27521 entry daha
  • yazıyı şöyle bir okudum da, yine ağzımdan olumlu hiç bir şey çıkmamış. her hafta yazdığım eleştiri yazılarını okuyup "amma da eleştirmişsin haa" diye bana kızan arkadaşlar rica ediyorum hiç vakit kaybetmesinler. eleştiri okuyup da sadece "çok eleştirmişin" sonucuna varabilmek de bizim eğitim sistemimizin bir sonucu sanırım.

    --- 7x7 the dragon and the wolf spoiler ---

    dragonpit / king's landing
    bundan bir kaç ay önce, bir araya topladığı düşmanlarını, hep beraber havaya uçurmuşluğu olan cersei'nin davetine kim, neden gider bilmiyorum, ama cersei ile oturup anlaşmaya çalışma konseptine başından beri ısınamadığım için son bölümün yarısı hiç bir anlam ifade etmedi bana. tekrar tekrar aynı şeylerden bahsetmek istemiyorum, ancak cersei lannister ile barış görüşmesi yapmak kadar saçma bir strateji olabilir mi, bilmiyorum. cersei'nin, ne kadar güvenilmez olduğunu en iyi bilen kişi olan tyrion'un da, bu görüşmenin en büyük destekçisi olması her şeyin üzerine tüy dikiyor. bu bölümde, tyrion, cersei'yi "westeros'taki en azılı katil" olarak tanımlıyor ancak aynı zamanda bütün dünyanın kaderini, cersei'ye güvenmeye dayalı bir plana bağlayabiliyor. karar versen artık tyrion? azılı katil mi bu kadın, yoksa oturup barış anlaşması yapabileceğimiz kadar mantıklı birisi mi?

    hadi olayın temelsizliğini bir kenara koyalım, dany'nin barış önerisine, cersei'nin ne cevap vermesi bekleniyor ki? "tamam siz gidin kuzeydeki işinizi bitirin, sonra gelir beni rahat rahat öldürürsünüz" mü desin? eğer cersei, işbirliğine yanaşırsa, yeni kurulacak düzendeki yeri ne olacağı tartışıldı mı mesela? eğer bize yardım edersen, casterly rock ve warden of the west ünvanını alabilirsin dendi mi? ona, tahtı bırakıp ailesinin eski topraklarına çekilme opsiyonu sunuldu mu? "biz dünyayı zombilerden kurtarıyoruz, o zaman bize yardım et" argümanının cersei'nin hiç umrunda olmadığının görmek bu kadar zor mu? dizinin sonuna doğru söylediği gibi, cersei'nin bu barıştan kazanacak hiç bir şeyi yok. kuzeydeki savaşın galibi, cersei'nin kellesini almak için king's landing'e gelecek. bunun dany mi, yoksa night king mi olduğu cersei'nin zerre umrunda değil. bu sezon süper-villain olarak resmedilen cersei lannister, gerçekten de, dany'nin kendisini affedeceği umuduyla elindeki bütün orduları kuzeye yollar mı?

    cersei'nin yalan söylemesi ya da bir ihanet planlaması kadar onun karakteriyle örtüşen bir şey yok. dizi, cersei'yi son derece akıllı ve stratejik bir süper kötü adam yapmayı tercih etti ve bunu daha fazla eleştirmek istemiyorum. beni asıl çileden çıkartan, sırf önümüzdeki sezona bir ihanet hikayesi kalsın diye, dany/jon/tyrion üçlüsünün, cersei'nin bütün söylediklerine mal gibi inanıyor olmaları. eğer dizi, cersei'yi, tywin lannister gibi, biraz daha gri bir karakter olarak işleseydi, belki bu "güvenme" olayı anlaşılabilirdi. ama, cersei'yi tyrelleri ortadan kaldırmak için kilise patlatıp harabelerin gölgesinde şarap içen bir psikopata dönüştürdüyseniz, artık ona kimsenin güvenmemesi gerekir. nasıl kimse gidip ramsay bolton ile barış yapmaya çalışmadıysa, ondan daha da pskopat bir karakter olan cersei'nin de yanına yaklaşılmaması gerekiyor.

