22919 entry daha
  • şuraya inceleme yazarken, eleştirinin dozunu hep belli bir seviyede tutmaya çalışıyorum. kitabın büyük hayranı olarak, dizinin yediği boklar beni deli etse de, iş inceleme yapmaya geldiğinde, insanları şikayetlerimle boğmamak için daha nötr olmaya çalışıyorum. biliyorum ki, kitabı okumayan izleyicinin daha az şikayeti var ve onlar "o öyle olmaz" türünde eleştirileri her hafta okumak istemiyorlar. ben nötr olmak için elimden geleni yapsam da, dizi yapımcı ve senaristleri bunu yapmayı her geçen gün daha zor bir hale getiriyor.

    aslında yapımcılara hak vermek de istiyorum. george r. r. martin, devasa bir dünya yaratıp, ilk 5 kitabın sonunda karakterlerinin her birisine bir dolu gizem verip onları dünyanın 4 bir yanına yolladı. ancak, 6. kitap gelmeyip, dizi, kitapsız olarak yoluna devam etme kararı alınca, martin'in 20 yılda yazdığı hikayeyi toparlayıp bitirme işi dizi yapımcılarına düştü ki, bunu yapmak için sadece 2 sezonları kalmıştı. "bütçe çok büyüdü; 8. sezondan sonra kar edilmiyor" kafasıyla bütün hikayeyi bitirmek için kendilerine 13 bölüm veren benioff & weiss, bana göre, şu an büyük bir kriz içerisinde ve dizinin kalitesi gitgide ayaklar altına doğru inmeye başladı. karakterlerin yarısı işlevsiz kaldı, diğer yarısı tutarsız hareket etmeye başladı. son 2 sezonda yapılan bir çok şeyden şikayetçi olan ben, bu sezonun 1 bölümündeki şikayetlerimin hepsini yazmaya kalksam internet biter yemin ediyorum. umuyorum, bu kalite düşüşünün bir sonu vardır da, 7 senedir izlediğim diziyi son sezonunda terk etmek zorunda kalmam.

    hani gavurun "suspension of disbelief" dediği bir olay var ya, izlediğiniz bir dizide ya da okuduğunuz bir kitapta olan bazı saçma şeyleri, o eserden aldığınız zevkin hatrına görmezden gelirsiniz. misal çok sağlam bir aksiyon filmi izlerken, kötü adamların berbat nişancı olmasına çok takılmazsınız. işte bu olayı yapmak, game of thrones izlerken artık o kadar zor ki. biz geçen sezon doran martell'in öldürülmesine "çok saçma" derken, dizide artık gökten zembille inen donanmalar, ışınlanan ordular, süper kahramana dönüşen karakterler ve 3. sınıf aksiyon filmi kötü adamları var. saçmalıkların sayısı, dizinin yaptığı mantıklı şeylerin sayısını aşmaya başladı ve bunların hepsini görmezden gelmek için diziyi izlemeyi bırakmanız gerekiyor. öyle ki, spoiler yemeyeceğimi bilsem, bugün diziyi izlemeyi bırakırım ve oturur hiç gocunmadan 10 sene kitapların bitmesini beklerim. şu an diziyi izlememin tek sebebi, "nasıl olsa spoiler yicem bari oturup izleyeyim" kafasında olmam. yoksa artık izlerken zevk almaktan daha çok acı çekiyorum. böyle bir ruh haliyle sağlıklı inceleme yapılır mı bilmiyorum ama buyrun deneyeyim.

