şükela:  tümü | bugün
5 entry daha
  • fobi demenin pek doğru olmadığı iğrenç bir durumdur. hiv korkusu demek daha doğrudur, zira hiv ile aids aynı şey değildir ve hiv kapan birinin aids olması günümüzde bir zamanlar olduğu gibi kesin ya da kesine yakın değildir. ingilizce literatürde bu durum genellikle "hiv anxiety" olarak tabir edilir.

    bu korkuyu yaşayan bir insanın hiv kapmamış olsa da psikolojik çöküntüye sürüklenip sağlığını bozma riski bulunmaktadır, bu bağlamda insan böyle bir halet-i ruhiye içine girdiğinde atacağı adımlar çok önemlidir. ben de bu korkuyu yaşayıp atlatmış biri olarak bu başlık altında deneyimlerimi paylaşmak istedim.

    ilk yapılacak şey gerçekçi, sağlıklı bilgilere ulaşmaktır. bu bilgilerin en önemlisi de şudur: hiv'in bu kadar ürkütücü olmasının nedeni kolay bulaşması değil kapıldığında kurtulmanın olanaksız olması ve kapan kişiyi yaşam kalitesini yavaş yavaş düşürerek oldukça kötü bir biçimde öldüreceği kanısıdır.

    oysa ki o son kısmı da son 15-20 yıldır pek geçerli değildir. üstü çizilip "insanı ömürboyu ilaç kullanmaya mahkûm etmesidir" diye yazabiliriz. yani diyabetik olmakla hiv+ olmak arasında bulaşıcılığı dışında çok büyük bir fark yoktur günümüzde. en kötü senaryo gerçekleştiyse ve kaptıysanız bile bundan sonra sürekli ilaç kullanacaksınız demektir, sürünerek öleceksiniz diye bir şey artık yok.

    kolay bulaşmaz demişken, hiv+ birinden kan nakli yaptırdıysanız bulaş olasılığı %85'in üzerindedir. ben burada daha ziyade korunmasız cinsel ilişkiye girip de arkasından korku yaşayan insanlar için yazıyorum bu yazıyı. o bağlamda eğer tanımadığınız biriyle cinsel ilişkiye girip de hiv kapmış olmaktan korkuyorsanız ilk bilmeniz gereken şey şudur ki nasıl bir ilişki olursa olsun, partner kim olursa olsun, her zaman için *kapmamış* olma olasılığınız kapmış olma olasılığınızdan çok daha yüksektir.

    kapıp kapmadığınızı kesin olarak anlayana kadar yapabileceğiniz pek bir şey yoktur ancak asla yapmamanız gereken bir şey vardır: internetten belirti aramak. hiv yeni bulaştığı insanlarda belirti vermez, genellikle yıllarca belirti vermez. bulaştığı insanların yaklaşık yarısında gribal enfeksiyon benzeri bir rahatsızlık yaptığı düşünülmektedir, ancak bunun da kaptıktan sonra ne kadar sürede görüleceği ve olup olmayacağı net değildir, kişiden kişiye değişir. o yüzden hiv söz konusu olduğunda belirti sağlıklı bir tanı yolu olarak kullanılamaz. kısacası şüpheli bir ilişkiden 1 hafta ya da 1 ay sonra grip benzeri belirtilerle yatağa düştüyseniz bunun nedeni hiv olabilir ama çok büyük olasılıkla değildir. internetten bakarak kısa vadede tek elde edeceğiniz nur topu gibi bir anksiyete rahatsızlığı olacaktır. uzun vadede cybh uzmanı olmanıza da neden olabilir, bana öyle oldu. değer miydi derseniz asla değmez, zira cybh uzmanı olmak isteyenin yapması gereken tıp fakültesine gitmektir. o yüzden cybh söz konusu olduğunda doktor olmakla sıradan hasta olmak arasında kalan bir şey yapmayın, çok sakıncalı.