    dizinin, belki de tarihinde yaptığı en büyük saçmalık, "cersei'yi ikna etmek için wight yakalama planı" idi. sanırım, bunun ne kadar berbat bir senaryo seçimi olduğu konusunda herkes hemfikir. yapımcılar, böylesine berbat bir seçimi hikayenin tam merkezine koyarak resmen 8. sezonun ölü doğmasına neden oluyolar. çünkü, 8. sezonundaki "kötü adam" pozisyonları yine cersei lannister ve night king tarafından doldurulacak ve bu iki karakterin de güçlerinin kaynağı, bu sezon yapılan saçma seçimlerde yatıyor olacak. cersei, dany'e ihanet ettiğinde, hepimiz "eh ne bekliyordun amk" diyip jon/dany'nin salaklığına sinir olacağız, night king ortamı mavi alevlerle şenlendirdiğine de, viserion'un "wight yakalamak" planı yüzünden kaybedildiğini hatırlayacağız.

    bu sezon, cersei'ye damdan düşen donanma veren senaristler, önümüzdeki sezon da kendisine damdan düşen golden company verecekler. alemlerin en ünlü ve en güçlü, kiralık ordusundan 6 sezon boyunca hiç bahsetmediler, ama bu, 8. sezonda ihtiyaçları olduğu için 7. sezonun son bölümünde devreye sokmalarına engel değil tabi ki. üstelik, bunu yaparken, golden company'nin siyasi duruşunu da tamamen gözardı edeceklerine de eminim. targaryen krallarından aegon the unworthy'nin piçi aegon rivers'ın kurduğu golden company'nin, daenerys targaryen'e karşı savaşa katılması bana pek mantıklı gelmiyor, ama tabi dizinin bu saatten sonra böyle detaylara dikkat etmesini beklemek salaklık olur. belli ki, senaristler cersei'yi bir güç odağı olarak tutabilmek için, götlerinden element uydurmaya önümüzdeki sezon da devam edecekler.

    bunlara ek olarak, buluşma sırasında, cersei'nin jon'dan tarafsız olmasını istediği sahneyi de anlamış değilim. eğer barış yapıp, white walkerlara karşı savaşacaksak, jon'un kimin tarafında olduğunun pek bir anlamı olmaması lazım. cersei, bunu white walker savaşı sonrası bir söz olarak istediyse, belki mantıklı olabilir. sanırım, yapımcılar, jon'un dany'nin hizmetine geçişini daha bir dramatik yapmak istediler ve 6 bölümdür "diz çökmem" diyen jon, toplantının ortasında diz çökmeye karar verdi. bir olayı da dramatize etmeye çalışmayın arkadaş.

    hadi onu geçtim, cersei, jon ve dany'e ihanet etmeyi planlıyorduysa, toplantıyı neden terketti? cersei basıp gittiğinde, dany, drogon'a atlayıp ortamı terketseydi ne olacaktı? cersei, ihanet planını nasıl hayata geçirecekti? tyrion'un onun peşinden geleceğini de planladı demeyin bana artık. ha bir de, cersei geri dönüp, "lannister ordusu da kuzeye geliyor" demekle bütün ihanet planını bozmuş olmadı mı? bir sonraki bölüm, lannister ordusunun onlara katılmadığını gören dany ve jon, cersei'nin ihanet ettiğini direk anlamacaklar mı? ortaokullara kompozisyon dersinde mi yazdırıyorsunuz bu senaryoyu yahu?