    --- 7x03 - queen's justice spoiler ---

    dragonstone
    jon - dany buluşması, bu hikayenin en kritik noktalarından birisiydi ve dizi bu bölümde çok fazla risk almamayı tercih etti ki, bu bence yerindeydi. ilk defa tanışan iki karakter çok arkadaşça ya da çok düşmanca hareket etselerdi, pek gerçekçi olmazdı. jon, gidip "öpeyim elini halacığım" diye girseydi ortama mesela, bana samimi gelmezdi. ya da "kalk o tahttan bakim onun gerçek sahibi geldi" filan dese biraz ayıp olurdu. her iki tarafın da birbirini tanımaya çalıştığı dengeli bir ton yerindeydi ama bu sahneler problemsiz de değildi.

    jon, kaleye doğru yürürken "ben stark değilim" dediği anda arkasından fırlayan ejderha, hoş bir enstantaneydi. zaten, bu bölümü jon'un bir targaryen olduğu bilgisini aklınızda tutarak izlerseniz, bütün diyaloglar bir başka hale geliyor.

    jon: senin baban (aerys) benim dedemi (rickard stark) öldürdü.
    (jon'un dedesi ve dany'nin babası aslında aynı kişi (aerys))

    dany: robert, senin babanın (ned) en yakın arkadaşı değil miydi?
    (robert, jon'un babasını (rhaegar) öldüren adam)

    dany: ben son targaryen'im!
    (emin misin?)

    aslında sezon boyunca jon'un her göründüğü sahnede böyle ilginç paralellikler var. bran'ın "jon ile konuşmam lazım" lafından, artık jon'un gerçek kimliğinin açıklandığı güne yaklaştığımızı anlıyoruz ama o gün gelen kadar dizi bu paralelliklerin ekmeğini yemeye devam edecek.

    emilia clark'ın genelde zayıf olan oyunculuğu bu bölüm pek göze batmadı çünkü dany'i oldukça donuk tepkiler verirken gördük. dizi, dany karakterinin dönüşümünü ne kadar işledi bilmiyorum ama bu bölüm ile dany'i tamamen "şımarık targaryen bebesi" moduna sokmuş durumdalar. hele o "bana çocuk mu dedin, ne dedin sen? çat!" sahnesi çok fena göz battı. dany'nin essos'ta yaşadıklarının onu olgunlaştırması gerekirken, karakterin geri gittiğini görmek biraz endişe verici. ilk 4-5 sezonda, köleleri özgürleştiren, soylularla çatışıp halkın iyiliği için bir şeyler yapmaya çalışan dany, şu an "bu taht benim hakkım" diye zırlayan bir ergen kıvamına gelmiş durumda. ben, kitaplarda dany'nin westeros için bir tehlikeye dönüşeceğini düşünen birisi olarak, onun karakterinde değişim olacağını kabul ediyorum ama dizinin bunu doğru düzgün işleyip işlemediğinden emin değilim.

    bu sahnede beni rahatsız eden bir başka detay, dany'nin essos'ta yaşadıklarından şikayet ediyor olmasıydı. her ne kadar, kağıt üzerinde hoş şeyler yaşamamış olsa da, dany'nin ejderhaları tekrar dünyaya getirmesini sağlayan olaylar zincirinin başlatan, kendisinin khal drogo'yo satılması oluyor. ona, ejderha yumurtlarını düğün hediyesi olarak veren illyrio mopatis, aynı zamanda bu düğünü ayarlayan adam. dany, drogo ile olan evliliği sayesinde, bugün 100bin kişilik bir khalasara sahip ve drogo'nun ölümü onu ejderha yumurtlattığı ritüele ikna ediyor. belki, "beni satıp bana tecavüz ettiler" yakınması yanlış değil, ama kitapta, bu olaylarla barış yapmış ve onları kendisinin yeniden doğuşu için gerekli şeyler olarak gören bir daenerys görüyoruz. dizideki dany de, şu ana kadar khal drogo'dan hep aşk ile bahsederken, bu bölüm bir anda "beni sattılar, tecavüz ettiler ama ben güçlüyüm çünkü ben kaslıyııım" kafasına gelmiş durumda. şu an dany'nin sanki daha bir görmüş geçirmiş, daha bir bilge ve westeros polikalarının daha bir üzerinde bir karakter olması gerekirken, kendisinin cersei'den çok da farklı olmayan "acı çektim öyleyse ebenizi skmeye geliyorum" kafasında olmasını kaygıyla izliyorum açıkçası.

