şükela:  tümü | bugün
120 entry daha
  • dilbilimcilerin ders kitaplarından belki hatırlayacağı bir case study vardır. bir aile, karı koca sağırlar. bir çocukları oluyor, o da sağır doğuyor. haliyle işaret diliyle anlaşıyorlar vs. ikinci çocukları doğduğundaysa çocuk sağır doğmuyor, duyabiliyor. aile de çocuğun sözel dilinin gelişimine engel olmamak için mümkün mertebe evde televizyon açıyor. aslında sağır olan da televizyon izliyor ama duyan kardeş katılınca açılan kanalların diline dikkat eder oluyorlar. fakat bu durum “duyan” çocuğun sözel dil gelişimine neredeyse hiç katkı sağlamıyor. özetle çocuk televizyondan dil falan öğrenemiyor.

    buna benzer çalışmalar hala çokça sürdürülüyor. sadece dil alanında değil tabii (children of deaf adults - coda - diye geçer literatürde), ama dil konusunda çalışanlar (özellikle fin’ler çok çalışıyor) sağır ailede yetişen çocuğun sözel dil gelişimine televizyon gibi araçların neredeyse hiçbir katkı sağlamadığını ortaya koyuyor. sonradan bu çocuklar anaokuluna falan gidince biraz tökezleyip ardından hızlıca toparlıyor. bir diğer meşhur case’lerden biri de sağır anne’nin (yalnız ve çalışan bir anne) duyan oğlu. yine bu yöntemle dil falan öğrenemiyor. sonra okula başlayınca toparlıyor. ardından kadının bir oğlu daha oluyor, o da evde “diyalog” olmadığından dile pek maruz kalmıyor (çünkü sadece abi’si sözel dil kullanıyor ve evde kimseyle konuşmadığından bebek maruz kalmıyor) ancak sonra en küçük kardeş de anaokuluna başlayınca biraz tökezliyor. bu sefer abisinin yardımıyla daha hızlı toparlıyor… (eğer bu ailenin üçüncü bir duyan çocuğu olsaydı, o muhtemelen doğuştan hem sözel dil -abileri arasındaki- hem de işaret diline maruz kalacağından ikisini de daha rahat öğrenecekti. böylelerine "bimodal bilingual" deniliyor).

    yukarıdaki mevzuları anlatma sebebim, özellikle dil öğrenimin tekniklerinde, sınıf içi etkileşim gibi konuları çalışanların akademisyenlerin altını çizdiği noktayı vurgulamak: çocukların öğrenimlerinde (dil de dahil) etkileşim olmak zorunda, yoksa hiçbir halta yaramıyor. yani çocuk salt gözlemle tümden gelim-tüme varım yapabilecek bir algılama yapısı geliştirmiş değil. dolayısıyla televizyonu açıp dil öğrenmesini bekleyemezsiniz.

    çocuğu konuşmaya başladıkta 6 ay sonra gibi ebeveynleri deli eden bir olay vardır ya, “bu ne? bu neden var?” kısmından önce başlayan, her yeni öğrendiği şeyden “onay” alma ihtiyacı. örneğin yeğenim annesine soruyor “anneee o nee” diye, gürültüyle geçen şey dikkatini çekiyor. annesi “ambulans kızım” diyor. sonra çocuk bana dönüp “dayııı bak ambulans. dayıııı ambulans. bak ambulans” diye tuttuyor. dönüp “evet, ambulans” demediğim sürece bir “onaylama” olmadığından aslında ambulans olduğu bilgisini kaydedemiyor (ve devamlı soruyor). çünkü aslında o sırada ambulansı eliyle göstermiş oluyor mesela, eliyle gösterdiği noktanın gerçekten ambulans olduğu, duyduğu sesle ilişkilendirilmesi, “ambulans”ı iyi kötü telafuz edebilip edemediği, bir yığın parametre olarak bölünüp beyninin derinliklerinde saklanıyor… çocuklar bu “onaylama” ihtiyacını televizyonla karşılayamayınca, televizyondan kolay kolay “ambulans”ın ne olduğunu öğrenemiyor. bu yüzden genelde televizyonda gördüklerini size gösterip “bak aslan” falan derler. daha önce öğrendiği "aslan" bilgisinin doğru olup olmadığının onayını alırlar sizden.

