şükela:  tümü | bugün
6 entry daha
  • ne zaman dinlesem aklıma bir arkadaşım gelir.

    belki yedi yaşındaydım ya da altı. bir şey oldu da bir arkadaşım adını da vereyim çağlar. yalnız bırakıverdi beni bir gün ( allah bilir neden). bir yere gidecektik de gelmedi mi. onun yüzünden birilerinden dayak mı yedim küfür mü yedim bilemiyorum. eve bir geliş gelmişim sadece çağlara kızıyorum. kızma da değil ilk defa hissettiğim bir acı sıkıntı. peder avukatacam uyanmış hafta sonu zahir gündüzleyin. yaz olmalı bir de. sakalları vardı babamın. o yazları sakallı olurdu. dedim çağlar böyle böyle yaptı ben. babam ve annem o gün bana pir sultan abdalı ve bu türkünün hikayesini anlattılar. hissettiğim yenilgi değildi. dostum tarafından yalnız bırakılmaktı. sabırla anlattı babam. sabırla anlattı çünkü pirin adını duyar duymaz neden aptal diyorlar ona dedim. her şeyi açıkladı. sonra sadık gürbüzün kasedi vardı evde. pir sultan abdal 1. ben nasıl çok küçükken dünya haritasını gerzenin haritası sanıyorsam ondan bir kaç derece büyümüşüm o zaman. çünkü kasedin üzerindeki çizimi gerçekten pir sultanın sanıyordum. bandın etrafındaki çerçeve kırılmış dinlenmiyordu sarıp duruyordu. ben on bir yaşımda değildim bunlar olduğunda. çünkü babam vardı o gün çağlar yoktu. çağlardı o kızdığım çünkü çocukken en çok onu severdim. canım çağlar yıllardır görmedim ama çok özledim. attığın gülün yarası da çoktan kapandı. babamın aramızdan ayrıldığı günün akşam üstünde seninle beraber gerze'nin sokaklarında bir aşağı bir yukarı gezdiğimiz gün iyileşti. ben on bir yaşımdayken babam yoktu çağlar ise yanımda duruyordu.
2 entry daha