    dany'nin westeros tahtıyla olan takıntısı, aslında jon tarafından da eleştirildi. white walker tehlikesini gören jon için, kimin tahta oturacağını tartışmak tabi ki zaman kaybı. daha dün "soyları tükendi" denilen ejderhaları dirilten, ateşler içerisinde yürüyen dany'nin, "night's king geliyor" lafına, "ben efsanelere inanmam" demesi abesle iştigaldi. westeros üzerinde efsanelere inanacak bir insan varsa, o da sen olmalısın be daenerys, efsanenin tepesine binerek geldin buraya. dizi bu saçma diyaloğu sonradan düzeltmeye çalıştı gerçi ama dany'i hala skeptik davranırken gördük. jon'un dany'nin şüphelerini anladığını belirtmek için "biri bana daha önce white walkerlardan bahsetseydi, inanmazdım" demesi geçmişe bir göndermeydi. nitekim, dizinin ilk bölümünde, ned stark, "white walkerlar geliyor" diyerek duvardan kaçan gared adlı elemana inanmayıp, onu idam ediyordu. jon, nasıl o gün gared'e inanmakta zorlandıysa, bugün de diğer insanların ona inanmakta zorlanmasını izlemek zorunda kalıyor.

    jon-dany diyaloğunda jon'un ölümden geri dönüşünün bahsinin geçmesi olumluydu. böylesine önemli bir şeyin dizide tamamen görmezden gelinmesi canımı sıkıyordu. umarım, dany'nin bu konudaki merakı, onu jon'un geri dönüşüyle ilgili daha fazla soru sormaya iter.

    jon'un, dany'nin önünde diz çökmemesi de ayrıca anlamlıydı. mance rayder, ygritte ve tormund giantsbane ile o kadar vakit geçirdikten sonra, jon'un diz çökmeye pek gönlü olmaması gayet mantıklı.

    dizinin, geçen sezon tyrion'u etkisiz eleman hale getirmesinden şikayet ediyordum ama sanırım bu sezon, her attığı adım hatalı olarak işlenen tyrion'dan çok fena nefret edeceğim. bu dizinin/kitabın ilk satırından itibaren, lannisterların en zeki ferdinin tyrion olduğu işlendi ve cersei, hep salakça hatalar yapan taraf oldu. bunun böyle olmasının bir mantığı vardı ve yaşanan olaylar bu karakterlerin gelişimiyle tutarlıydı. ama, dizi, 7. sezon ile birlikte, bu rolleri değiştirme kararı aldı ve hayatında cepheye adım atmamış cersei'yi, tyrion'un her hareketini tahmin edebilen bir stratejiste çevirdi. cersei konusuna geleceğim ama, tyrion'un stratejik zekasını ondan aldığınızda geriye hiç bir şey kalmıyor. sırf dany çok güçlü oldu diye, tyrion'u gelmiş geçmiş en kötü hand haline çevirmek, bu karaktere yapılan bir vicdansızlıktır ve kitabın en önemli karakterlerinden birinin ırzına geçmektir. casterly rock felaketinden sonra, dizide işlenen hırslı ve atarlı deanerys'in, tyrion'u idam etmemesi için bana tek bir sebep verebilir misiniz? daenerys, 3 günde 2 kere lannisterlara mağlup olan tyrion'a bu saatten sonra nasıl güvenecek? tyrion'un söylediklerini kim, neden ciddiye alacak?