    sağlıklı tanı yolu test yaptırmaktan geçer. dünyada hiçbir web sitesi, hatta doktor ya da klinik, size test yapmadan size hiv+ olup olmadığınızı söyleyemez. bu testin de pencere süresi dediğimiz bir bekleme süresi vardır. yani sağlıklı sonuç virüse maruz kalındığı sanılan ilişkiden hemen sonra alınamaz. elisa ve pcr adlı iki test vardır. diğerleri şu aşamada pek yaygın değil ve genellikle önerilmez. eczaneden alınan testlerinse yalancı pozitif ve negatif oranları biraz fazla olduğu için pek akıl kârı değildir. elisa ve pcr'a gelince, iki testin de doğruluk oranı çok yüksek olmakla birlikte yöntemleri çok farklı olduğu için yapılma zamanları da farklıdır. özellikle pcr'ın doğruluk oranı %100'e çok yakındır, ancak onun da zamanlaması önemlidir. ilişkiden 1 hafta sonra yapılan bir testin negatif çıkması, özellikle de elisa testiyse, hiçbir şey ifade etmez. olsa olsa o ilişkiye girdiğiniz sırada virüs taşımadığınızı gösterir, ki düzenli cinsel yaşamı olan biri için bu bile kesin bilgi sayılmaz. şöyle ki elisa testi virüsün kendisini değil antijenini ve/veya antikorunu arar. yani kişiye virüs bulaştıktan bir süre sonra ortaya çıkacak "yan ürünlerini". bunların kimde ne kadar sürede ortaya çıkacağını net olarak belirleyebilen bir teknoloji günümüzde yoktur ancak sıklıkla 3 ayı geçmediği, 1 yılı geçmesininse son derece sıradışı bir durum olduğu varsayılır. pcr testiyse doğrudan virüsü arar ve ekstrem durumlar dışında olası bulaş senaryosundan sonra 1 ay içinde kesin sonuç verir. daha önce kesin sonuç vermemesinin nedeniyse virüsün kanda yeterince çoğalamamış ve yayılamamış olmasıdır, bu durumda test virüsü bulamayabilir ve bu da yanıltıcı olabilir. nitekim aynı test virüs bulaştığı kesin olan hastalarda da kullanılmakta ve bu test virüsü tesbit edemediğinde virüs sayısının yeterince azaltıldığı ve hastalıkla mücadelenin iyi gittiği düşünülmektedir.

    kısacası şüpheli bir cinsel ilişki yaşadıysanız yapmanız gereken en mantıklı şey 1 ay bekleyip pcr testi yaptırmaktır. bu test negatif çıktığında hiv kapmamış olduğunuzu varsayabilirsiniz ancak %100 emin olmak için birkaç ay sonra tekrarlamanız önerilir. bunu bekleyebilecek kadar mantıklı düşünmekte zorlanmanızsa anlaşılabilir bir durumdur, bu durumda ne yapacağınıza da biraz aşağıda değineceğim.

    gelelim ekstrem durumlara... diyelim ki birlikte olduğunuz kişinin hiv+ olduğunu ve/veya size bulaştırmak istediğini düşünmek için çok geçerli nedenleriniz var. ki bu gerçekten ekstrem bir durumdur, çünkü şırıngayla eroin kullandığını bildiğiniz bir travesti size anal yolla tecavüz edip gözünüzün içine bakarak "artık sen de hiv taşıyorsun" dese bile test sonucunu görmeden tam emin olamazsınız. elbette bazı durumlar bu düşünceyi taşımak için diğerlerinden daha geçerli nedenler sunar ve bu durumda derhal bir doktora başvurmalısınız. bu durumda pep diye kısaltılan profilaksi şeklinde bir tedavi uygulanır. bu tedaviye şüpheli ilişkiden hemen sonra başlamanız gerekir, çünkü gecikirseniz bir işe yaramaz. bu tedavide hastaya yoğun biçimde anti retroviral ilaçlar verilir ve kabaca virüsün palazlanmadan tepesine binilmesi amaçlanır. sonuç alınıp alınamayacağı bir çok parametreye bağlıdır ve asla kesin olarak bilinemez. kabaca şöyle örnekleyelim, diyelim ki ölümüne dövüşen çok güçlü bir boksörsünüz ve ringe çıkarken kalabalık bir grubun saldırısına uğradığınız. bu saldırıda ölebilirsiniz, ya da ringe dayak yemiş olarak çıkacağınız için ringdeki rakibinizden ağır dayak yiyip ölebilirsiniz. ama icabında o dayağa rağmen rakibinizi de dövebilirsiniz. işte bu profilaksi de temelde böyle bir şey, yani sonucu, pek bilimsel bir yaklaşım gibi görünmese de, belli olmaz. ayrıca unutmayın ki bu ağır bir tedavidir ve virüsün vereceği kadar olmasa da vücudunuza zarar verir. o yüzden doktoru ikna etmeniz gerekir, her doktorun her zaman uygulayacağı bir tedavi değildir.

