şükela:  tümü | bugün
7 entry daha
  • tolstoy'un anna karenina eserinde denildiği gibi "bütün mutlu aileler birbirine benzer. her mutsuz ailesinse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır." bütün ütopyalar birbirine benzer, her distopya ise kendine özgü bir yıkıma sahiptir. her distopya yazarının çıkış noktası farklıdır. huxley için bu "durdurulamayan endüstri" iken, orwell'a göre "faşist ve komünist yönetimler"dir.

    brave new world uyuşturulmuş, son derece yumuşak ve bir tür robotik bir distopya öngörür. öyle ki bazıları bunu ütopya sanır. artık endüstrileşme o kadar hayatımıza yerleşmiştir ki doğum için bile anneye ihtiyaç duyulmaz ve insanların beyinleri doğum öncesinde şekillendirilebilir. huxley, bu romanını abd ziyaretinden, endüstrileşme hızından, birinci dünya savaşından ve 20. yüzyılın hızlı dönüşümlerinden etkilenerek yazmıştır. buradaki esas mesele siyasetin değil, teknolojinin bizi nereye götüreceğidir.

    1984'te ise mesele açıkça siyasettir. nazi almanyası ile sscb'nin faşist ve komünist düzenlerinden yola çıkarak dünya için "bir uyarı" niteliğini taşıyan bu eser bu uç yönetimlerin insanlığı nasıl yok ederek sistem için birer et ve kemiğe dönüştüğünü anlatır. hedef yine insan beynidir ancak cesur yeni dünya'nın aksine teknoloji ile değil, siyasetçilerin tehdit ve beyin yıkama tekniğiyle yapılır bu. ya beynin tamamen sisteme adaptedir ya da zorla sisteme dahil edilirsin. 1984, cesur yeni dünya'nın tam aksine sürekli baskı altında hissettiren, insanı klostrofobi krizine sokabilecek bir gerginlik yaşatan bir dile sahiptir. büyük birader'in gözleri sürekli üzerimizdedir.

    iki romanın yazarı da oldukça başarılı dile ve kurguya sahiptir. kendi içinde mutlak tutarlılıkları ve yarattıkları dünyayı net bir şekilde tanıtan tatmin edici açıklamaları vardır. okurken iki yazarın da son derece bilgili olduğunu fark edersiniz. huxley kimya ve mühendislikle ilgili inanılmaz detaylara girerken orwell siyaset, felsefe ve sosyolojinin dibine vurur. iki romanın da özü ve sonu aynıdır. cesur yeni dünya'da vahşi john insanlık kavramının bütün bu dünyayı kontrol etmekte olan teknolojiden daha üstün olduğunu gösterirken, 1984'te bunu winston yapar. ancak baskıcı yönetimlerin hiç son bulmaması 1984'ün evreninin daha popüler olmasını sağlamıştır. tam bir benzetme olamaz tabii ki ama cesur yeni dünya bugünün batısını temsil ederken, 1984 günümüz dünyasının doğusunu temsil etmektedir.
4 entry daha