    casterly rock & highgarden
    hazır tyrion demişken, buyrun şenlikli bölümlere geçelim. bu bölümde öğrendik ki, tywin lannister, casterly rock'ı sıfırdan inşa etmiş. yani, yüzlerce yıllık lannister hanedanı, daha önce kayanın üzerine kurdukları kamp çadırında yaşıyormuş. casterly adının, 10bin küsür yıl önceki kahramanlar çağı'ndan kalma ve lannister ailesinden de eski olduğunu ve lannister ailesinin kurucusu kabul edilen lann the clever'ın da o çağda burayı ele geçirdiğini düşünürsek, tywin'in onbinlerce yılda oraya kale yapmayı akıl eden ilk adam olması çok mantıklı evet. tywin kaleyi yaparken, lağım sistemini inşa etme görevi verilen tyrion da, ailesinin onbinlerce yıllık cadırdan götlerini çıkararak kayadan aşağı denize sıçma geleneğine son vermiş meğersem. hani, dizi tarihçeye pek girmiyordu ama girdiği zaman da götünden element uydurmuyordu. bu benim hatırladığım kadarıyla, tamamen yanlış bilgileri "tarihçe" diye verdikleri ilk bölüm oldu. aferin, devam edin.

    geçen bölüm, dany ve tyrion'un hiç bir önlem almadan bütün donanmalarını euron'a yem etmelerini çömezliklerine verdik diyelim. peki, bu bölümde yine hiç bir scout, elçi filan yollamadan, içerisinde bir kaç yüz asker bulunan kaleye bodoslama dalmasını nasıl açıklayacağız? elinizde uçan yaratıklar var arkadaş, gidip kalenin üzerinde bir tur atsanız, içerisinin boş olduğunu göreceksiniz. tarihte, düşman hakkında hiç bir bilgi toplamadan girişilen bir kuşatma var mıdır yahu?

    hadi diyelim bunu da görmezden geldik. euron'un donanmasının da kıtanın diğer yakasına ışınlamasını da görmezden gelmemiz gerekiyor. bu donanmanın, üzerinde ağaç olmayan bir adada, bir ayda inşa edildiğine inandıysak ışınlandığına da inanmamız gerekir bence. önümüzdeki bölüm euron'un gemileri uçarak ejderha kovalarsa, ona da inanırız, önemli değil. alıştık biz saçmalıkları görmezden gelmeye.

    saçmalık demişken, jaime ve cerse'nin dahiyane savaş taktiğine de değinmek gerek. bana göre, dizinin 7 sezondur yaptığı en büyük saçmalık, lannister ordusunun, highgarden'ı 30 saniyede ele geçirmesiydi. bir kere, lannister ordusu dediğin ordu, 1. sezon robb stark ile savaşıp 2 muharebe kaybetti; ondan sonra stannis'i tyrell yardımıyla yendi; sonra da geri dönüp riverrun'ı kuşattı. ama 6 sezondur cephede olan bu ordu, westeros'un en varlıklı ailesinin kalesini 30 saniyede aldı öyle mi?

    6 sezondur tyrell ordusunun tek yaptığı, tywin'e king's landing kuşatmasında yardımcı olmaktı ve tyrell ailesi, martell hanedanıyla beraber, 5 kral iç savaşından neredeyse sıfır kayıpla çıkan 2 aileden birisiydi. dizi senaristleri, bu iki aileyi de, deyim yerindeyse itin götüne soktu resmen. bu bölümde öğrendik ki, euron'un saldırısı, dany'nin gemileri dorne'a ulaşmadan olmuş. yani, martell ordusu hala eksiksiz bir şekilde dorne'da bekliyor, ama bu bölüm, tyrion'u haritalı masada martell güneşini devirirken gördük. yani, başındaki hatun esir düştü diye martell ordusu sahaya çıkmıyor öyle mi? martelller küstü oynamıyor, tyrelller kendilerinin 3'te 1'i gücünde olması gereken bir ordu tarafından bozguna uğratılıyor. bu diziyi yazan beyinsizler bizimle taşak mı geçiyor?

    highgarden ile ilgili tek olumlu şey olenna tyrell'in göründüğü sahneler oldu sanırım. zehiri içtikten sonra, jaime'ye "senin amcık oğlunu da ben zehirledim" demesi, efsanevi son sözlerden birisi olarak tarihe gecti. ben olsam olenna'nın yerinde, iki elimle de orta parmak işareti yaparak son nefesimi verirdim.

