şükela:  tümü | bugün
265 entry daha
  • rus imali hava savunma sistemi.

    gelin ben size işin özünü anlatayım.

    bir ülkenin hava savunma sistemi sadece füzeye veya sadece uçağa bağlı olamaz. eğer amerika gibi izole bir coğrafyada değilseniz silah olarak füze+uçak kombinasyonunu kullanmak durumundasınız.

    hava savunma sistemleri alçak irtifa ve orta-üst irtifa olarak kabaca ikiye ayrılıyor. alçak irtifada omuzdan veya kundağı motorlu bir araçtan ya da sabit bataryalardan atılan füze sistemleri ile eski model klasik uçaksavar topları kullanlıyor. orta-üst irtifa içinse s-400, nike vb sistemler var.

    bundan başka işin diğer bir boyutu ülkenin radar kaplamasının tam olması ve radarların gerektiğinde birbirilerini örtmesi. bu nedenle sabit ve hareketli radar istasyonları da kombine kullanılıyor.

    uçak ise artık en son savunma hattı. uçaklar kalkmaya başladığında düşman artık çok yakında demek.

    şimdi s-400'ün tek başına alınması bölgesel koruma anlamında çok caydırıcı bir olay. ancak bunu ülkenin geneline yaymak ve ülkeyi bir şemsiye gibi koruyan bir ağ kurmak lazım.

    radarlarımız sorunsuz gibi dursa da ülkenin ciddi bir alt irtifa korumasına da ihtiyacı var. bundan başka s-400 sistemini belki şimdi alınandan daha fazla almak lazım. uçak olayı ise şu anda çok kötü durumda. hava kuvvetlerinde çok ciddi bir yetişmiş eleman sıkıntısı var ve bu durum elbette uçakları kullanacak pilot sınıfını da kötü etkilemiş durumda.

    s-400 entegre olacak mı, kaynak kodları ne, dost-düşman tanıma (bkz: iff) yapamıyormuş falan feşmekan bunları geçiniz. bunlar kulaktan dolma duyulan kahvehane ağızları. o alım sözleşmesi imzalanırken bu tip detayların üzerinden daha en başında geçiliyor. siz sanıyor musunuz ki füze almak isteyen şekline şemaline bakıyor, aldıktan sonra "aaa dur bakalım bu bizi tanıyacak mı acaba" diye araştırıyor! o anlaşma yapılmadan önce belki 100 defa üzeriden geçiliyor, inceleme yapılıyor hem ssm'de hem kuvvette, hem genelkurmay'da. birinden kaçarsa diğeri soruyor zaten.

    iff dediğiniz sistem küçük bir kutu ve bu kutuya periyodik olarak yüklenen yazılım kodlarından ibaret. biz zaten kendi iletişim kodlarını yazıyoruz. o kutuyu alıp s-400'ün görev bilgisayarına entegre edecekler olay bu.

    nato sistemine entegre olma filan geçiniz bunları. nato eski nato değil. yıkılan sovyetler sonrası dümenden rus tehdidi çıkarıp eski mantığını ve gücünü korumaya çalışan ama netice itibariyle işlevsiz kalan bir yapıdır nato ve artık amerikanın dünya üzerindeki çıkarları için yedekte tutulan bir sopadan başka bir özelliği yoktur. dolayısıyla aldığın füze o sisteme entegre olmasa da olur. buyrunuz yunanistan'ın aldığı s-300'ler paşa paşa yatıyor adalarda. nato bünyesine eski demirperde ülkelerini doldurdular, sanki hepsi gidip amerikan silahı mı aldı? hala t-serisi tanklarla, brdm'lerle, mi'lerle, mig'lerle takılıyor adamlar. abartmayın bazı şeyleri komik oluyorsunuz, kulaktan dolma yazdığınız o kadar belli oluyor ki.

    edit: #70755365 numaralı entry'de eski büyükelçi şükrü elekdağ tarafından eleştirilmiş bu alım.

    bilemeyen genç arkadaşlar olabilir, şükrü bey büyükelçilik zamanlarında ve daha sonraki milletvekili olduğu dönemde isabetsiz analizleriyle bilinen biridir. bu sisteme karşı olma nedenini de nato uzun menzilli radar ve onun bilgi aldığı abd uydu sistemine entegre edilememesi sonucu füzelere karşı kullanılamayacağı olarakbelirtmiş ve sistemin yalnızca uçaklara karşı etkin olacağını söylemiş. bunun yerine fransa-italya konsorsiyumu imali başka bir sistemi işaret etmiş.

