şükela:  tümü | bugün
408 entry daha
  • mimarın çizdiği proje onun telifindedir, olması gereken budur. herhangi bir tadilat halinde binanın detaylarını, inceliklerini, kullanılan malzemeyi en iyi o bildiği için mümkün olan en masrafsız ve kısa sürede sorunu çözebilir. tüm mesleklerde keşke bu şekilde teslim edilen ürün/eserin sorumluluğu bir ömür üreticinin boynunda olsa ve tadilatlar onun iznine bağlı olsa.

    siz istiyorsunuz ki biz kafamıza göre balkonu pimapenle kapatalım, boyasını değiştirelim, balkonu eve katalım vb. sonra da buraya gelip mimarlara sövüp sayıyorsunuz "bütün bu çirkin binalar mimarların eseri" diye.

    mimarlık ve mühendislik, hakkıyla yapıldığında bir meslekten çok bir sanat dalıdır. bunun için devasa müzeler, heykel görünümlü binalar tasarlamaya gerek yoktur. evinin bahçesine istediğin köpek kulübesi dahi çok incelikli ve devrimsel şekilde tasarlanıp, bir sanat eseri olabilir. herhangi bir ressamın, heykeltraşın eserini alıp "buradaki maviyi sevmedim; değiştireceğim" diyemiyorsan kendi evinin bulunduğu yapıya da diyemezsin. "ne alaka? orası benim evim. para verdim, aldım." yeterli bir argüman değil.

    türkiye'de mükemmel bir mimarlık var mı? yok. çoğu bina çirkin mi? evet. ancak bunu mimar-mühendisten çok toplumun taleplerini, laz müteahhit kafasını, denetimsizliği sorgulayarak çözebilirsin. mimarın yetkilerini sorguladığın, "12 sene sonra yine mimara mı gideceğiz?" dediğin takdirde bu yetkilerin daha da kısıtlanmasını talep etmiş ve zaten kuş kadar olan yetkilerin tamamen yok edilmesini savunmuş olursun. ondan sonra da "bu kadar kilim desenli bina nasıl yapılıyor?" diye düşünüp durursun.
340 entry daha