şükela:  tümü | bugün
140 entry daha
  • "kur’ancı söylemin en temel problemlerinden biri de “ilkesizlik” veya daha az ajite edici bir deyişle “prensipsizlik”tir. bunun en somut örneği ise, bir yandan sünnet, hadis ve hadisle meşguliyeti çok kere aşağılayıcı bir dil ve üslûpla eleştirmek, diğer yandan da hadis ve rivayet malzemesini yeri geldiğinde kendi iddiasına mesnet göstermektir."

    mustafa öztürk'ün bu ifadesi çok haklı bir ifade. ama mustafa öztürk bu türden şeylerden, prensipsizliklerden beri mi peki? veya tarihselcilik kur'ancılıktan çok daha fazla mı tutarlı?

    mesela bir yazısında hadis mecmualarını insanın burnunu pis kokudan düşüren bir çöplüğe benzetirken bir başka çalışmasında zayıf hadislerin ve hatta uydurma hadislerin bile cennet tasvirlerinin tarihselliğini açıklamak için kullanılabileceğini söylüyor. yukarıda söylediği cümlelerle beraber değerlendirin bu durumu.

    mesela mustafa öztürk kur'ancılara modernizm ve fundamentalizm ekseninde hareket ettiklerini söylüyor. sola scriptura 'yı yani bir protestan adetini batının tahakkümü doğrultusunda benimsediklerini söylüyor.

    yukarıda zaten değindim. tekrara düşmek istemiyorum ama kendi fikirleri doğrudan bunlarla ilgili aslında. hatta bazı konularda eleştirdiği kesimlerden çok daha göbekten bağlı.

    türkiye'deki gelenekçi tayfanın çağdaş islam düşüncesi'nin her türlü söylemini, fikir adamını bir zannetmesi ve genelleştirmesi doğrudur. ama bizzat fazlur rahman kendini çağdaş tecdit hareketi çizgisinde veya abduh gibi fundamentallere yakın bir şekilde ve onların yanlışlarını eksikliklerini kapatacak şekilde ve neomodernist olarak tanımlarken niye onu ayrı bir noktada tanımlamak için kasıyorsunuz ömer özsoy'la birlikte.

    geleneği hakkıyla anlayıp moderniteyle hakkıyla mücadele eden biri olarak kendinizi tanımlıyorsunuz ama enfal suresi 60. ayet üzerinden modernistlik ithamı yapıyorsunuz millete, bir de bu ayet üzerinden tarihselciliği temellendiriyorsunuz. halbuki taberi tefsiri'nde bu ayet gayet açık bir şekilde savaş için gerekli her türlü araç olarak tefsir edilmiş. şimdi taberi modernist mi? ha doğru mesele orada at'ın geçmesi.

    dalga geçtiğiniz caner taslaman'ı bile güldürüyorsunuz bu temellendirmeyle;

    "tarihselciliğin en temel eksikliklerinden biri, savundukları yöntemi kuran'dan temellendirememeleridir. yöntemi ne zaman temellendirmeye kalksalar kuran'dan başka türlü anlaşılabilecek bir-iki ifadeyi söylemenin ötesine geçemiyorlar. aleyhlerinde ileri sürülenlere ciddi tek bir cevaplarını ise görmedim. en çok tekrarladıkları ayet ise enfal suresi 60. ayetteki “onlar için gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve besili atlar hazırlayın” ifadesi. “ne yani günümüzde at beslememiz şart mı?” diye soruyorlar. tarihselci fikirleri dile getirenlere, görüşünü “kuran’dan temellendir” dediğimde birçok defa kuran’dan bu ayeti söylediklerini, “haydi birkaç örnek daha ver” dediğimde ise ikinciyi bile söyleyemediklerine tanıklık ettim. tarihselciliği bu ifadeye bina etmeye kalkmak, çok iddialı yüz katlı bir binayı kibrit çöpünden taşıyıcı sütunlara yaslamaya benziyor."

    ki burada o kadar geleneğe saygılı ve tutarlı bir metodolojimiz var iması yapıp kur'ancılara ayetlere olur olmaz anlamlar vermekle itham ederken gidip ümmü'l kura ifadesinden hz. peygamber sadece mekke ve çevresine hitap etmiş gibi bir manayı(ki o diğer açık ayetleri, sünneti ve geleneğin icmada olduğu birçok şeyi görmezden gelinerek yapılır) hadi çıkarttınız diyelim bunu nasıl tarihselciliğe yoruyorsunuz? herşeyi geçelim bu dediğinizden bizans gibi bu bölgenin çok uzağında kalan yerlere elçi gönderirken peygamber vazifesini aşmış gibi bir anlama gelmiş olmuyor mu? olmuyorsa neden olmuyor? (bkz: #70054021)

    allah erkeğin bir adım daha önde olduğu bir toplum tavsiye etmiş olamaz mı yahu? niye bunlar arap kültürünün ürünü olarak tanımlanıyor?

    bunları konuşuyorum çünkü mustafa öztürk ve etkilendiği ömer özsoy tarihselciliği bu tür örnekler üzerinden temellendiriyor. geleneğe vurguları ise kullanıp yok etme amaçlı. burada geleneği örnek gösterip veya çeşitli uygulamaları ve yöntemleri gösterip onlarla hiçbir alakası olmayan bambaşka birşey temellendiriliyor.

    geleneğe zaman zaman olumlu vurgular yapılıyor lakin kendilerine eleştiri gelince geleneğe adeta ışidli muamelesi de yapılıyor.

    işin metodolojik birçok problemi var ve mustafa öztürk'te bunların bazılarını kabul ediyor, karşıt ve cevap olarak verdiği fikirler de bana göre yetersiz. diğer birçok tarihselcide de durum böyle.

    ve genel olarak bu yöntemler ve bu akım tıpkı diğer çağdaş islam düşüncesi akımları gibi zeminsiz. güya krizi çözümlemek için oluşmuş ama salt bir nihilizme varmaktan öteye gidemeyecek.

    tabii bunlara tarihselci kuran anlayışı konusunda değineceğim. burada genel olarak mustafa öztürk'e birkaç eleştiri yönelttim. bu eleştiriler çoğaltılabilir. çünkü o kadar cevaplanmamış soru, ucu açık şeyler ve mustafa öztürk'ün yukarıda verdiklerim benzeri örnekleri var ki.

    her şeye rağmen mustafa öztürk'ün birçok fikrini değerli buluyor ve mustafa öztürk'ü biraz sığ bir şekilde eleştirmeyi bitiriyorum.
4 entry daha