şükela:  tümü | bugün
92 entry daha
  • 1984 ya da 85 yazı olacak...
    babam iett'den emekli olmuş, yalova'ya köyüne dönmüş, baba mesleği, hayvancılık yapıyor...
    uzak bir akrabamız büyükada'da kafe ve dondurma tezgahı işletiyordu. o zamanın şartları günlük süt bulamıyorlar, babamdan rica etmişler.
    her sabah, yalova'dan büyükada'ya 30 kiloluk bir bidonla süt götürmeye başladım. liseye yeni başlamış cılız bir çocuğum...
    5'de kalkıyorum, 5.30'da köyden minibüsle yalova'ya geçip, 6.15 şehir hatları vapuruna biniyorum.
    ikinci ya da üçüncü gündü, yine uyku sersemi, büyükada'da vapurdan indim. bidonu çekelemeye çalışıyorum, bir el uzandı, "yardımcı olayım" dedi. başımı kaldırdım, ediz hun'la gözgöze geldik.
    şaşırdım, "gerek yok, estağfurullah" diyebildim. tekrar, "yardımcı olayım isterseniz" dedi. "hakikaten gerek yok" dedim, gülümsedi, "peki, kolay gelsin" deyip, bizi indiren vapura doğru ilerledi.
    yaz boyunca her gün, her sabah vapurla büyükada'ya gittim, sanırım, o da öğretim üyesi olduğu okula gitmek için sabahları iskeleye geliyordu ve bu vesileyle karşılaşıyorduk. karşılaştığımız her sabah, aramızda, birkaç saniye süren benzer diyaloglar yaşandı.
    nezaket, saygı ve insan sevgisinin öyle büyülü bir etkisi var ki...
    geçenlerde, kadıköy çarşıda bir arkadaşımla yürürken karşıdan geldiğini gördüm, selam verenler ve bir şeyler soranların tümüne aynı saygı ve nezaketle cevap veriyordu, o günleri hatırladım.
    saygıyı ve hayranlığı yalnızca mesleki başarılarıyla değil, şahsiyetiyle de hak ettiğini düşünüyorum. türk sinemasının yaşayan abidesine selam olsun...
62 entry daha