şükela:  tümü | bugün
130 entry daha
  • bir zamanlar güzel bir sevgilim vardı. bana göre gerçekten çok güzeldi. ilk görüştüğümüz gün sırılsıklam aşık olmuştum. hüznü kimseye ona yakıştırdığım kadar yakıştıramadım. biraz büyük ela gözleri vardı. sonra kocaman bir burnu. ama kocamandı. biraz geniş bir ağız ve o ağzın tam ortasında ayrık iki diş. böyle anlatınca çirkin bir kadın gelebilir gözünüze ama öyle değil. orantılı bir yüz ve o yüzde ortaya çıkan karakteristik bir ayrıntı. işte benim güzellik anlayışım galiba bu. zaten onu gören arkadaşlarım da güzel buluyorlardı en azından benim gibi bir tipsiz için.

    sonra bir şeyler oldu, ayrıldık. bi yıl sonra ameliyat olduğunu söyledi. estetik ameliyatı olmuş. o benim kadar beğenmemiş demek ki suretini. kendini nasıl mutlu hissediyorsa öyle olsun tabii ama resmini gönderdiğinde kendimi kaybettim. yoktu artık. o gözlerimi ayıramadığım kadın bir hayal olmuştu artık. bir sinir anında bütün resimlerini silmiştim. ve artık yoktu işte. sanki yaşanmamıştı. hayal gücümün yarattığı bir peri kızı gibiydi. bir kaç arkadaşımla tanışmamış olsaydı tamamen hayal ürünü olduğuna da inanabilirdim. çok acayip bir şey. yüzü ifadesizleşmisti sanki. gözleri manasızlaşmıştı. anlatamıyorum o hissi. o eski vahşi, ham güzelliğinden neredeyse eser kalmamıştı. sadece silik bir gölge. ama olsun gülümsediğinde ortaya çıkan o iki ayrık dişin ve kocaman tatlı bir burnun bir vesikasını zihnime kazıdım. bir zamanlar mutlu olduğumu animsamak istediğimde biraz zahmetli de olsa hala o peri kızını görebiliyorum.

    ekleme: estetiğe karşı değilim. sonuçta sağlık, artık kişinin yaşam standardıyla ilgili. kişi fiziksel özelliklerinden mutsuzsa estetik olma demek haddime değil. mühim olan kişinin kendini nasıl görmek istediği, nasıl mutlu olduğu. ama bir surat var. yağmur yağarken bir hüzün çökmüş üzerine. kim bilir niye? ve o an aşık oluyorum. devamında o yüzü her görüşümde o an kadar yaşadığım bütün olumlu hisleri aynı anda uyandırıyor bende. sevgi, umut, şehvet, şefkat, arzu, özlem, ne gelirse aklınıza. o yüzü gördüğüm anda öfkelenemiyorum. yüzümde aptal bir sırıtış hasıl oluyor. istiyorum ki hep o yuzu izleyeyim. o yüze düşen her bir çizgiyi günbegün takip edeyim. sonra bir resim geliyor telefonuma. bir abrakadabra ve artık o yüz tarih oldu. ve ben aptallık yapıp resimlerini çoktan silmiştim. evet aşkımın yöneldiği kişi hala orada ama o aşkın en önemli temsillerinden birisi yok artık. sonrasında gördüğümde yine heyecanlandım, gölgesi bile yetti duygularımı uyandırmaya ama ne olursa olsun o yüzün temsil ettikleri başkaydı. o gün ki üzüntüme şahit olan birisi vardı. hayırdır noldu dedi. abi ameliyat olmuş dedim hiç anlamadı. anlatmak zor biliyorum. (bu arada çok benzer olmasa da bir japon filmi vardı. iki aşık ayrılıp birbirlerinden kurtulmak için estetik yaptırıyorlardı. sonra tekrar karşılaşıp yeniden aşık oluyorlardı kim olduklarını bilmeden. belki o film hissettiklerimi daha iyi aktarır.)

    edit: film japon değil kore filmiymiş. (bkz: shi gan) (bkz: kim ki-duk)
54 entry daha