    şimdi bu açıklamayı (bizzat isim vererek başka bir silah şirketinin reklamını yapmadığını varsayarak) iyi niyetle değerlendirdiğimizde büyük bir yanlış yönlendirme yaptığını söyleyebiliriz. s-400'ün ürün kataloğuna bakarsanız +/-600 km menzilde füzeler de olmak üzere +/-300 hedefi izleyip neredeyse 100 küsür tanesine aynı anda kilit atabildiğini görürsünüz. nato erken uyarı sistemi dediğiniz şey nato üyesi ülkelerin radar ağlarından alınan bilgilerin online paylaşıldığı bir ağdır. yani size x lokasyondan füze atıldığında orayı görecek radarınız yoksa oraya en yakın nato radarı size bilgi verir.

    gelgelelim sizin size atılan bir füzeyi durdurmanız için +/- binlerce km'ye ihtiyacınız yoktur. günümüzdeki çatışma durumları hazırlıklı olarak beklenilen durumlardır ve bu tip erken uyarı sisteminin asıl amacı eskiden sovyetlerden bir anda atılacak olan onlarca icbm'yi erkenden tespit etmek içindi. aslında içindi diyorum çünkü hem o dönemler geçti hem de artık tehditler farklı yerlerden de gelebiliyor. mesela bizim güneyimizde nato üyesi ülke var mı? yok. peki oradan atılan füzeyi mesela ışid salladı attı 5-10 tane scud, hangi erken uyarı sistemi gösterecek? (oraya bakan bir istihbarat uydusu yoksa, olsa bile abd tüm istihbaratı anlık paylaşmıyor canlarım sizinle, yani sürekli online durumda bir flight radar benzeri bir site yok uçan her şeyi gösteren.)

    şükrü bey'in çuvalladığı nokta bu işte. balistik füzeler gibi hedefleri siz anca yakın mesafeden kilitlenip yokedebilirsiniz, 2500 km'den zaten kilit atamazsınız. yani size akdenizin ortasından atılan bir füzeyi 3 dakika erken öğrenmeniz elbette önemlidir ve hazırlıklı olmanız için fırsatınız olur ancak bu durum sistemleriniz komple kapalıyken ancak size avantaj sağlar. eğer sistemi açık tutarsanız sürekli, yani s-400'ün arama radarı sürekli arayış içinde olursa +/-600 km alan sürekli taranır ve hedef görürse kilitlenirler. dolayısıyla sizin erkenden uyarılmaya vs ihtiyacınız olmaz. işte tüm entegrasyon işinin olayı budur.

    şükrü bey'in bence hoş olmayan bir şekilde farklı bir füze sistemini işaret etmesi doğru değil. reklam mı yapılıyor o haberde ben anlamadım. ayrıca ruslar gibi hava savunma sistemleri konusunda amerika'dan bile üstün sistemler üreten ve sistemleri defalarca kanıtlanmış işler yapan (doğru/yanlış orasını tartışmıyoruz) bir ülke (rusya) ile bu alanda daha önce kanıtlanmış başarılı bir sistemi üretmeyen 2 farklı ülkenin ortak sistemini işaret etmesi (bu sistemi kullanan 4 ülke var, 2 tanesi üreticisi olanlar ki onlar zaten kullanmak zorunda yoksa satamazlar, ingiltere ve sonuncusu da avrupa'da üretilen her silah bokunu satın alan suudi arabistan) ve bizim devlet adamların o pek sevdiği bir türlü bitmek bilmeyen teknoloji transferi hikayesine bel bağlaması ne denli doğru? ruslar teknolojik sırları vermez demiş. he babam, avrupalılar veriyor değil mi o sırları?! bu teknoloji transferi muhabbetini f-35 ve a-400m içinde çok yaptılar, ama içyüzünü kimse bilmiyor elbette. adamlar bunu her istedikleri için koz olarak kullandı, bakın şunu şunu yapmazsanız alırız elinizden bu hakkı dediler. peki şimdi ne yapıyoruz bu kapsamda? al buyur a-400'de sana kaportacılık yaptırıyorlar, asıl önemli olan aviyoniklere, motorlara vs. vs. diğer elektroniğe giremiyorsun bile. teknoloji transferine bak peeeh.!!! (yapılan işi küçük görmüyorum ancak durum bu maalesef.)

    size olayı şöyle anlatayım, s-400 ve öncesi sistemler feci etkilidir. kimse bilmiyor, bundan birkaç sene evvel ırak karışmaya başladığında rusya güneyimize indirdi o sistemleri suriye'ye filan. (amerikalılar da ırak'ın kuzeyine yığdılar benzer şeyler.) bizim pilotlarımız kendileri söylüyordu, daha malatya'dan, diyarbakır'dan kalkar kalkmaz kilit yemeye başlıyoruz diye.adamlar çekinir oldular suriye sınırında keşif yaparken, ne anlatıyorsunuz siz kardeşim, s-400 gibi sistem şu anda keşke daha fazla alınsa. yunanistan s-300'leri adalara koydu, bizim ekipten kilit yemeyen kalmadı o bölgede. entegre miydi o sistem nato'ya? değil, eee ama caydırıcı oldu bizim taraf açısından...

    bir de nedir bu nato entegresi olayının kastırılıp durmasının önemi nedir yahu? entegre olursa bile amerika kalkıp bize füze atarsa bir yanda da ben size füze attım diye radar ağından bilgi mi geçecek bize? yani o ağı kapamayacak elemanlar he mi?! ya zaten olay o noktaya gelirse dünya karışmış demektir meraklanmayın biz sadece figüran durumundayızdır.
45 entry daha