    tyrion-cersei buluşmasındaki temel sorun, daha önce bahsettiğim gibi, tyrion'un kapıda cersei'den, "dünyanın en azılı katili" olarak bahsedip, içerde ona laf anlatmaya çalışmasında yatıyor. bakın, bana her boku eleştiriyorum diye kızan gençler, bir an için tyrion'un bok kutusundan king's landing'ten kaçtığı sezona gidelim. size o noktada, "cersei'nin ne mal olduğunu en iyi bilen karakter kimdir?" diye sorsam, ne derdiniz? tyrion değil miydi onun ne kadar güvenilmez, ne kadar paranoyak, ne kadar katil ruhlu olduğunu en iyi bilen? zaten, bu sezon da onun ağzından duymadık mı bunu? peki aynı tyrion, hala neyin pazarlığını yapıyor? neden, myrcella ve tommen'in ölümlerinin sorumluluğunu kabul edecek kadar küçülüyor? bana senaryo yaz deseniz, cersei'nin ne mal olduğunu bilmeyen dany'i, barış yapmak isteyen taraf, cersei'yi çok yakından tanıyan tyrion'u da "kız kardeşimle barış filan olmaz onu direk yakalım" diyen taraf olarak yazarım. sizce hangisi daha mantıklı bana bir söyleyin bakayım? "kitap süper, dizi kötü" demekten başka bir şey demediğimi iddia eden genç. kitabı siktiredelim, dizideki tyrion'un cersei'ye güvenmesini bana sen açıkla bakalım.

    (tyrion'un dizinin sonundaki bakışlarından, onun cersei ile anlaşıp dany'e ihanet edeceği sonucunu çıkaranlar olmuş ama senaristlerin bu kadar saçmalayacağına inanmak istemediğim için, bu teoriye pek girmiyorum. bana göre, tyrion'un bakışlarının sebebi, dany'nin jon'a aşık olmasının, işleri daha kompleks hala getirecek olmasıydı. bu aşkın başlaması ile, "dany'nin 1 numaralı danışmanı" pozisyonu da, jon'a geçmiş oldu ve tyrion'un bu yüzden endişeli olması normal. gerçi, bu sezon her söylediği yanlış çıkan tyrion'un, hala nasıl hand olarak kalmaya devam ettiği de ayrı bir soru işareti.)

    tyrion'u hala cersei ile pazarlık yapıyor olmasının daha da saçma hale getiren diğer bir gelişme, jaime'nin nihayet 4. sezondaki karakterini hatırlayıp, king's landing'i terketmesi oldu. dizinin, onun karakterindeki değişimi gözardı edip, jaime'yi hala cersei'nin uşağı olarak tutması beni bayağı bir rahatsız ediyordu, bu hafta nihayet o ızdıraba bir son verildi. jaime'nin bile "aman hocam bu hatunun yanında durulmaz" dediği noktada, tyrion'un hala "ben ailemi seviyorum, gel sana yardımcı olayım cersei" kafasında olması akıl alacak bir şey değil. jaime, sadece cersei'yi değil, doğmamış çocuğunu bile terketti, tyrion hala ağlıyor anasını satayım. yahu, tyrion ve jaime'yi geçtim, kutudan çıkan wight bile direk cersei'ye koştu lan, eleman ölü mölü ama hatunun ne mal olduğunu direk anladı.

    dizi, bu noktada jaime'yi nereye götürecek bilmiyorum. winterfell'deki "valyrian kılıç sahipleri zirvesi"ne o da katılır mı bilmiyorum ama ben hala, jaime'nin cersei'yi öldüren kişi olacağına inanıyorum. hatta, belki önümüzdeki sezon cersei'nin ihanet planını bozan adam bile jaime olur. kendisinin, daha önce ülkenin menfaatleri için tahtın sahibini öldürdüğünü düşünürsek, bunu tekrar yapması hem geçmişiyle, hem de karakterin bugün geldiği yer ile uyumlu olacaktır. umuyorum, dizi, tembel senaryo yazarlığı yaparak bu karakteri de harcamaz.

