şükela:  tümü | bugün soru sor
1061 entry daha
  • kadınları bilemem fakat erkekler için şunu söyleyebilirim:

    bizim acımız, bizim mağduriyetimiz ve sayılabilecek birçok şeyimiz, özünde bir merhamet değil, doğal seçilime kurban gitme algısı yaratıyor. yani bir erkek oturup ağladığında, vay bana bu yapılır mı dediğinde, "sende bir sorun olmasa yapılmazdı, demek ki kabahat sende" düşüncesi hakim. kimse bunu pat diye söyleyemediği için genelde yalanlar giriyor devreye: "o seni kaybetti kanka" gibi.

    burada ilk kabul olarak şunu koymalısınız ortaya: "kimsenin umurunda değilim, her acıyla tek başıma savaşmak ve zafer kazanmak sorumluluğum var bu yüzden." hele hele "çok sevdik be abi" gibi bir boka batmışsanız, samimi olarak söylüyorum, kendinizi odanıza kapatın, yemek ve tuvalet ihtiyacı dışında da bir süre o odadan dışarıya çıkmayın. erkek dostlarınızı çağırın arada bir ve sarhoş olun. ben ağlayım siz de beni dinleyin şeklinde değil, sarhoş olmak şiarıyla. sonra da "içince yine aklıma geldi böhü" diye ortamı sikmeden gidin efendi gibi sızın.

    zayıf düşmek gibi bir seçeneği, lüksü olmayan canlılarız biz. doğal seçilim, bitti. bu demek değildir ki, herkese gidin haddini bildirin ve güçlü olduğunuzu gösterin, orada burada ayılaşın da insanlara hayatlarını zehir edin. hayır, kimseye bir şey ispat etmek zorunda değilsiniz, sadece zayıf düşmek gibi bir lüksümüz yok, özellikle ilişkilerde yaşanan her acıya, "bir erkeğin sınavlarından birisi de budur, bunun da üstesinden gelmek zorundayım, geleceğim," kararlılığıyla yaklaşmak, her acı sonunda küllerimizden yeniden doğmak mecburiyetimiz var bizim. suçu birisine ya da şartlara atmamanız, özellikle kadınınıza asla atmamanız çok önemli. ben onu sevdim de o bana şunu yaptı da gibi kusturucu, yakışık olmayan işlere girerseniz, karşınızda gördüğünüz bakışlar merhametin bakışları olmayacak, siz ne zannederseniz zannedin, gerçeklikte patetik bir canlıya nasıl bakılıyorsa size de öyle bakılacak. işte doğal seçilime kurban gitmiş bir zavallı hissiyle.

    son olarak, aslında her acıyı kapsayan bir tavsiye vermek istiyorum. bir erkeğin acısı yalnızca kendisini ve erkek dostlarını ilgilendirir, bırakın herhangi bir dişiyi, annenize bile anlatmayın, babanızla konuşun, erkek kardeşinizle konuşun. bu duruma da kadınların kalpsizliği olarak değil, onların yapıları olarak bakın, tükenmiş bir erkeğe annelik yapmak zorunda değil hiç kimse. bu kuralı da şu yüzden söylüyorum: kadınlar intikam almak istediklerinde, karşıdaki kişiyi çürütmek ya da aklıyla dövmek yerine, ona en çok acı verecek şeyi seçerler. siz gidip bir konuda ağlarsanız, hiç şaka ya da abartı değil, canlarını ilk sıktığınız anda, anneniz de dahil olmak üzere hepsi acınızı ortaya koyup sizi mahvetmeye oynayacaklardır. ne yaptıklarının, yaptıkları şeyin hangi kapılara çıktığının bile çoğu zaman farkında olmayan, özeleştiri yapmak gibi bir edimleri olmayan, yedikleri naneleri birisi onlara bilale anlatır gibi anlatmadan kendi kendilerine çıkartmak gibi bir dertleri olmayan bu canlılar, yaptıkları böylesine korkunç bir karaktersizliğin de karaktersizlik olduğunu düşünmeyeceklerdir elbette; "hak etti" diyeceklerdir. bu silahı hiçbir kadına vermemektir erkeğe düşen, verdikten sonra vay kahpe demek değil.

    size bir anımı anlatmak isterim bu konuda. üniversite sınavlarına hazırlandığım dönem, dershanede soru çözüyorum. herkes sınıfta test çözüyor. bir kız, yan sınıftaki bir çocuğun kendisine mektup verdiğini haykırarak, pür neşe girdi sınıfa. söz konusu çocuk, üzerinde bir tuhaflık olduğu aşikar, dışlanmış, üzüntü verici bir çocuktu. arkadaşlar ilk coşku ve taşak beyanatları kadınlardan gelmişti: haha hadi aç da okuyalım! bununla eğleneceklerdi. bundan utanmak gibi bir edimleri yok, "ulan bu yaptığım doğru mu, bu birisini incitir mi" gibi dertleri yok. incinirse o onun zavallılığıdır diye bakıyorlar olaya ve bu bir abartı, şaka değil. kız mektubu çıkarttı, baktım ciddiler, müdahale ettim duruma. "gidin dışarıda okuyun" dedim. bana dünyanın en anlamsız gözleriyle baktılar. yedikleri bokun ne olduğuna dair hiçbir fikirleri yoktu çünkü. itiraz ettiler ve bunun üzerine ben çıkana kadar beklemelerini söyledim. sınıftan çıktım ve yarım saat sonra geri geldim. şenlik dağılmıştı, bir acı yel kalmıştı sınıfta, hiçbir kadının fark etmediği. işte gidip bunlara ağlayacaksınız, bunlara açacaksınız dertlerinizi, seçim sizin.

    hiç tanımadığınız bir erkek yazara, örneğin bana mesaj atmak bile daha iyidir bundan. çekinmeyin, anlatın, konuşun, konuşalım ama bir kadına acılarınızla gitmeyin.
632 entry daha