    zurnanın zırt dediği yerse mantıklı düşünme kısmı. insanın en yakalanmak istemeyeceği hastalığa yakalanmış olabileceği korkusu ona yanlış şeyler yaptırabilir, o yüzden her şeyden önce panik yapmamanız ve internetten alacağınız bilgilere kayıtsız şartsız güvenip bilinçsiz sonuçlara varmak yerine işi bilen birinden yardım istemeniz gerekmektedir. işi bilen kişi elbette bu konuda uzman bir doktordur ancak başvurmanız gereken tek kişi doktor değildir. doktorun size sunacağı bilimsel veriler mantıklı düşünebilen bir insanı rahatlamaya ve test zamanı gelene kadar sabretmeye yöneltecek olsa da mantıklı düşünmek işin temelidir ve yapması zor olandır. binanın temeli gibi düşünün, temel yoksa bina yıkılır. peki bu mantıklı düşünebilme temelini nasıl kuracağız? şöyle... bu korkuyu yaşayan ne ilk ne de son kişisiniz. daha önce yaşamış insanlar var. böyle birini bulup danışabilirsiniz. birçok kişi de cybh söz konusu olduğunda kimseyle konuşmak istemez. işte bunu yapmayın. sağlığınız her şeyden önemli. fuhuşa gittiğinin bilinmesini istemeyen bir erkek olmak, kocasını aldatan ya da evlilik öncesi ilişki yaşayan bir kadın olmak, eşcinsel ilişki, birçok nedeni olabilir bu konuları konuşmaktan çekinmenin. ama bunları düşünmeyip ilk aşamada gelen korkuyu yenmeniz için korkuyu daha önce yaşamış birinden destek almalısınız. sizi doktora gitmeye de en iyi o ikna eder. gözünüze girmek üzere olan kirpiği kendinizin göremeyeceğiniz gibi bu durumda sizin için doğruyu da karşınızdaki deneyimli kişi görür. böyle birini bulmak sandığınızdan kolay. bu durumda kalmış birini tanımıyorsanız internetteki bazı forumlara bakarak bulabilirsiniz, o da yoksa pozitif yaşam derneği diye çok güzel bir kuruluş var. hiv kapıp da hayatının kaydığını düşünen insanları hayata döndüren kişiler bunlar. uzmanlık alanları gerçekten kapmış olanlara destek vermek ama kapmış olma korkusu yaşayan insanlara da yardımcı oluyorlar. aradığınız zaman size "türk'e bir şey olmaz merak etme sen"mantığıyla yaklaşıp boş konuşmazlar, ancak korkunuzun gereğinden çok daha büyük olduğunu nedenleriyle anlatıp doğru yönlendireceklerine şüpheniz olmasın.

    tüm bunların yanı sıra başka bir noktaya da dikkat çekmek istiyorum: diğer hastalıklar. hiv oldukça zor bulaşan bir miktoptur ancak bu tüm cybh türleri için söylenemez. aşısı olan hepatit b ve kesin tedavisi olan frengi ve bel soğukluğu gibi hastalıklar hiv'den çok daha kolay bulaşabilir ve teşhis edilmediğinde ciddi sıkıntı yaratabilirler. teşhis edilmeleri hâlindeyse, hastalığına göre değişmekle birlikte, çoğuna karşı çok etkili tedavi yöntemleri mevcuttur. şüpheli cinsel ilişki sonrası hiv korkusu yaşayan insanın genelde farkında olmasa da esas korkması gereken hastalıklar bu diğer hastalıklardır. günümüzde tıp bilimini biraz zorlayan hpv dışında tüm cinsel yolla bulaşan hastalıklar için bulaş ve teşhis sonrası yol haritası üç aşağı beş yukarı bellidir ve sonuç her zaman garanti olmasa da vakaların ezici çoğunluğunda yapılan müdahale hastalığın hastaya kalıcı bir hasar vermeyeceği şekilde etkili olmaktadır. bu hastalığın seyrinin kontrol altında tutularak baskılanması ya da tamamen tedavisi şeklinde olabilir. bunun için de ön koşul hastalığın teşhis edilmesidir. hiv'e odaklanıp diğer hastalıkları göz ardı ederseniz kendinizi turp gibi zannederken karaciğer nakliyle ya da kısırlıkla burun buruna bulabilirsiniz.

