şükela:  tümü | bugün
109 entry daha
  • ifade özgürlüğü adına kara bir gün

    gırgır konusu, öyle görünüyor ki, ibrahim kalın’ın twitter’dan yaptığı paylaşımdan sonra büyüdü. kalın, ilgili karikatürü ahlaksızlık ve nefret suçu olarak nitelendirdi, ve hatta karikatürün ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini iddia etti! bu yorum her şeyden önce çirkin ve sorumsuzca. zira, hükümetin üst düzeyine bu kadar yakın olan bir insanın bir dergiyi bu şekilde hedefe koyması kabul edilebilir bir tavır değil. dahası, kalın’ın sözleri gerçeğe karşılık gelmiyor. dünya üzerindeki hiçbir gelişmiş demokraside bir karikatüristin böyle bir çalışmadan ötürü hukuki bir sürece muhatap edilmesi söz konusu olmaz, olamaz.

    ne var ki, bunca acı tecrübeye rağmen türkiye’de ifade özgürlüğünün neleri kapsadığı halen yeterince anlaşılabilmiş değil. insanlar hala, "ama inanca hakaret?" diyorlar. hz. isa ve musa’nın batıda da eleştirilemeyeceğini ciddi ciddi düşünenler az değil. hatta hz. musa’yı eleştirmenin antisemitizm olacağını zannedenler de var! south park ya da monty python gibi dünyaca ünlü yapımlardan dahi habersiz olan kitlelerden söz ediyoruz. her şey bir yana, basit bir google ımage araması ile dahi ilgili peygamberler hakkında binlerce karikatüre saniyeler içinde erişebilmek mümkün. ama türkiye’de hala ingilizce bariyeri dahi aşılmış değil. dolayısıyla, kendi kafasına göre "kutsallara saygılı" bir ifade özgürlüğü tanımı yapan ve bu tanımın dünyanın her yerinde geçerli olduğunu tahayyül eden geniş bir kitle ile karşı karşıyayız.

    neticede türkiye’de ifade özgürlüğü adına kara bir gün yaşamış olduk. 45 yıllık bir geçmişi olan, türkiye’nin en köklü mizah dergisi gırgır’ın yayın hayatı bir anda sona erdi. umalım ki, geçici olsun… ama türkiye’de ifade özgürlüğü adına çok ümitli olunabilecek günler yaşamıyoruz. ümitsizlik telkin eden nedenlerden biri de, gerek derginin twitter’dan yaptığı açıklamanın, gerekse yayıncıların dergiye sahip çıkmamalarının korkudan ileri geldiğini dahi pek kimsenin anlamak istememesi. zira bu korkuyu ve sindirilmişliği dahi, "bakın, yaptıkları hatayı kabul ettiler" şeklinde okumayı tercih etme ve zihin konforunu bozmama eğilimi yaygın.

    bu vesileyle belki hatırlamak gerekli: gırgır, 80’li yıllarda hemen her hafta turgut özal ile uğraşırdı. ancak rahmetli zaman zaman kendisini çizen karikatüristleri bizzat arayıp, karikatürün orijinalini rica edecek kadar enteresan bir insandı. tabii karikatüristler özal döneminde de yargılandılar. ama bugün şahit olduğumuz hoyratlıkların boyutunun daha ileride olduğunu düşünüyorum. 1930’lardaki üniversite tasfiyeleri ve tek sesli basın nasıl meşrutiyet dönemine nazaran bir gerilemeye tekabül ediyorsa, bugün için de aynı şey geçerli.

    ifade özgürlüğü herkese lazım. her konuda ihtilafa düşsek dahi, bu ortak paydayı bir şekilde kazanmak ve neticede nezih bir eleştiri ve tartışma kültürü ortaya çıkarmak zorundayız. ama kısa vadede böyle bir şeyin gerçekleşebileceğine ihtimal veremiyorum. 28 şubat sonrasında güzel bir fırsat ortaya çıkmıştı. çok uzun sürmedi. maalesef yazık ettiler.

    url: https://www.facebook.com/…er/posts/1550568591638932

    tema:
    (bkz: türkiye politikaları /@derinsular)
75 entry daha