şükela:  tümü | bugün
2 entry daha
  • son zamanlarda okuduğum en güzel kitap. insanı içine alıp sürükleyen masalsı, büyüleyici, ayrıntılarla bezenmiş ve insanda istanbul'u yeniden keşfetme isteği uyandıran; bir o kadar da karanlık, kahpe, bulanık, sinsi ve esrarlı atmosferi var. yağmurlu, karlı bir istanbul kışında ağır aksak başlayan macera öylesine dallanıp budaklanıyor ki, "eee, sakin sakin yaşıyordu bu kahramanlar" diye nitelediğim (galiba biraz da kendime benzettiğim) isimler bir anda cinayetlerin, intiharların, baskınların ve gizli örgütlerin dünyasına sürükleniyor. tuhaf örgütlerin cirit attığı yer altı dehlizleri ve metruk binalar kabuslarıma girdi, kendimi bir anda onsekizinci yüzyılda buldum, sonra yine bugüne döndüm... zaten kitap da bir o zamanda bir bu zamanda, sanırım bu yüzden uzunluğundan sıkılmadım.

    ne diyeyim ki ? biraz foucault sarkacı, biraz kara kitap, biraz puslu kıtalar atlası bir başka ucundan ise da vinci şifresi. sanki hiçbiri ama hepsi. inanç çakıroğlu'nun orhan pamuk'u andıran bir dili var, ama daha farklı, daha akıcı ve daha zeki sanki...belki biraz daha acemi ?

    kitap yaklaşık yediyüz sayfa ve kimi zaman anlatılan kasvet, keder, hüzün ve esrar insanı bezdiriyor ama bittiğinde ciddi olarak birşeylerin eksildiğini hissettim hayatımda. bir sigara yaktım denize karşı ve "vay ulan be" dedim kendi kendime...

    sanırsam, ileride türk edebiyatının klasiklerinden biri olarak anılacak.
11 entry daha