    king's landing buluşmasındaki daha küçük detaylardan, benim ilk dikkatimi çeken, buluşma mekanının dragonpit olmasıydı. cersei'nin, buluşma için, geçmişte ejderhaların bir nevi hapsedildiği mekanı seçmesi manidardı. dragonpit, aynı zamanda red keep'i de yaptıran maegor the cruel'un zamanında inşa edilmiş. buranın yapılışıyla ilgili ilginç detay, meagor'un, red keep'i yaptırdıktan sonra, buranın gizli tünellerini, geçitlerini ve sırlarını açıklayamasınlar diye bütün işçi, mühendis ve mimarların hepsini öldürtmesi yüzünden, dragonpit'in inşasında kimsenin çalışmak istememesi. maegor, bu sorunu, lys ve votantis'ten usta getirip hapisanelerdeki mahkumları işçi olarak kullanarak aşıyor. dizide daha çok colesseum'u andıran bir harabe seçilmiş olsa da, kitaptaki dragonpit, rhaenys'in tepesinden king's landing'e bakan görkemli bir harabedir.

    dizinin bayıldığı populist uygulamalara, bu hafta eklediklerinin en belirgini, buluşmanın hemen başında hound'un gidip mountain'ı "senin için gelenin kim olduğunu hep biliyordun" demesiydi. burada meşhur fan teorisi cleganebowl'a selam çakılmış oldu ve hound'un, direk abisini öldürecek kişi olduğu söylemesi de, önümüzdeki sezon hound vs mountain kapışmasını izleyeceğimiz anlamına geliyor. kitaptaki binlerce detayı atlayan dizinin, sosyal medyada gereksiz derecede meme haline geldiği için rating getireceği kesin olan bu teoriyi atlamaması beni şaşırttı mı peki? nein!

    wight'ın cersei'ye doğru koştuğu sahnede, zombi gregor'un cersei'nin önüne geçmemesi, büyük ihtimal sahne daha heyecanlı olsun diye oraya konulmuştu, ama ben yine de kıllandım, "acaba gregor, wightlardan korktu filan mı" diye. wight öldükten sonra geride kalanları hayranlıkla inceleyen qyburn'un, "of ben bunla ne 31 çekerim" diyerek, wight'ın bir elini araklaması da gözlerden kaçmadı.

    winterfell
    ooof of.. ömrümü çürüttün winterfell.

    bütün bir sezonu, sansa'ya, kimsenin şaşırmadığı bir ters köşeyi yaptırabilmek için resmen harcadı adamlar. var mı içinizde, sansa'nın arya'yı idam edeceğine gerçekten inanmış olan? zaten, hangi suçla yargılıyacaktı ki arya'yı? kimsenin şahit olmadığı walder frey cinayetiyle mi? yargılanın littlefinger olmasına şaşıran var mı gerçekten? öğrenmek istiyorum, diziyi herkes benim kadar yakından takip etmek zorunda değil, var mı buna şaşıran izleyici?

    ister bana kızın, ister "bir boku da beğenmiyor" deyin ama benim hayatımda gördüğüm en berbat senaryo yazarlıklarından birisidir bu sezonki winterfell olay örgüsü. littlefinger, bütün sezon ne sikime hizmet etti? eğer bir planı vardıysa neydi? sansa ve arya'yı birbirine düşürmek mi? eğer bu başarılı olsaydı, littlefinger'ın eline ne geçecekti? arya'nın yaptığı psikopatlıklar oyun muydu, yoksa arya gerçekten kafayı yedi mi? arya, sansa'dan o kadar nefret etmiyorsa, neden onun üzerine bıçakla yürüdü? eğer, bran'ın lafı, littlefinger'ın idam edilmesi için yeterliyse, bunu neden 3. bölümde yapmadınız? bran, madem her şeyi biliyor, neden 5 bölümdür yarrak gibi oturup kız kardeşlerinin birbirine bıçak çekmesine göz yumdu?