    king's landing
    cersei'nin son 6 sezonda yaptığı hataların hepsini rafa kaldırdık. kadın, türk sağı gibi, ne yapsa yanına kar kalıyor. tyrellleri komple havaya uçurdu; bu ailenin en sadık lordu randyll tarly geldi, cersei'ye katıldı!! bakın bu randyll tarly, deli kral'a bile sonuna kadar sadakat göstermiş ve robert baratheon'a hayatının tek yenilgisini yaşatmış bir adam. şimdi bu adam, lordu mace tyrell ve onun iki çocuğunu havaya uçuran kadına hizmet edecek öyle mi? king's landing'i yakmaya kalkan aerys'e ihanet etmeyen bu adam, zor durumdaki olenna tyrell'e ihanet edecek ha? afedersiniz ama sizin yazdığınız karakteri sikeyim.

    cersei, westeros'un her tarafından binlerce takipçisi olduğunu öğrendiğimiz ve westeros'un en büyük dini olan seven'ın liderini yani bir nevi papayı havaya uçurdu; daha bir tane itiraz eden görmedik. tam tersi, cersei'nin palyaçosu euron şehre halkın sevgi gösterileriyle girdi. joffrey'e bok atan; margaery tyrell'e tapan ve high sparrow'un avcunun içine aldığı yoksul halk, artık cersei'yi destekliyor öyle mi? joffrey, iki üç tane çapulcuyu gardiyanlarına dövdürttü diye şehirde nerdeyse ayaklanma çıkıyordu; cersei şehirde bombalı saldırı yaptı, sikine takan yok?

    cersei, iki sezon önce, iron bank'e siktiri çekip onları stannis'in tarafina yollayacak kadar kızdırmıştı. bu sezon, iron bank kendisinin ayağına geldi. çok akıllı(!) karakterimiz cersei, onları "dany'nin köle ticaretini yasaklaması sizin işleri vurmuştur" diyerek ikna etmeye çalıştı.

    iron bank'ı!!
    bravoos'un bankasını?!
    hani şu asıl adı "free city of bravoos" olan şehirden bahsediyoruz.
    valyria'daki efendilerinin zulmünden kaçan kölelerin kurduğu ve köle ticaretinden nefret eden bravoos!

    ulu önder, başkomutan, stratejist cersei, bravoos'un ne olduğunu bilmeyecek kadar geri zekalı mı; yoksa dizi iron bank'ı köle ticaretine yatırım yapan bir kurum olarak mı işlemek istiyor? banka temsilcisi nestoris'in, yatırım yaptıklarını kabul etmeyip sadece "evet köle ticareti yavaşladı" gibisinden bir yorum yapması, ikinci ihtimalin düşük olduğunu gösteriyor. yani, iron bank ikna olmuş değil ve cersei bildiğin gerizekalı.

    gerizekalı demişken, bu bölümde cersei'nin yaşadığı ensest ilişkiyi saklama gereği bile duymadığını da gördük. hani şu, joffrey ve tommen'i ve dolayısıyla cersei'nin tahtta oturmasını gayrimeşru hale getirecek ufak bilgiden bahsediyoruz. cersei değil, imparator palpatine mübarek, zannedersin ki yörüngede death star emirini bekliyor, hiç bir şey sikinde değil hatunun.

    her ne kadar, ellaria ve tyene sand'e yaptığı işkence sahnesi fena işlenmemiş olsa da, cersei'nin 3. sınıf aksiyon filmi kötü adamı tavırları artık iyice sinir bozmaya başladı. ellaria sand'i zindana kitledikten sonra iskeletor kahkahası atıp serçe parmağını dudağına götürecek diye bekledim yemin ediyorum.

