şükela:  tümü | bugün
33 entry daha
  • 5 bilemedin 10 dakikalik sigara molasinda schopenhauer

    baslangic noktasi immanuel kanttir. zaten saheseri olan irade ve tasarim olarak dunyaya da kant bilmeyen beni okumasin diyerek baslar. peki kant ne demistir? deneyimler bilgiler yaratir ve bu deneyimlerin icerigi de duyu organlarina baglidir. eger gozumuzun yapisi farkli olsa tum deneyimlerimiz farkli olurdu. bilgilerimizin de icerigi farkli olurdu ve sonucta, olusturacagimiz tum ust duzey kavramlar da bunlari temel alacagindan, bu duyu organlarinin yapisina baglidir. biz bir yarasanin dunyayi nasil algiladigini asla hayal edemeyiz, bunu nasil olmasi gerektigini bile bilemeyiz.

    fakat kant bir deneyci degildi, o deneyle akili birlestirdi. soyle ki, biz dogustan hicbir bilgi getirmesek bile (a priori) yine de tum bilgiler deneyimlerden kaynaklanmaz dedi. ornegin bir zaman anlayisini, zamanin lineer olarak ileriye dogru aktigi anlayisini biz tecrubelerimizden ogrenmeyiz. bu bir nevi beynimize civilenmis bir cercevedir. zira biz zamansizligi dusunemeyiz bile. ayni sekilde mekan, nedensellik, nicelik, varolus da boyledir. onlar dunyaya bakarken firlatip atamayacagimiz gozlukler gibidir. deneyimlerimizin oturdugu kaliplardir. eger bir deneyim bunlara oturmazsa, bilgi haline gelemez. bunlara kategoriler dedi ve bunlarin dogustan geldigini ileri surdu. boylece deneycilikle akilciligi birlestirdi.

    bundan hareketle madem dedi deneyimler duyularimiza bagli, demek ki biz bir nesnenin gercek halini algilayamiyoruz. duyu organlarimizi degisik olsa baska sekilde algilardik. hatta onu sadece zaman-mekan ve nedensellik icinde algilayabiliyoruz. bu katergorilere uymayan kisimlarini bilemiyoruz. iste bizim algiladigimiz dunyaya fenomenler dunyasi dedi, nesnelerin ozlerinin (ding an sich) olusturdugu dunyaya da numenler.

    daha bircok sey de soyledi ahlak hakkinda falan ama simdilik gerekmiyor. schopenhauer buradan devraldi ve ilk is olarak kantin, numenler dunyasinin fenomenler dunyasinin asil nedeni ve yaraticisi oldugu gorusune saldirdi. zira nedensellik de fenomenler dunyasina ozguydu, bu iki dunyayi birbirine baglayamazdi. bu tutarsizligin hakkindan gelmek icin dedi, anlamaliyiz ki fenomenler de numenler de ayni gercekligin disavurumlaridir. bu gercekligin adina irade dedi. modern fizikteki karsiligi enerjidir.

    tanri veya din inanci yoktu (aslinda ilk defa acik acik tanriya inanmadigini soyleyen filozof oldu) ve bununla paralel olarak, iradeyi kisiligi veya amaci olan birseymis gibi tanimlamadi. (iste diger alman idealistlerle en temel farklarindan biri buradadir. yani hegel, fichte ve schellingle) irade tamamen amacsizdi. evrenin olusumu planli birsey degildi, boyle olmasa baska turlu de olabilirdi pekala. yasamimizin oyle ilahi bir planin parcalari olmadigina yurekten inaniyordu. ona gore irade o kadar safti ki, (enerji gibi) her turlu kisisellikten ve insani ozelliklerden, hatta her turlu ozellikten o kadar uzakti ki, insanin onu tahayyul etmesi de olanakli degildi. (kantin kategorileri geregi)

    sonucta dedi, bizler bu amacsiz gucun oyuncaklarindan ibaretiz. bilinc diye birsey gelistirmisiz ve bu bizim ozgur irademiz olduguna, secimler yaptigimiza inandiriyordu bizi. halbuki hersey yanilsamaydi, gercek olan tek sey iradenin gucuydu. tipki budizmdeki bu dunyanin yanilsama oldugu, gercegin zaman-mekanin disinda bir ve tek oldugu inanci gibi. (gercekten de zaman-mekan sadece fenomenler dunyasina ozguydu, benzerlik epey tutarli)

    simdi bu noktada durup sapka cikartiyorum, zira hayatin amacsizligina (daha dogrusu insani bir anlam ihtiva etmemesine) olan inanci birtakim bilimsel teorilerle ortusuyor. mesela intelligent design teorisi yerine emergence gibi, memetics gibi, hatta evrim teorisi gibi. bu o zamana kadar ki, bence en iyi ve tutarli panteizm turuydu. (bazi tur budist inanclarda bir farki burada iste, onlar isin icine sevgi saygi birlik beraberlik baris kavramlarini sokarlar. lakin bunu hepsi yapmaz, buddha da schopenhauera cok daha benzer gorusteydi]

    eger biz iradenin oyuncagiysak ve onun bizim araciligimizla yasantiladigi bu arzular, istekler [bunu memetics iceriginde dusunun, yani amacsiz molekullerin karmasik yapilar olusturmalarindaki ve bunu yaparken "hayatta kalma" konusundaki "israrciliklari"] nihai olarak hep aciya ve tatminsizlige neden olacaksa, dunyevi olandan uzak durmaliydik. yine de budizmin soz verdigi huzuru yakalayamayacaktik, ama kisa sureler icin de olsa (mesela sanatsal yaraticilik anlarinda, ozellikle muzikte) iradenin pencesinden kurtulabilir, ozgurlesebilirdik. ama uzun vadede hersey nafileydi. iste efendim, kotumserliginin annesiyle falan alakasi yok gordugumuz gibi; bu kadar zeki bir adamin, cok unlenmis felsefi sistemini anne nefreti uzerine kurmamis oldugu asikar.

    sonucta alman idealizminin tek kotumser temsilcisidir schopenhauer ve batinin gozlerini acip, doguyu anlamasinin da (ve 19yydan sonra ilk defa dogu felsefesinden daha derinlesmesinin de) baslica sorumlusudur. ayrica bu irade gorusuyle ve bunun ozellikle sahane kitap askin metafiziginde anlatildigi gibi uygulanisiyla sayisiz sanatciya ve bilimadamina ilham kaynagi olmustur. tolstoy, freud, nietzsche, jung, proust, turgenyev en bilinenleridir.

    schopenhauerun alman felsefesi ve daha genis acida bati felsefesi surecindeki yerini daha iyi gormek, daha ayrintili bilgi edinmek isterseniz, (bkz: felsefenin oykusu)
    icindekiler bolumunden bakiniz, kacinci entrylermis, gorunuz. yok bana bu kadar yetti diyor, bitmis sigaranizin izmaritini caktirmadan yere atmak icin gitmemi bekliyorsaniz, bir baska sefere kadar hoscakalin diyorum sayin merakli felsefe bocukleri.
1733 entry daha
hesabın var mı? giriş yap