şükela:  tümü | bugün
47 entry daha
  • çok acayip aletlerdi bunlar, ebatça büyüktüler, hareket halinde olduğunuz için atlama yapardı, deli gibi pil yerdi ve walkman ile kıyasla pili bitmeye yakın tempoyu düşürerek çalmaz çat diye "lo batt" der çıkardı işin içinden. gözü de sürekli kirlenirdi, bu yüzden ara ara elde gözlük silme bezi ile ifil ifil silerdiniz çalışması için.

    bunların bazı modellerinde kulaklık çıkışının yanında bir port daha olurdu, bu porta orjinal kulaklığı ile girerseniz ve kulaklığın üstünde kontrolü varsa ses, durdur çal, ileri geri parçaya atla gibi özellikleri de kullanabilir hale gelirdiniz.

    istanbul için bunun membaası doğubank çarşısıydı, istanbul üniversitesi fen fakültesinin büyük bölümü alt katta (sanıyorum, aradan 20 küsur sene geçmiş) hasan abinin dükkanından almıştı sanırım zira discman almak isteyen kim varsa kolundan çekilip oraya götürülüyordu. fiyatları uygundu, çok öyle içimin yandığını hatırlamıyorum.

    discman ile temel olarak tükettiğimiz şeyler korsan cdlerdi, zira o dönem türkiyesinde yabancı müzik cdleri oldukça pahalıydı - en azından öğrenci bütçesi için pahalıydı. dolayısıyla müzik bizim için "himmet abiden alınan cdler"di. bu cdler de kalite kaliteydi, kimisi "bulgar baskısı" olduğundan içinde kitapçığı vardı, cdsi baskılıydı ve pek zaman bozuk çıkmazdı. yarı fiyatına olan diğerleri ise bildiğiniz boş cdye en yüksek hızda yazdırılmış cdlerdi, üstünde asetat kalemle yazılmış "eysidisi" yazısından başka bir şey de olmazdı.

    daha sonra internet ve mp3lerin yayılması ve cd burnerların fiyatlarının ucuzlaması ile evde kendi cdmizi basar hale geldik, buradaki en büyük avantaj ise walkman döneminden kalma bir alışkanlıkla kendi karma cdlerimizi yapabiliyor olmamızdı.

    bu dönem ile beraber piyasaya taşınabilir mp3çalarların girmesi ile discman'in tahtı sallanmaya başladı. bu dönem piyasaya giren mp3çalarlar da discman biçimindeydi ancak çalan parçayı önbelleğe almaları ile atlama gibi sorunlardan azadelerdi ve en önemlisi bir cdye tüm diskografiyi atabiliyordunuz. normalde yanınızda 3-4 cd ile gezer, bunların çizilmemesi için kutularında taşırdınız; ya da umrunuzda değilse tek kutuda birden fazla cd de taşıyabilirdiniz gerçi de ciddi sıkıntı olurdu bu. ancak fiyatları çok pahalıydı bunların, iriver falan bu dönemde piyasaya girdi ve kabul etmek lazım, güzel aletler ile girdiler. insan imreniyordu, hem pilleri güzel gidiyordu, hem de ekranlarında parça ismi yazıyordu. o dönem için çılgın özelliklerdi bunlar.

    sonrası... sonrasını zaten biliyorsunuz, taşınabilir mp3çalarlar diskten okumayı öldürdü, onları da akıllı telefonlar öldürdü. tüm bu mp3 olayını da şu anda kemiren şey streaming hizmetleri. onların sonrasını görmeye ömür yeter mi hep beraber göreceğiz.
5 entry daha
hesabın var mı? giriş yap