    aslında cersei'nin böylesine abartı bir karaktere dönüşmesi, dizinin geçen sezon yaptığı dany'i süper kahraman olarak resmetme hatasının bir sonucu. geçen sezon, dany'i pompaladıkça pompaladılar, onu, ejderhaların üçünü de kontrol edebilen, arkasında yüz bin atlıyla gelen ateş geçirmez bir süper kahraman olarak gösterdiler. şimdi de, tarafları eşitlemek için cersei'yi strateji uzmanı savaş lordu yapıp, ona gökten ordu indirdiler. güzelim hikaye hollywood'un eline kalınca işte böyle piç oluyor anasını satayım.

    winterfell
    kuzeyin en önemli olayı, bran stark'ın winterfell'e geri dönmesiydi. onun sansa ile diyalogu şöyle olur diye bekliyordum.

    - ben her şeyi biliyorum sansa.
    - ne demek bu?
    - bu petyr baelish denilen adam babamıza ihanet etti.

    ama daha çok şöyle gelişti.

    - ben her şeyi biliyorum sansa.
    - ne diyosun?
    - tecavüze uğradığın geceyi gördüm, çok güzeldin.

    oha! yuh! bran oğlum ağaç adamla takıla takıla sen de odun olmuşsun ya.

    cıvıklık bir yana, bran'ın gerçek dünya ile bağlantısını kesmiş bir şekilde işlenmesi isabetli olmuş. geçirdiği zihinsel süreçten sonra hiç bir şey yokmuş gibi hareket etseydi, saçma olurdu. buradaki tek problem, bu her şeyi görme yetisinin, dizinin senaristlerinin elinde piç olacak olması. çünkü, bu gücü istedikleri gibi kullanıp, işinlerine gelen şeyleri gösterecekler, işlerine gelmeyen şeylerde görüntü karlı olacak. jon'un ebeveynlerini, bran'dan öğreneceğimiz kesinleşti gibi, littlefinger'ın sonu da bran yüzünden gelirse mantıklı olur.

    önümüzdeki bölüm şöyle şeyler bekliyorum.

    - jon, gel buraya konuşmamız lazım.
    - buyur bran.
    - seni mağarada kızıl hatunla yiyişirken gördüm, götün çok güzeldi.

    ----

    - sansa, ben artık her şeyi gören üstün akıl oldum, bundan sonra bana bran değil professor x diyeceksin.
    - tamamd-- arya!!! hoşgeldin!!!
    - arya değil, ben artık şekil değiştiren bir katilim bana bundan böyle mystique de.
    - noluyo amk.

    abartmadan söylüyorum, son bölümdeki her sahneyi yerden yere vuran 1000 kelime yazabilirim. başta dediğim gibi, eleştirileri hep dozunda tutmaya çalışıyordum ama artık bu bölümde yaşananlardan sonra oturup mantıklı bir şekilde akıl yürütmenin bir anlamı olup olmadığını bilmiyorum. belli ki, dizinin artık ne kitaptaki hikayeye, ne de karakterlere saygısı var. önümüzdeki bölüm, euron'un gemileri karadan yürüterek, winterfell'e filan saldırmayacağının garantisini verebilen var mı?

    iş artık çığrından çıktı ve buradan sonrası hep yokuş aşağı gidecek. eğer böyle düşünen sadece bensem ve dizi izleyicisi olan bitenden memnunsa, yüzlerce satır zırvaladığım için kusura bakmayın. zaten sinirimden doğru düzgün bir inceleme de yazamadım. ama gerçekten merak ediyorum, kitabı okumayan ve sadece diziyi izleyen birileri bana ne düşündüğünü yazabilir mi? bütün bu saçmalıklar sizin de gözünüze batıyor mu, yoksa ben mi çok kılım?

    ---
    bonus:
    euron greyjoy, jaime'ye "cersei götüne parmak sever mi?" diye sordu.

    evet, dizi bunu yaptı.

    izlediğim bir çok brazzers filminde daha kaliteli senaryo yazıyorlar.

    ben george martin'in yerinde olsam bileklerimi keserdim dün akşam.
20826 entry daha