayatını kazanmak için bir iş de çalışmak zorundadır. ve çalıştığı iş, bunaltıcı atmosferiyle onu iyice içinden çıkılmaz bir cendereye sıkıştırmıştır. garip de bir kız arkadaşı vardır. onunla yürüttüğü ilişki de diğer herşey gibi anlaşılmaz derecede rahatsız edicidir. üstüne üstlük bir de kız arkadaşı hamile kalmıştır; bu nedenle mecburen onunla evlenmiştir. böyle garip bir karı-kocadan hilkat garibesi bir bebek gerçekten doğmuş mudur, yoksa bu bebek de henry'nin nice kabusundan biri olarak mı görünür bilinmez. ama ucube bebek; henry'nin evlilik, babalık, yaşamak,ve varoluş korkularının somutlanmış halidir. bir nevi henry'nin karmakarışık ve kaotik iç dünyasının bir simgesi konumundadır.

    --- spoiler ---
    henry nin hayat, kadin, yani kısaca üreme korkusunun ve evli çiftlerin birbirlerini aldatmalarının imgesi olan spermvari yaratıkların gözüktüğü kabus sahneleri, baba olmanın ya da olacak olmanın ve zamansız evliliğinin getirdiği sorumluluğun yükü, durmadan çalışan makinelerin sesleri yüzünden sürekli uğuldayan endüstrileşmiş, kapkaranlık bir dünyaya hapsolmanın sıkıntısı, henry'ye kapana kısılmışlık duygusunu var gücüyle yaşatır. tek kaçış noktası yatağının yanındaki radyatörün arkasında düşlediği veya gördüğü küçük sahnede şarkı söyleyen kadındır (bkz: lady in the radiator). ne zaman dayanamayacak kadar daralsa oradan yükselen ışığı görür. o kadın kirletilemez, o kadın o pislik içindeki dünyada tek temiz kalmış şeydir henry için. çünkü o, sahnedeyken yukardan düşen spermsi yaratıkları olanca masumiyetiyle ezer; o kirletilemez. ilahi bir şarkı söyler o kadın (bkz: in heaven everything is fine).. yani cennette her şey güzeldir. ya da şöyle çevrilebilir, heaven bir anlamda tanrı da demektir, yani tanrı'nın yanında her şey mükemmel ve güzeldir. henry için -umutsuzluk ve çıkışsızlık içinde hapsolanların çoğu için hatta- kaçış noktası ölümdür. umutsuzluğunun doruk noktasında kundağına sarılı, öylece masanın üzerinde yatan bebeğin kundağını keser fakat umduğu görüntüyle karşılaşamaz henry. kundağa sarılmış bir bebek bedeni görmeyi bekleriz biz de henry gibi ama görülen şey bebeğin içidir. henry kundağı kesmekle bebeğin bedenini kesmiş, içini açmıştır. bir anlamda kendi kozasını yırtmış ve kendisiyle, iç dünyasıyla yüzleşmiştir. gördükleri karşısında iğrenen, tahammülü tükenen henry, bebeğin iç organlarını kundağı kestiği makasla yaralayarak bebeği yani aslında kendini öldürür. filmin başından bu yana görünen, spermvari yaratıkların geldiği gezegen yıkılıp dağılmakta, gezegendeki cildi hastalıklı adam acı çekmekte, yok olmaktadır. henry intihar etmiştir. bembeyaz bir ışıkla beraber o ulaşılamaz, kirletilemez masum gülümsemesiyle "o" kadın çıkagelip henry'ye sarılır. henry'nin yüzünde ağlamaklı, hüzünlü bir huzur ifadesi vardır. sonunda tüm yüklerinden, sorunlarından, sıkıntılarından, sorumluluklarından kurtulmuş, her şeyin iyi olduğu cennete doğru, bu şarkıyı söyleyen melek eşliğinde yola çıkmıştır.
    --- spoiler ---

    başrol oyuncusu john nance'le -filmdeki henry spencer- david lynch'in kendisini özdeşleştirdiği bir filmdir bu; zira henry'nin saçları lynch'in saçlarının tıpatıp bir yansımasıdır. bilen bilir, david lynch'in saçları da aynı henry'ninkiler gibi havaya dikilmiş, kabarık ve dağınıktır. henry'nin tüm iç sıkıntıları, korkuları, umutsuzlukları lynch'in kendi korkuları, umutsuzluklarıdır kısacası. neyse ki david lynch, henry spencer gibi intihar etmemiş, bize üstünde "bu ne demek acaba?", "burada ne anlatmak istemiş olabilir ki şimdi?" diye düşüneceğimiz başka filmlerini izleme şansı tanımıştır.
143 entry daha