    5. sınıf holivud ters köşesi yapmak uğruna, yazacağınız senaryonun da, yaratacağınız suni gerilimin de, ırzına geçtiğiniz karakterlerin de ta amına koyayım. utanmadan bir de röportaj verip, "sezonun yarısına geldiğimizde, elimizde yeterince senaryo olmadığını farkettik" diyorsunuz. elinizde senaryo olmadığını biz 2 sezon önce farkettik yavrum, milyar dolarlık dizinin adam gibi senaryo yazaracak zamanı ve kaynağı nasıl olmaz, ona vereceğiniz cevap olduğunu sanmıyorum. ama tabi, dizi patladıktan sonra son 2 sezonda hikayeyi götünüzle yazsanız bile rating rekoru kıracağınızın siz de farkındasınız, ben de.

    bütün sezonki saçmalığı bir kenara koyup sadece bu bölüme odaklanmaya çalıştığımda, littlefinger'ın yargılanmasındaki problemleri görmezden gelemiyorum. seyirci, littlefinger'dan nefret ettiği için, belki bu tip bir tek taraflı yargılama sahnesi kimseyi rahatsız etmedi ama tarafları değiştirseydik, acaba bu sahneyi içinize sindirebilir miydiniz? littlefinger, sansa'yı 30 saniyede yargılayıp "her şeyi gören kardeşim senin suçlu olduğunu söyledi" diyip boğazını kesseydi mesela?

    seyirci olarak, biz littlefinger'ın suçlu olduğunu biliyoruz ancak böyle bir karaktere, tyrion'un yargılandığı sahneye benzer bir bölümle gitmek yakışırdı. bu sezon ırzına geçilen littlefinger karakteri, ölüme giderken bile gerektiği saygıyı göremedi. benim bildiğim littlefinger, sansa, kendisine "lysa aryyn'i öldürdün" dediğinde, "sansa, hatırladığım kadarıyla vadinin lordlarına verdiğin ifadede, teyzenin, intihar ettiğini söylemiştin" der, "babamızı öldürdün" dediğinde de "bildiğim kadarıyla babanın bir hain olduğunu kabul ettiğin bir not yazmıştın" diye cevap verirdi. durumdan fırsat çıkarmaya çalışır, starklara "hala işinize yarayabilirim" temalı bir konuşma yapardı, "benim annem türk, devlete hizmete hazırım" filan derdi. ama, yok, bütün bunları yazmak çok zor. bunun yerine, "yapmayın etmeyin lordlar leydiler, neettiysem sansa için ettim" diyip yalvaran bir baelish izlemek zorunda bırakıldık ve adamı büyük baş hayvan gibi boğazını winterfell'in ana salonunda keserek idam etttiler.

    bu mudur starklık? eddard stark böyle mi yapardı, yoksa baelish'i adam gibi yargılayıp, sonra ice ile daha saygıdeğer bir son yolculuğa mı uğurlardı? şu kadarını yapmak da mı zor? littlefinger'a 2 satır savunma metni yazıp, adam gibi bir idam sahnesi çekmek de mi zor? stark çocuklarına "babamızı çok özledik :(" dedirteceğinize, onların babalarının yolundan gittiğini gösterseniz daha anlamlı olmaz mıydı?

    jon'un ebeveynlerinin kim olduğunu yıllardır biliyoruz, ama bu konunun nasıl ortaya çıkacağı meselesi, bizi en çok heyecanlandıran konulardan birisidir herhalde. dizi, nedense, bu açıklama meselesini taksit taksit yaparak, olayın heyecanının gazını kaçırmayı başardı. tower of joy vizyonunda, lyanna'yı gördük, orada annenin kimliği kesinleşti. sonra, gilly'nin notunda babanın kimliği ve jon'un piç olmadığı da ortaya çıktı. bu bölümde de, dizi, bütün olayı resmen gerizekalıya anlatır gibi anlatmayı tercih etti. (gerçi dizinin izleyici kitlesini düşününce pek kızamıyorum adamlara).

    ben hep, jon'un ebeveylerinin kesinleşmesini, jon ile birlikte öğreneceğimizi umuyordum. mesela, jon, annesinin düğün pelerinini bulsun ya da ejderhalara hükmedebildiğini farketsin filan ya da sam, bulduğu evlilik belgesini versin jon'a.. neblim, yeter ki, jon ve seyirci ile aynı anda öğrensin gerçeği ki, beraber şaşıralım, kafamız karışsın. dizi böyle gizemli bir yöne gitmektense, her şeyi gören adam bran'a "you won't believe who jon's real parents are!!" adlı 2 dakikalık youtube vidyosu tadında bir sahne ile açıklamayı tercih etti her şeyi.

