şükela:  tümü | bugün
  • jose mourinho'nun başlattığı ve 2010'lu yılların futbol dünyasının temelini atan başarı odaklı zevksiz futbol.

    mourinho'nun dünya sahnesine ilk çıkışı porto ile oldu; üst üste iki sene önce uefa sonra da şampiyonlar ligini kazandı ve kendini dünyaya tanıttı. bu başarısıyla adeta 2000'li yılların futboluna ben damga vuracağım dedi. herkes, sonraki yıllarda geliştireceği materyalist futbol anlayışından habersizken, bu genç adamın 2000'li yıllardaki fantastik futbol dünyası'na girişini heyecanla karşılıyordu.

    2004-05 sezonu başında chelsea'nin başına geçişiyle birlikte artık porto'daki gibi cesurca oynatamayacaktı takımı, çünkü artık devler arenasında devlerden biriydi ve kaybedecek şeyler büyüktü, risk büyüktü. porto ile yaptıklarını devam ettirmek zorundaydı bir şekilde, egosu da büyük olunca amaca giden her yol mübah sayıldı kendisi tarafından. işte materyalist futbol burada başladı.

    daima bir sonraki maçı da mental olarak kapsayan bir hava ile yönetti takımı. kaçıncı dakika olursa olsun eğer istediğini almışsa takım disiplinden kopar, oyunu öldürürdü. rakip teknik direktörleri maçtan önce geren açıklamalar da cabasıydı. bu şekilde iki sene üst üste şampiyon oldu premier ligde. sonraki iki sene bu oyun tutmadı ve 2007-08 sezonu devre arası gelmeden kovuldu chelsea'den.

    bir süre boşluktan sonra 2008-09'da inter'e geldi. ortam onun başarısı için çok müsaitti zira şike davalarından sonra juventus ve milan bitikti, inter banko şampiyondu. oldu da. iki sene üst üste şampiyon oldu orada da. aynı chelsea'deki felsefesini devam ettirdi, ingiltere'dekinden çok daha rahat iki şampiyonluk yaşadı.

    materyalist futbol inter'de zirve yaptı. 2009-10 sezonunda şampiyonlar ligi yarı finalinde barcelona'yı elerken oynattığı anti futbol, dönemin ve günümüzün en başarılı felsefesi robotik futbol'a karşı -biraz şansı da yaver giderek - galip çıktı ve inter finale yükseldi. asla beğenmediğim robotik futbolu o dönemde yenebilecek tek felsefe materyalist futboldu, bunu da yapabilecek tek adam onun yaratıcısı mourinho idi.

    aynı mourinho bu sefer real madrid'e geldi ama bir lig şampiyonluğu haricinde bir şey yapamadı. üstelik hiç sahip olmadığı kadar iyi ve çeşitli bir kadrosu vardı. daha önce mübah gördüğü anti futbol yerini biraz daha topa sahip olmaya çalışan anlayışa bıraktı. ama materyalizim devam etti; yine istediğini alınca oyunu öldürme, bütün zevki kaçırma olayı vardı. mourinho'nun, esas sahnesi şampiyonlar liginde de real madrid iki sene üst üste yarı finalde elenince hevesi kalmadı, ayrıldı. materyalist futbol, piston futbol karşısında hezimete uğradı. 2011-12 sezonunda bayern'e karşı penaltılarla, 2012-13'te ise resmen rezil olarak -piston futbolun yavrusu- dortmund'a elendi. mourinho 3 sezondur avrupada yokları oynuyordu.

    sonraki sezon chelsea'ye geldi ve yine chelsea'deki ilk dönemi gibi umut vaadeden transferler yaptı. felsefesi aynen devam ediyor; tamamen maçın amacına yönelik, istenen şey alındığı zaman anında anti futbola geçiş, istenen olmadığı zaman ise b planı olmadığı için mutlak mağlubiyet. üç sezon sürmedi bu macera.

    şimdi manchester utd'a geldi ve yine aynı şekilde futbolun güzelliği namına yokları oynuyor. belki uefa avrupa ligi'ni kazanacak ancak kimse bu başarıları aklının bir köşesinde tutmayacak ilerde. kaldı ki mourinho 2010'dan beri şampiyonlar ligi hocası değildir, bir daha şl kupası kazanamayacak.

    her devrim kendi çocuğunu yer misali; mourinho'nun ve materyalist futbolun devri geçti. artık materyalist futbol ne olursa olsun kazanalım değil daha sistemli ve metodlara yönelik oynanıyor, ve onun temelini attığı bu düzende artık metod sahipleri kazanıyor. büyük takımlar artık mourinho gibi anlık yaşayan hocaları değil, plan program sahibi hocaları tercih edecek. manchester da hatasını anladığı vakit -tahminen iki sezona kalmaz- mourinho ile yollarını ayırıp sistem sahibi hocalara yönelecek.

    işte mourinho'nun dünya futboluna kazandırdığı bu ne olursa olsun kazanayım temelli materyalist anlayış, kapitalist düzenin adeta futboldaki yansıması oldu. kazandığın müddetçe kralsın, ama kazanamadığın ilk an şutlanırsın, nasıl başarılı olamazsın ulan diye tenekeyle gönderilirsin. riski bol, takım yenildiğinde insanlarda futbola dair herhangi bir umut duygusu uyandırmayan, sadece başarıya odaklı modası geçen bir futbol felsefesi.

    tamamen izinden gidenler ve dönemleri:

    (bkz: diego simeone) (bkz: atletico madrid)
    (bkz: roberto di matteo) (bkz: chelsea) ve (bkz: schalke 04)
    (bkz: rudi garcia) (bkz: as roma)

    üzerine biraz prensip ekleyip modifiye edince hayatta kalanlar:

    (bkz: unai emery) (bkz: sevilla)
    (bkz: antonio conte) (bkz: chelsea)
    (bkz: massimilliano allegri) (bkz: juventus)
4 entry daha