    son olarak da bulaş olasılıklarına değinelim. korunmasız anal seksteki pasif partnerin hiv+ olduğu kesin bilinen aktif partnerden hiv kapma riski cinsel ilişkiler içindeki en yüksek risktir ve ortalama %30 cıvarında hesaplanmıştır. dikkatinizi çekerim, burada diğer partnerin hiv+ olduğunun kesin olması gerekiyor. bu olasılığı hesaplamak elbette çok güç, ancak tanzanya'da falan yaşamıyorsanız her halükârda %50'nin çok altında diye düşünebiliriz. yani olabilecek en riskli cinsel ilişki türünü yapan birinin *tek ilişkide* hiv kapma olasılığı reelde %15'in altında. anal seksteki aktif partnerin riski bundan da az. vajinal seksteki pasif partnerinki de kâğıt üstünde çok düşük, vajinal seksteki aktif partnerinkiyse %1'in bayağı bir altında. elbette bu yüzden ben önüme gelenin koynuna gireyim bir şey olmaz diye düşünmemek gerek, çünkü o düşük yüzde sizi ilk seferde de bulabilir. gel gelelim gördüğünüz gibi bilimsel olarak risk gerçekten çok düşük. peki bu kadar düşük risk varken anal seks bile yapmadan insanlar bu mikrobu nasıl kapıyor? bu da pek bilimsel bir yaklaşım gibi görünmeyecek, ama kısaca bu bir piyango. dünyada neler oluyor bir düşünsenize... birileri büyük ikramiyeyi tutturuyor, birilerinin bindiği uçak düşüyor, birilerinin bindiği uçak düşüp de oradaki herkes ölürken o biri sağ kalıyor. bunların hiçbirinin kime ne zaman olacağını kolayca hesaplayabilmemizi sağlayan bir bilim dalı yok. matematik biraz yardımcı oluyor tabi ama "niye o?" sorusunda genelde o da tıkanıyor. bu sorunun yanıtını aradığımızda devreye çok müthiş ayrıntılar girebiliyor ki bunların çoğunu bilemiyoruz, zaten büyük kısmını da ancak şansla açıklayabiliriz.

    kısaca toparlamak gerekirse, yapılacaklar şöyle:
    - partnerimizden çok emin değilsek korunmasız cinsel ilişkiye girmemek (özellikle de tanımadığınız biriyle para karşılığı ilişkiye giriyorsanız)
    - bir halt edip de korunmasız ilişkiye girdiysek bulaş riskleri konusunda kendimizi eğitmek, gerekli gereksiz stres yapmamak
    - partnerin hiv+ olduğundan kesin emin olmanızı sağlayacak bir durum varsa derhal bir doktora başvurup durumu açıklayarak profilaksi talebinde bulunmak
    - böyle bir durum yoksa test yaptırma süresi gelene kadar (en az 1 ay) sâkin olmaya ve bu konuyu pek düşünmemeye çalışmak
    - internetten belirtilere bakma dürtüsü geldiğinde bu dürtüyü yenmek ve test yaptırana kadar asla internetten hiv belirtileri konusunda bir arama yapmamak
    - daha önce bu korkuyu yaşamış birine ulaşıp destek almak
    - doktora gidip durumu anlatarak hiv *ve diğer cybh* konusunda bilgi almak ve muayene/tahlil istemek (bazı cybhların teşhis süresi oldukça kısa, o yüzden doktora gitmek için 1 ay beklemeyin, 1 hafta uygundur. bu süre zarfında cinsel organ çevresinde bir lezyon olursa fark eder etmez gidin ki doktor sürüntü alıp ne olduğuna bakabilsin. bunun dışında ne yapılması gerektiğini de zaten doktor anlatacaktır.)

    bol sevişmeli, bol sağlıklı, az korkulu günler dileğiyle...
2 entry daha