şükela:  tümü | bugün
345 entry daha
  • birinci sezonu az önce bitirdim ve ikinci sezonun sadece birkaç gün sonra yayınlanacak olmasına çok sevindim. sıcağı sıcağına yazayım;

    --- spoiler ---

    dizide ilk gözüme çarpan suç oranının ne kadar fazla olduğuydu. hele de capheus'un yaşadığı yerdeki açlık, sefalet, insanların acımasızlığı çok rahatsız edici. gelişmiş ülkelerdeki adını hatırlamadığım gözlüklü düşünce okuyan doktor gibi mesela canı istediği için insanları kobay olarak kullanabilmesi de uyuz oldum. bak yine uyuz oldum. bir de eli kolu uzun insanların willciğimi görevden almarına uyuz oldum.

    ilk başlarda dizi sıkıcı gelmişti, çünkü dizideki 8 kişinin birbiriyle iletişim sağlaması için geçen bölümler biraz nasıl desem yavaştı. birinci sezon son bölümde gerçekten heyecanla izledim.

    en çok will'i sevdim, kahramanım o benim, hem çok yakışıklı hem de iyi biri, ayrıca da cesur. riley ile çok güzel olmuşlar, başka biri olsa kıskanırdım. will'in uğradığı haksızlıklara da uyuz oldum; ama o yılmadan yoluna devam etti.

    lito ve hernando çiftini çok sevdim. ikilinin oyunculukları çok iyi, hepsininki iyi de, bu ikili harika. neredeyse gerçekten birbirlerine aşık olduklarına inanacağım. gay olmaları insanları neden bu kadar rahatsız etti anlamıyorum. ikiliye bakınca güzel şeyler hissediyorum, cinsellikten uzak ve sevgi dolu güzel şeyler. algıda seçicilik böyle bir şey sanırım. cinsel tercihlerinden dolayı yaşadıkları baskıya da uyuz oldum.

    nomi ve amanita çifti nedense olmamış gibi. olmuş da amanita biraz eksik gibi. nomi'nin gerçek hayatta da trans olduğunu öğrendiğimde şaşırmadım. rolüyle nasıl özdeşleştirmişse kendini. nomi karakteri ve oyuncusu da bence çok iyi. ama ikili duygusal anlamda gay çiftimiz kadar başarılı değil bana kalırsa.

    wolfgan'ı ilk başlarda sevmemiştim; ama birinci sezon son bölümünde hele de ambulans sahnesinde gönlümü fethetti.

    kala'yı da ilk başlarda sevmedim. çıt kırıldım sürekli yüzünü buruşturan biriydi; ama birinci sezon son bölümde ben de varım dedi ve onu da sevdim. sanki tüm karakterler birinci sezon finalinde silkinip kendine gelmiş gibi.

    sun'a bayıldım. tüm o kendinden emin hallerine, haksızlığa tahammül edemeyişine bayıldım. saçlarına da bayıldım, bana yakışacağını düşünsem hemen kestiririm saçlarımı. ayrıca sun'ın suçu üstlenmesine izin veren babasına da uyuz oldum. cinsiyet ayrımcılığı her yerde...

    capheus'u çok beğendim. mert ve dik duruşunu çok beğendim. yaşadığı zorluklara rağmen en azından uzunca bir süre temiz kalabilmiş. yaşadıkları zoruluklar, açlık, sefalet, ilaç bulamamaları isyan ettirecek cinsten. her yer suç makinası insanlarla dolu

    bütün karakterle zamanla ölüm makinası haline dönüşüyor; ama yine de seviyorsunuz, hatta daha da çok seviyorsunuz. bölümler ilerledikçe birbirlerine karşı artan bağlılıklarını ve hiç düşünmeden birbirlerine destek olmalarını çok sevdim.

    hemen her karakter çok büyük kayiplar yaşamamiş, turlu zorluklarla buyumus. belki de birbirlerini bu kadar iyi anlamalarinin sebebi budur.

    dizi bana kalirsa distopya uzerine kurulu. dizinin baslarkenki jeneriginde de dunyanin her yerinden goruntuler var. toplumsal bir mesaj veriyor gibi. bir takim insanlar ele gecirmek istedigi birini terorist ilan edip ulkenin tum birimlerini o kisinin uzerine saliyor. dusunsenize ne kadar zor bir kıskaç! bir grup insanin buna karsi mucadelesi var.

    --- spoiler ---
741 entry daha