    - sam, ben her şeyi görebiliyorum! jon'un soyadı snow değil sand olmalı.
    - rhaegar, lyanna ile evlenmiş jon piç değil!!
    - öhöm!. sand'i nerden çıkardın amk. targaryen!. jon bir targaryen! her şeyi görüyorum ben, söylemiş miydim? baban ve kardeşini senin yenge yaktı bu arada!!

    dizi, hem ebeveynleri kesinleştirdi, hem de jon'un gerçek isminin aegon targaryen olduğunu açıkladı ki, bunu duyunca hemen google'a koştum ve dizinin rhaegar'ın elia martell'den olan ilk oğlunun adından daha önce bahsedip bahsetmediğini araştırdım. tahmin ettiğiniz üzere, dizi bundan bahsetmiş. oberyn-mountain kapışmasında, aegon'un adı geçmiş. yani, dizi izleyicileri de, rhaegar'ın ilk oğlunun adının aegon olduğunu biliyor. rhaegar, ilk ve üçüncü çocuğuna aynı ismi koydu öyle mi?

    - çocukların isimleri ne olsun rhaegar?
    - aegon, rhaenys.. hmmmm ya uğraştırma beni üçüncüsü de aegon olsun amk.

    sonra bana diziyi eleştiriyon diye kızıyorsunuz bak. oldu olacak jon'un ismini küçük aegon koysalarmış,

    - aegon koş halanı sikiyolar
    - biliyorum.

    jon'un kitaptaki gerçek ismi için favorim aemon, plasem de jaehaerys, dizinin aegon ismini seçmesinin sebebi, dizi izleyicisinin daenerys'ten başka bildiği tek targaryen isminin aegon olmasıdır sanırım. viserys bile unutulmuştur tahmin edersem. senaryo artık, sana bana değil, dizinin meşhur olduğunu duyduktan sonra olaya giren ve ensest seks sahnelerini gözünü kapayarak izleyen emekli yurdagül teyze'ye göre yazıldığı için, aegon isminin seçilmesi normal. dua ediyorum jon'un gerçek ismi ceyar falan çıkmadı, çünkü dizinin geldiği pembe dizi konseptine çok iyi uyardı.

    bu noktada tek merak ettiğim, bran'ın neden, "jon'a kim olduğunu söylememiz gerek" dediği. belli ki, jon'un targaryen olmasının bir önemi var ve bran da bunun farkında. dizinin ne kadar sığ gittiğini hesaba katarsak, bu "önem" büyük ihtimal rhaegal'ın sürücüsü olmak olacak. yani önümüzdeki sezon, genç aşıklar ceyar ve dany'i, gökyüzünde salto yaparken göreceğiz gibi. dizi bu çifti, çocukları eddard targaryenoğlu ile gülüp eğlendikleri mutlu bir sona doğru koşturursa, bugün yazdığım yazılara "ağır" diyenler, önümüzdeki sezon yazdıklarımı okurken yurdagül teyze gibi gözlerini kapamak zorunda kalacaklar, şimdiden uyarıyorum.

    aşk gemisi
    dizide şuna benzer bir diyalog mu vardı yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum?

