şükela:  tümü | bugün
77 entry daha
  • çok geyik kaldıran bir konu olmakla birlikte bir şehir efsanesi değildir. gerçeklik payı vardır.

    birkaç örnek konu üzerinden gidilebilir:

    1- abd/avrupa çin'e sürekli karbon salınımını azaltmasını salık verir. çünkü bu seviyede karbon salınımı global ısınmaya sebep olmakta, dünyaya zarar vermektedir.

    çin de bu duruma karşı der ki: "ulan aq şerefsizleri, siz yüz yıldır karbon sala sala geliştiniz. sizden başkası gelişmeye başlayınca mı dünyanın iyiliği aklınıza geldi?"

    aynen de öyle. karbon salınımı bir örnek, ama bugün herkes batının geliştiği gibi gelişmek istese dünyada buna yetecek kadar kaynak bulunmuyor. demek ki bir zamanlar gelişenler başkalarının hakkı olan kaynakları kullanarak gelişmişler. bu çok basit bir mikroekonomi denklemi, tartışılacak çok bir yanı da yok.

    siyaset bilimi çevrelerinde çok konuşulan world systems theory bu konuya eğilir, araştırmakta fayda var. bu teoride anlatılan merkez-çevre ilişkilerinin belirlenmesinde sömürgelerin etkisi büyüktür.

    2- bu aralar hollanda'ya bok atmak moda, biz de atalım hadi. son günlerde eksisozluk olarak her iki başlıktan birinde yazdık, dedik ki konya kadar ülkenin türkiye'nin 5 katı kadar tarım ihracatı var. peki tam nasıl oluyor o iş? adamlar aynı topraktan bizim 50 katımız kadar verim mi alıyorlar? o kadar mı iyiler?

    tabi ki hayır. adamların ihraç ettiği tarım ürünlerinin ezici çoğunluğu ithal mal. 10 liraya dünyanın uzak bir köşesinden tarım ürünü alıyorlar, 15 liraya satıyorlar. bazen anamurlu muz üreticisinin yunanistan'a muz satmak için malı hollanda'dan geçirmek zorunda olduğu geyiği yapılır.

    sonuç olarak hollanda tarım ürünlerinin ticaretinde son derece güçlüdür. peki bu gücü nereden gelir? neden çoktan globalleşmiş olan dünyada üreticilerle tüketiciler birbirini tek bir şirket üzerinden bulmak zorundalar?

    sorumuzun cevabı dutch east india company isimli şirkette yatıyor. bu şirket zamanında neredeyse bir devlet gibi davranmış, milletin malını zorla gasp etmiş, tüm kaynaklarına el koymuş, kendisinden habersiz yapılan tüm ticareti yasaklamış, güneydoğu asyayı kelimenin gerçek anlamıyla sömürmüştür. o kadar ki, bazı adalar sırf bu adamlar kendilerine bulaşmasın diye tüm baharat tarımını bırakmış, mevcut mahsulü "uğursuzdur, şeytanları çağırır" diyerek yakmıştır. şirket daha sonra zayıflamış ve zamanla millileştirilmiştir, ama bu şirketin inşa ettiği ticaret yolları hala hollanda'dan geçer.

    bugün bile tarım ürünlerinin ticaretinin belirli şirketlerin tekelinde olması bu şirketlerin kendi alanlarında kurduğu monopolinin devamından ibarettir.
475 entry daha