    “bebeklere tablet ve telefon kullandırtmak” konusunda da insanlarda çokça görüyorum “bari ingilizce öğrensin” diye ingilizce bir şeyler açıyorlar ancak aile içinde ingilizce hiçbir etkileşim yok. hal böyle olunca belki örneğin renkleri öğrenmeye başladığında bir şeylere “pink” diyebilecek hale gelir ama “look uncle, this is pink!” diyecek hale gelemiyor. öte yandan hafıza oyunları, minik puzzle’lar, tabletin gyroscope’unu kullanarak oynanan oyunlar feedback de sağladığından çocukta hem motor hem de cognitive bir takım gelişmeler sağlayabilir gerçekten de.

    bunları yazma sebebim, ister “bir nefes alayım” diye çocuğa verin, ister “bir şeyler öğrensin” diye verin akıllı cihazlarınızı, çocuğun algılama sürecine bir bütün olarak destek vermediğiniz sürece fayda sağlamayabilir.

    her anne/baba çocuğunun ufacık bir hareketini gördüğünde çocuğunu süper zeki zannedebiliyor çünkü böyle olmasını istiyoruz ve bu konuda bir önyargımız, eğilimimiz var. yeğenim daha yeni doğduğunda, henüz katı yemek yiyemeyecek yaşlardayken eline ekmek alıp ağzına götürdüğünde herkes “ooo kızımız nasıl da akıllı!” tribine girdiğinde, “mal mısınız, içgüdüsel yapıyor onu al bak” diye elimdeki national geographic dergisini uzattığımda onu da ağzına götürdü. eee noldu şimdi çocuk dergi yemeye çalışıyor, bu durumda gerizekalı mı? tabii ki değil (ama ortamda nefret edilen adam ben oldum orası ayrı). çocuğunuzun akıllı telefonları kullanabilmeleri hem onların muazzam esnek beyinlerinin bir başarısı hem de telefonu / işletim sistemini tasarlayanların, ama her ne kadar gerçekten de şaşıracak şeyler görseniz de (reklamları geçmesi gibi) bundan kendinize genetik bir başarı atfetme yanlışına düşmeyin.

    her şey bir yana, küçük yaşta çocuk telefona vs. alışınca hakikaten sonradan sürekli ister hale gelebiliyor, uyku saatini kaçırıyor vs. bunu kesinlikle çocukla biraz pazarlık, biraz da öğrenilmiş bir durum haline getirmek gerekiyor. örneğin sadece anne ve babanın telefonunu kullanabileceği, onların da izin verdiği durumlarda kullanabileceği gibi durumlar öğretilebilir, çok zor değil. özellikle son yıllardaki çalışmalar aslında “dolaylı yoldan” hand-held cihazların bebeklerdeki dil gelişimine olumsuz etkide bulunabildiğini gösteriyor, ancak bu “dolaylı” çünkü çocukların uyku saatini kaçırdığı, uyku düzensizlikleri yaşadığı durumlarda zihinsel gelişiminin yavaşlaması ve bunun da en çok dil gelişimindeki yavaşlamanın gözlenebilmesiyle ifade ediliyor. kısacası uyku düzeninin içine etmeyecek şekilde tablet verirseniz ve tablette maruz kaldığı dili aile içinde de kullanırsanız dil gelişimine katkı bile sağlar.

    disclaimer notumuzu da ekleyelim: pedagog falan değilim, meraktan benimkiler. applied psycho-linguistics çalışanları dinleyin, beni değil. ha bir de, direkt tablete bakıp patır patır bir sürü dil öğrenen bir çocuk gördüm ama otistikti kendisi. onların zihinsel yapısı istisnai zaten.
85 entry daha