    - kraliçem siz kuzeye drogon ile gidin.
    - yok jorah, jon ile gemiye bineyim diyorum ben.
    - aman kraliçem fırtına filan olur.
    - olmaz olmaz, gemi iyidir.
    - kuzeyliler size bişiy yaparlar bak.
    - bişolmaz jorah, endişe etme.
    - kraliçem!!
    - efem jora?
    - inanma seni sikecek!!

    adam haklı çıktı yanlız. gerçi, jon ve dany 6 bölümdür bir ön sevişme halindelerdi, iyi oldu olay nihayete bağlandı.

    benim hatırladığım kadarıyla, dizi ilk sezonda mirri maz duur'un dany'nin çocuğu olmayacağıyla ilgili kehanetini işlememişti (düzeltme: işlemiş ama sadece khal drogo'nun tekrar iyileşmesiyle ilgili bir kehanet olarak işlenmiş. yani, senin çocuğun olmayacak kısmı atlanmış) ama kitaptaki kehanet şu şekilde,

    "when the sun rises in the west and sets in the east, when the seas go dry and mountains blow in the wind like leaves. when your womb quickens again, and you bear a living child. then he will return, and not before."

    alın size, dizinin, olayı dramatize etme çabalarından bir başkası daha. eğer bu kehanet dizide de gerçekse, mirri maz duur'un bahsettiği olaylardan hangileri gerçekleşti ki, dany'nin çocuğu olacak?

    kitaba bakarsak, batıdan doğup doğuda batan güneşin, quentyn martell olduğunu söyleyebiliriz. "kuruyan deniz", dothratki denizinin kuruyup bitkilerin ölmesi ve dağların rüzgarda uçuşu da, meereen'deki viserion ve rhaegal tarafından küle dönüştürülen piramitler olarak okunabilir. zaten, son kitapda dany'nin tekrar adet gördüğünü de biliyoruz ki, bu da kehanetin gerçekleştiği anlamına geliyor. ancak, dizide bu olayların hiç birini görmedik, hatta kehanetin kendisini de duymadık. yapımcılar, önümüzdeki sezon, dany hamile kaldığında, "bakın dany'nin çocuğu olmaz demiştik ama nasıl ters köşe yaptık di mi heheheh :p" diyebilmek için, böyle yarım yamalak bir işe kalkıştılar. şaşırdık mı? tabi ki hayır.

    wall
    duvarın yıkılışı görsel açıdan oldukça etkileyici bir sahne oldu. ama nedense, ben "8000 yıllık duvar, wight yakalama planı yüzünden çöktü" diye düşünmekten bu görsellikten de zevk alamadım. kitapta bunun aynı şekilde olup olmayacağından pek emin değilim. kitaptaki duvar, bir buz kütlesinden daha çok, bir büyü barikatı olarak tanımlanıyor ve bu barikatı aşmak için mavi ejderha ateşi yeterli olur mu bilmiyorum. sanki, horn of joramun gibi başka bir büyünün de yardımı olsa daha tatmin edici olur gibi geliyor. eğer, kitapta da, bunu yapan viserion tepesindeki night king olacaksa, en azından "wight yakalama planı" olmayacağından eminim tabi.

    bu arada, night king, şu an winterfell'den viserion uçuşuyla yarım saat uzaklıkta. eğer kendisi, euron'un gemilerinin hızıyla hareket ederse, 30 saniye sonra winterfell'i kuşatmış olmalı. bu arada aşk gemisi, ışık hızının %45'i gibi bir hıza çıkamıyorsa, night king'in, winterfell'e dany ve jon'dan daha çabuk ulaşması lazım. ama tabi, night king'in ordusunu 7 sezonda 400 metre ilerlettiğini düşünürsek, sanırım winterfell kuşatmasını 17. sezonda izleriz gibi geliyor. dalga geçiyormuşum gibi geliyor size ama hangi ordunun/karakterin ne hızla hareket edeceğine dair en ufak bir fikri olan var mı? bütün sezon işine geleni teleport eden, işine gelenin ayağına prangalar bağlayan dizi, resmen uzay-zaman kavramını maymuna çevirdi. kimin ne zaman nerede olacağını tahmin edebilen varsa, bana da anlatsın bir zahmet.

    ---
    bütün sezon mızmızlamalarımı sabırla okuyup bana bir sürü mesaj atan arkadaşlara teşekkür ediyorum.
16391 entry daha